<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yüksekova Halkın Sesi | Yüksekova Haberleri | Hakkari Haber</title>
    <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com</link>
    <description>Yüksekova Halkın Sesi, Yüksekova Haberleri, Yüksekova Gündemi, Yüksekova'da Haber, Yüksekova Haberler, Hakkari haberler, Yüksekova Kaza Haberleri,  Yangın haberleri, Kavga Haberleri, Uyuşturucu haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 06 Jun 2026 01:26:23 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA["Prostat kanseri tedavisindeki gecikme, idrar kanalına baskı oluşturabilir"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/prostat-kanseri-tedavisindeki-gecikme-idrar-kanalina-baski-olusturabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/prostat-kanseri-tedavisindeki-gecikme-idrar-kanalina-baski-olusturabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prostat kanserinde tedaviye erken başlamanın önemine dikkat çeken Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, "Prostat kanseri zamanında tedavi edilmezse, zamanla büyüyerek idrar kanalına baskı oluşturabilir. Böyle hastalarda idrar yapmayla ilgili bazı şikâyetler meydana gelir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prostat kanserinin erkeklerde en sık görülen kanser türü olduğunu, kansere bağlı ölümlerde ise ikinci sırada yer aldığını işaret eden Liv Hospital Samsun Üroloji Kliniği’nden Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu.</p>

<p>"Erken dönemde belirti vermeyebilir"</p>

<p>Prostatın erkeklerde bulunan, yaklaşık olarak bir ceviz büyüklüğünde, mesanenin altında yerleşmiş, üreme faaliyetleri için çeşitli salgılar üreten bir salgı organı olduğunu belirten Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, "Genellikle 65 yaş üstünde görülen prostat kanseri, erken dönemlerinde hiçbir belirti vermeyebilir. Fakat tedavi edilmezse, zamanla büyüyerek idrar kanalına baskı oluşturabilir. Böyle hastalarda idrar yapmayla ilgili bazı şikâyetler meydana gelir" diye konuştu.</p>

<p>"Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar"</p>

<p>Prostat kanserinde en önemli risk faktörlerinin yaş ve aile öyküsü olduğunun altını çizen Opr. Dr. Cavıldak, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>"Prostat kanserinde yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. 70 yaş üzeri erkeklerin yüzde 50’sinde, 90 yaş üzerindekilerin de hemen hemen hepsinde mikroskobik düzeyde prostat kanseri tespit edilmektedir. Hastalığa 50 yaşından genç bireylerde sık rastlanmamaktadır. Bu yüzden erken teşhis için 50 yaşın üstündeki erkeklere prostat kanseri taraması önerilmektedir. Yapılan çalışmalar hastaların yaklaşık yüzde 15’lik bir bölümünde diğer aile üyelerinin de prostat kanseri öyküsü olduğunu ortaya koymuştur. Prostat kanserinin oluşmasından sorumlu kimi gen grupları tanımlanmıştır. Bunların yanı sıra, obezite ve sigara kullanımı da prostat kanseri için tanımlanan risk faktörleri arasındadır."</p>

<p>"Gece sık idrara çıkma ve idrarda zorlanmaya dikkat"</p>

<p>Lokalize (prostata sınırlı) prostat kanserinin sıklıkla hiçbir belirti vermeden geliştiğini ifade eden Opr. Dr. İ. Kıvanç Cavıldak, prostat kanserinin izlenebilir belirtileri hakkında şunları söyledi:</p>

<p>"Özellikle geceleri sık idrar çıkma ihtiyacı, idrar yapmaya başlarken ya da durdururken zorlanma, damla damla, kesintili idrar yapmak, cinsel ilişki sırasında ve boşalma anında ağrı, yanma, acı hissetmek, cinsel ilişki sonrası boşalma miktarında azalma, idrarda ya da menide kan görülmesi, ereksiyon sırasında zorlanma."</p>

<p>"Tedavi gecikirse hastalık ilerliyor"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarama testi yaptırmayan ya da tanı almış olmasına rağmen rutin kontrollerini aksatan kişilerde prostat kanserinin tedavisi geciktiğinin altını çizen Opr. Dr. Cavıldak, bu durumlarda hastalığın ilerlemeye başladığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/prostat-kanseri-tedavisindeki-gecikme-idrar-kanalina-baski-olusturabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/06/10-132.jpg" type="image/jpeg" length="50966"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuk Aritmi Merkezinde 2023’ten bu yana 250’den fazla ileri düzey işlem]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/cocuk-aritmi-merkezinde-2023ten-bu-yana-250den-fazla-ileri-duzey-islem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/cocuk-aritmi-merkezinde-2023ten-bu-yana-250den-fazla-ileri-duzey-islem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Aritmi Merkezinde 2023 yılından bu yana 250’den fazla elektrofizyolojik çalışma (EPS), ablasyon, kalp pili ve ICD işlemi başarıyla gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DÜ Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Çocuk Aritmi Merkezi, son yıllarda gerçekleştirdiği ileri düzey girişimsel işlemler, güçlü teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en önemli çocuk ritim bozukluğu merkezlerinden biri haline geldi. Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı bünyesinde hizmet veren merkezde, 2023 yılından bu yana 250’nin üzerinde elektrofizyolojik çalışma (EPS), radyofrekans ablasyon, irrigasyonlu radyofrekans ablasyon, kriyoablasyon, kalp pili (pacemaker) ve implantable kardiyoverter defibrilatör (ICD) işlemi başarıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Merkezin sorumluluğunu yürüten Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Türe, çocukluk çağında görülen ritim bozukluklarının erken tanı ve doğru tedavi ile büyük oranda kalıcı olarak tedavi edilebildiğini belirtti. Doç. Dr. Mehmet Türe, çocuklarda çarpıntı, bayılma, göğüs ağrısı, egzersiz sırasında nefes darlığı veya ani bilinç kaybı gibi belirtilerin ritim bozukluğunun habercisi olabileceğini ifade ederek, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Çocukluk çağında görülen birçok ritim bozukluğu ilaç tedavisi veya kateter ablasyonu ile tamamen tedavi edilebilmektedir. Özellikle sık tekrarlayan çarpıntı atakları yaşayan çocuklarda elektrofizyolojik çalışma sayesinde ritim bozukluğunun mekanizmasını belirliyor ve aynı seansta ablasyon tedavisi uygulayabiliyoruz. Böylece çocuklarımız ömür boyu ilaç kullanmak zorunda kalmadan sağlıklı yaşamlarına devam edebiliyor."</p>

<p>"Artık hastalar başka illere gitmek zorunda kalmıyor"</p>

<p>Doç. Dr. Mehmet Türe, geçmiş yıllarda ileri düzey çocuk aritmi hastalarının farklı merkezlere sevk edildiğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>"Merkezimizde son teknoloji üç boyutlu elektroanatomik haritalama sistemleri eşliğinde elektrofizyolojik çalışmalar, radyofrekans ablasyon, irrigasyonlu temas kuvveti destekli ablasyon uygulamaları ve kriyoablasyon işlemleri gerçekleştiriyoruz. Ayrıca kalp pili ve ICD implantasyonları da yapıyoruz. Daha önce şehir dışına sevk edilen birçok hasta artık tedavisini Diyarbakır’da alabiliyor. Bu durum hem ailelerimizin maddi ve manevi yükünü azaltıyor hem de çocuklarımızın tedaviye daha hızlı ulaşmasını sağlıyor."</p>

<p>Dünya standartlarında kullanılan bu üst düzey tanı ve tedavi sistemleri sayesinde özellikle karmaşık ritim bozukluklarında yüksek başarı oranları ve maksimum hasta güvenliği sağlanıyor.</p>

<p>Merkezde yalnızca ritim bozukluklarının kateter yöntemleriyle tedavisi değil, doğumsal veya sonradan gelişen ileti sistemi hastalıklarında kalp pili implantasyonu ile ani kardiyak ölüm riski taşıyan seçilmiş hastalarda ICD implantasyonları da başarıyla uygulanıyor. Ayrıca çocuk hastalarda transvenöz ve epikardiyal kalp pili uygulamaları ile ICD implantasyonları uluslararası standartlarda gerçekleştiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/cocuk-aritmi-merkezinde-2023ten-bu-yana-250den-fazla-ileri-duzey-islem</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/06/60-275.jpg" type="image/jpeg" length="17697"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir, ayak sağlığı için kişiye özel çözüm sunuyor]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/gaziantep-buyuksehir-ayak-sagligi-icin-kisiye-ozel-cozum-sunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/gaziantep-buyuksehir-ayak-sagligi-icin-kisiye-ozel-cozum-sunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Buğday Tanesi Protez Ortez Yapım ve Uygulama Merkezi’ne bağlı Ayak Sağlığı ve Tabanlık Üretim Merkezi, kişiye özel tabanlık üretimiyle ayak sağlığını destekleyerek ortopedik sorunları bulunan vatandaşların günlük yaşam konforunu artırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında sağlık alanındaki destek hizmetlerine bir yenisini daha ekleyerek ayak sağlığına yönelik kişiye özel çözümler sunuyor. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Buğday Tanesi Protez Ortez Yapım ve Uygulama Merkezi’ne bağlı Ayak Sağlığı ve Tabanlık Üretim Merkezi, ortopedik rahatsızlıkları bulunan bireylerin yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merkezde, engelli bireyler başta olmak üzere ayak ağrısı, duruş bozukluğu ve yürüyüş problemi yaşayan vatandaşlara yönelik kişiye özel ortopedik tabanlık üretimi yapılıyor. Ayak yapısına uygun olarak hazırlanan tabanlıklarla doğru basınç dağılımının sağlanması, vücut hizasının desteklenmesi ve duruş bozukluklarının azaltılması amaçlanıyor.</p>

<p>İleri teknolojiyle detaylı ayak analizi yapılıyor</p>

<p>Merkeze başvuran vatandaşlar, ortopedik değerlendirme için randevu alarak uzman fizyoterapistler ve ortopedik teknikerler eşliğinde ön muayeneden geçiriliyor. Bu süreçte kişinin ayak yapısı, basış şekli ve hareket analizi ayrıntılı biçimde inceleniyor. Bilgisayarlı ayak tarama sistemlerinin kullanıldığı değerlendirmelerde, ayağın yük dağılımı, basınç noktaları ve biyomekanik özellikleri tespit ediliyor. Dinamik basınç analizi, statik analiz ve üç boyutlu tarama teknolojisiyle elde edilen veriler doğrultusunda kişiye özel tabanlık tasarımı hazırlanıyor.</p>

<p>Her ayak yapısına uygun tabanlık üretiliyor</p>

<p>Tabanlık tasarımında bireyin mevcut ayak deformiteleri ile düztabanlık, yüksek kavis, topuk dikeni ve diyabetik ayak gibi özel durumları dikkate alınıyor. Bu doğrultuda en uygun malzeme ve form belirlenerek üretim süreci başlatılıyor. Üretimde esnek, dayanıklı ve hafif malzemeler tercih edilirken, EVA, silikon jel ve karbon fiber gibi farklı ihtiyaçlara cevap veren materyaller kullanılıyor. CNC kesim makineleri ile el işçiliğinin birlikte yürütüldüğü üretim sürecinde, bireyin ayak yapısına en uygun tabanlıkların hazırlanması hedefleniyor.</p>

<p>Deneme sürecinin ardından kullanıma sunuluyor</p>

<p>Üretimi tamamlanan tabanlıklar, deneme süreci için yeniden merkezde değerlendiriliyor. İlk kullanım aşamasında oluşabilecek uyum sorunları uzmanlar tarafından incelenerek gerekli düzenlemeler yapılıyor. Tabanlığın ayağa tam uyum sağlamasının ardından kullanım süreci başlatılıyor. Tabanlık kullanımından sonra bireyin herhangi bir rahatsızlık hissedip hissetmediği de takip edilirken, gerektiğinde yeni düzeltmeler uygulanıyor. Uzmanlar, tabanlıkların belirli aralıklarla kontrol edilmesini ve kullanım süresine bağlı olarak yenilenmesini öneriyor.</p>

<p>Hedef, yaşam kalitesini artırmak</p>

<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin öncü sağlık hizmetleri arasında yer alan merkez, vatandaşlara modern ve erişilebilir çözümler sunmayı amaçlıyor. Ayak sağlığı ve tabanlık üretimi alanında uzmanlaşan birim aracılığıyla, hareket kabiliyetinin desteklenmesi ve günlük yaşam konforunun artırılması hedefleniyor. Özellikle engelli bireyler ile ortopedik rahatsızlıkları bulunan vatandaşlara uygun maliyetli hizmet sunan merkez, bireylerin ihtiyaçlarına yönelik profesyonel çözümler geliştirerek sağlıklı yaşamın desteklenmesine katkı sağlıyor.</p>

<p>"Kişiye özel analizlerle ayak tabanlığı üretiyoruz"</p>

<p>Ayak tabanlığı üretiminden sorumlu uzman Muhammet Hasan Sert, ayak sağlığına önem verdiklerini belirterek, "Hastalarımız, gün içinde ayakta kaldıkları sürece taban ağrısı, topuk ağrısı veya ön metatars ağrısı yaşadıkları için bize başvuruyor. Biz de burada önce analiz yapıyoruz, ardından kişiye özel ölçümler alıyoruz" dedi.</p>

<p>Alınan ölçüler doğrultusunda bilgisayar ortamında modelleme yaptıklarını anlatan Sert, "Modelleme işlemleri tamamlandıktan sonra CNC cihazımızda kişiye özel tabanlık üretiliyor. Daha sonra bunu hastalarımıza uyguluyoruz. Süreç bu şekilde ilerliyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>Hastaların takip sürecinin de düzenli şekilde yürütüldüğünü belirten Sert, "Tabanlık uygulandıktan sonra hastalarımızı 3 ayda bir ya da 6 ayda bir tekrar çağırıyoruz. Yeniden ölçümler alıyoruz. Hastanın durumunda ilerleme olup olmadığını bu kontrollerde gözlemleyebiliyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Günlük hizmet kapasitesine ilişkin de bilgi veren Sert, "Günlük 9 ila 10 kişiye hizmet verebiliyoruz. Ölçümler alındıktan sonra tabanlığın üretim süreci biraz zaman alabiliyor ancak en geç ertesi gün hastamıza teslim edebiliyoruz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/gaziantep-buyuksehir-ayak-sagligi-icin-kisiye-ozel-cozum-sunuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 18:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/06/87-125.jpg" type="image/jpeg" length="98816"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: "Pelvik taban sorunlarından biri istemsiz idrar kaçırma"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzmani-uyardi-pelvik-taban-sorunlarindan-biri-istemsiz-idrar-kacirma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzmani-uyardi-pelvik-taban-sorunlarindan-biri-istemsiz-idrar-kacirma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. İrem Hatipoğlu, kadınlarda sık görülen pelvik taban sorunlarından birinin istemsiz idrar kaçırma olduğunu belirterek, "Özellikle ileri yaş, vajinal doğum, menopoz, obezite ve geçirilmiş pelvik cerrahiler bu hastalığı tetikliyor. Günümüzde gelişen cerrahi teknikler sayesinde başarı oranları arttı, kadınların yaşam kalitesinde belirgin iyileşme sağlandı" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. İrem Hatipoğlu, kadınlarda sık görülen pelvik taban sorunları hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"En sık karşılaştığımız tip stres tipi idrar kaçırma"</p>

<p></p>

<p>İstemsiz idrar kaçırma probleminin kadınların yaşam kalitesini olumsuz etkilediğine dikkat çeken Hatipoğlu, "Kadınlarda en sık karşılaştığımız tip stres tipi idrar kaçırmadır. Bu durum öksürme, hapşırma, egzersiz yapma veya ağır kaldırma gibi karın içi basıncını artıran anlarda istemsizce ortaya çıkar. Bunun yanında ani sıkışma hissi ile kendini gösteren sıkışma tipi idrar kaçırma ve her iki tipin bir arada görüldüğü karışık tip idrar kaçırma da sık karşılaştığımız klinik tablolardır. Bu durum fiziksel bir sorun gibi görünse de tedavi edilmediğinde kadınlarda özgüven eksikliğine ve sosyal hayattan kopmaya varacak derecede ileri psikolojik ve ruhsal problemlere neden olabilir" diye konuştu.</p>

<p>"Pelvik taban kas egzersizleri birçok hastamızda cerrahiye gerek kalmadan fayda sağlar"</p>

<p>Doğru tedavinin ayrıntılı bir muayeneden geçtiğini vurgulayan Dr. İrem Hatipoğlu, "Tedavide ilk basamak her zaman konservatif, yani cerrahi olmayan yöntemlerdir. Yaşam tarzı değişiklikleri, kilo kontrolü, sıvı tüketiminin düzenlenmesi ve pelvik taban kas egzersizleri birçok hastamızda cerrahiye gerek kalmadan fayda sağlar. Özellikle hafif ve orta dereceli stres tipi idrar kaçırmada pelvik taban kas egzersizleri oldukça etkili bir seçenektir" dedi.</p>

<p>"Aşırı aktif mesane hissi varsa ilaç tedavileri kullanılıyor"</p>

<p>Ani sıkışma hissi yaşayan hastalarda medikal tedavinin öne çıktığını belirten Dr. Hatipoğlu, daha sonra şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Medikal tedavide kullandığımız özel ilaçlar ile mesane kasının istemsiz kasılmasını azaltarak sık idrara çıkma hissinin önüne geçebiliyoruz. Ayrıca menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda, ürogenital doku kaybına bağlı semptomları gidermek adına lokal vajinal östrojen tedavisinden de yararlanıyoruz. Bazı hastalarda bu süreci mesane eğitimi ve davranışsal tedavilerle destekliyoruz."</p>

<p>"Ameliyatta "Sling" yöntemi ile başarı sağlanabiliyor"</p>

<p>Egzersiz ve ilaç tedavisinden fayda görmeyen hastalarda cerrahi seçeneğin devreye girdiğini kaydeden Hatipoğlu, "Günümüzde stres tipi idrar kaçırma cerrahisinde en sık başvurduğumuz yöntemlerden biri ’midüretral sling’ operasyonlarıdır. İdrar kanalının orta kısmına destek sağlayarak kaçırmayı önlemeyi amaçlayan bu operasyonlar, kapalı (minimal invaziv) yöntemlerle yapıldığı için hem hastanın iyileşme sürecini hızlandırır hem de çok yüksek başarı oranlarına sahiptir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Gerekli durumlarda iki ameliyatı aynı anda yapabiliyoruz"</p>

<p>Jinekolojik operasyonların zaman zaman üriner sistemi etkileyebileceğini, rahim alınması veya organ sarkması ameliyatları sonrasında mesane fonksiyonlarında değişimler gözlenebileceğini ifade eden Dr. İrem Hatipoğlu, "Pelvik organ sarkması ile idrar kaçırma sıklıkla birlikte görülür. Bu nedenle sarkma cerrahisi planladığımız hastalarda ’gizli stres inkontinans’ riskini mutlaka değerlendiriyoruz. Gerekli durumlarda organ sarkması cerrahisi ve genital estetik operasyonları ile idrar kaçırma ameliyatını eş zamanlı olarak uygulayabiliyoruz" diye konuştu.</p>

<p>"Kişiye özel tedavi planı başarıyı getiriyor"</p>

<p>Ameliyat sonrası süreçte doğru hasta seçiminin ve takibin hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Hatipoğlu, "Kadınlarda idrar kaçırma sık görülen ancak tamamen tedavi edilebilir bir sağlık problemidir. Hastaların multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilmesi ve kişiye özel tedavi planlanması başarıyı getiren en önemli unsurdur" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzmani-uyardi-pelvik-taban-sorunlarindan-biri-istemsiz-idrar-kacirma</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/06/90-527.jpg" type="image/jpeg" length="92276"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Memişoğlu: "2026’nın ilk 4 ayında 143 bin 534 vatandaşımıza destek sunduk"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/memisoglu-2026nin-ilk-4-ayinda-143-bin-534-vatandasimiza-destek-sunduk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/memisoglu-2026nin-ilk-4-ayinda-143-bin-534-vatandasimiza-destek-sunduk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızda 2025 yılında 420 bin 651, 2026’nın ilk 4 ayında ise 143 bin 534 vatandaşımıza destek ve rehberlik sunduk" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Memişoğlu, resmi sosyal medya hesabından ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı hizmetine dair açıklamalarda bulundu. 2025 yılında 420 bin 651, 2026’nın ilk 4 ayında 143 bin 534 vatandaşa rehberlik sunduklarını dile getiren Memişoğlu, Tütünle Mücadele Timlerimi ve Mobil Polikliniklerle de sahada 832 bin 873 vatandaşa ulaşıldığını bildirdi.</p>

<p>"Bakan Memişoğlu: "ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızda 2026’nın ilk 4 ayında 143 bin 534 vatandaşımıza destek sunduk"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Memişoğlu, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Dumansız bir hava, sağlıklı bir gelecek mümkün. Bin 501 sigara bırakma polikliniğimizde bugüne kadar toplam 4 milyonu aşan muayene gerçekleştirdik. 7 gün 24 saat hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızda 2025 yılında 420 bin 651, 2026’nın ilk 4 ayında ise 143 bin 534 vatandaşımıza destek ve rehberlik sunduk. Tütünle Mücadele Timlerimiz ve Mobil Polikliniklerimizle sahada 832 bin 873 vatandaşımıza ulaştık. 2025 yılında sigara bırakma polikliniklerimize yapılan başvuru sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 112 arttı. 2026 yılının ilk dört ayındaki muayene sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 53,6 artış gösterdi. Dumansız yaşam alanlarına yönelik hassasiyetin artmasıyla birlikte, 2026’nın ilk dört ayındaki ihbar sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 76,6 arttı. Bu tablo açıkça gösteriyor ki milletimiz sağlığını seçiyor ve dumansız bir Türkiye için adım atıyor. Sigarayı bırakmak isteyen tüm vatandaşlarımızı, ücretsiz hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızdan destek almaya ve Sigara Bırakma Polikliniklerimize başvurmaya davet ediyorum. Gelin, bu kararı bugün verelim."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/memisoglu-2026nin-ilk-4-ayinda-143-bin-534-vatandasimiza-destek-sunduk</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 23:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/kemal.jpg" type="image/jpeg" length="83021"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Sigara bir alışkanlık değil, beyin bağımlılığıdır"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/sigara-bir-aliskanlik-degil-beyin-bagimliligidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/sigara-bir-aliskanlik-degil-beyin-bagimliligidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigaranın bir alışkanlık değil, beyin bağımlılığı olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Mehmet Aydoğan, "Nikotin, beyindeki dopamin sistemini doğrudan etkileyerek kişide ödül hissi oluşturuyor. Zaman içerisinde beyin bu etkiye alışıyor. Bağımlılık geliştikten sonra sigara artık bir tercih değil, biyolojik ihtiyaç hissi oluşturur" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Mehmet Aydoğan, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında sigara bağımlılığına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. "Sigaranın yalnızca fiziksel bir alışkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Aydoğan, nikotinin beyinde güçlü bir bağımlılık mekanizması oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>"Sigara bırakmak çoğu zaman yalnızca irade gücüyle açıklanabilecek bir süreç değildir" diyen Dr. Aydoğan, bağımlılığın biyolojik ve psikolojik boyutlarına dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>"Sigara beynin ödül sistemini etkiliyor"</p>

<p>Nikotin, beyindeki dopamin sistemini doğrudan etkileyerek kişide ödül hissi oluşturuyor. Zaman içerisinde beynin bu etkiye alıştığını belirten Dr. Aydoğan, "Bağımlılık geliştikten sonra sigara artık bir tercih değil, biyolojik ihtiyaç hissi oluşturur. Bu nedenle sigara sadece bir alışkanlık değil, nörokimyasal bir bağımlılıktır" dedi.</p>

<p>"Az içmek bağımlı olunmadığı anlamına gelmez"</p>

<p>Sigara kullanım miktarının bağımlılığın tek göstergesi olmadığını ifade eden Dr. Aydoğan, günde birkaç sigaranın bile bağımlılık döngüsünü sürdürebileceğini söyledi. "Bağımlılık miktarla değil, beynin verdiği tepkiyle ilgilidir" açıklamasında bulundu.</p>

<p>"Sigara stresi azaltmaz"</p>

<p>Toplumda yaygın olan "sigara stresi azaltır" düşüncesinin doğru olmadığını belirten Dr. Aydoğan, sigaranın aslında nikotin yoksunluğunu geçici olarak giderdiğini söyledi. "Kişi rahatlamıyor, yalnızca yoksunluk hissinden kısa süreliğine çıkıyor. Bu nedenle sigara çözüm değil, sorunun kendisidir" dedi.</p>

<p>"Tek sigara bağımlılığı yeniden tetikleyebilir"</p>

<p>Sigara bırakma sürecinde en büyük risklerden birinin "sadece bir tane" düşüncesi olduğunu vurgulayan Dr. Aydoğan, tek bir sigaranın bile beyindeki eski bağımlılık yollarını yeniden aktive edebileceğini belirtti. Nükslerin önemli bir bölümünün bu nedenle başladığını ifade etti.</p>

<p>"Zorlanmak başarısızlık değildir"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sigara bırakıldıktan sonraki ilk haftalarda yaşanan zorlanmaların doğal olduğunu söyleyen Dr. Aydoğan, beynin yeni düzene uyum sağlamaya çalıştığını belirtti. "Bu süreç geçicidir ve her geçen gün iyileşmenin bir parçasıdır" dedi.</p>

<p>Elektronik sigara uyarısı</p>

<p>Elektronik sigaraların da nikotin bağımlılığını sürdürdüğünü belirten Dr. Aydoğan, bu ürünlerin bağımlılığı sonlandırmadığını, yalnızca kullanım şeklini değiştirdiğini ifade etti.</p>

<p>Sigara bırakıldıktan sonra vücutta neler oluyor?</p>

<p>Sigara bırakıldıktan sonra vücudun hızla kendini onarmaya başladığını belirten Mehmet Aydoğan, iyileşme sürecini şu sözlerle anlattı: İlk 24 saatte kandaki karbonmonoksit düzeyi düşer, oksijen seviyesi artar. 2-3 gün içinde nikotin vücuttan tamamen temizlenir, tat ve koku duyuları belirgin şekilde iyileşir. 1-2 hafta içinde dolaşım sistemi düzelmeye başlar, fiziksel performans artar. 1 ay sonunda akciğer fonksiyonlarında iyileşme görülür, öksürük azalır. 3-9 ay arasında akciğerlerin temizlenme kapasitesi artar, enfeksiyon riski azalır. 1 yılın sonunda kalp hastalığı riski yaklaşık yüzde 50 oranında düşer."</p>

<p>"Her geçen gün kayıp değil, kazançtır"</p>

<p>Sigara bırakmanın yalnızca bir alışkanlıktan vazgeçmek olmadığını ifade eden Dr. Aydoğan, "Bu süreç vücudu yeniden hayata döndürmektir. Sigara bırakmak bir irade savaşı değil, beynin yeniden öğrenme sürecidir. Doğru yöntemler ve profesyonel destekle bu süreç çok daha başarılı şekilde yönetilebilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/sigara-bir-aliskanlik-degil-beyin-bagimliligidir</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 22:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/887-5.jpg" type="image/jpeg" length="20253"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel teknede rahatsızlanan 4 kişiye tıbbi tahliye]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/ozel-teknede-rahatsizlanan-4-kisiye-tibbi-tahliye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/ozel-teknede-rahatsizlanan-4-kisiye-tibbi-tahliye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla’nın Marmaris ilçesi açıklarında seyreden özel teknede rahatsızlanan ikisi çocuk dört kişi Sahil Güvenlik ekipleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><section dir="auto">
<p>Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Marmaris açıklarında seyreden özel bir teknede bulunan iki yetişkin ile iki çocuğun rahatsızlanması üzerine harekete geçti. Tekneden yapılan yardım çağrısının ardından bölgeye sevk edilen ekipler, kısa sürede tekneye ulaşarak sağlık durumu kötüleşen dört kişiyi güvenli şekilde Sahil Güvenlik botuna aldı. Kıyıya getirilen vatandaşlar, burada hazır bekleyen 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim edildi. İlk müdahaleleri ambulansta yapılan dört kişinin tedbir amaçlı hastaneye sevk edildiği öğrenildi.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/ozel-teknede-rahatsizlanan-4-kisiye-tibbi-tahliye</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/25-85.jpg" type="image/jpeg" length="55918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Etin kalitesini bozup proteinini düşürmeyin]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/etin-kalitesini-bozup-proteinini-dusurmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/etin-kalitesini-bozup-proteinini-dusurmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda kurbanlıkların kesiminin ardından hemen dolaplara alınan etlerin kalitesinin düştüğünü belirten uzmanlar, etlerin 5-6 saat bekletilmesinin son derece önemli olduğunu kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi 2. Başkanı Önder Yıldız, kurban kesiminin ardından etin nasıl saklanması gerektiğine ilişkin bilgiler verdi. Vatandaşların kesim sonrası en büyük hatasının etleri hemen dolaplara kaldırmak olduğunu söyleyen Yıldız, "Kesimden sonrası bizim için son derece önemli. Kesimden sonra etlerin uygun ortamlarda 5-6 saat süreyle güneş almayan yerde küçük parçalara ayırılmış şekilde bekletilmesi gerekir. Bu, etin olgunlaşmasını sağlayacak, bakterilerin üremesini engelleyecek. Hem de insanlarımızın sağlıklı bir şekilde et tüketimini sağlayacaktır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etlerin hemen dolaba atılmasının birçok kayıplara neden olduğuna değinen Yıldız, "Halkımızın yaptığı en büyük hata şu; kesimden sonra etlerin hemen buzdolabı ya da derin donduruculara konularak muhafaza edileceğini düşünüp uygulaması. Bu uygulama etin kalitesini bozuyor. Ölüm sertleşmesi ve orada oluşabilecek olumsuz bakterilerin yok edilmesi noktasında etlerin küçük parçalara ayrılarak güneş almayan yerlerde 5-6 saat muhafaza edilerek olgunlaşmasını sağlaması gerekir. Bu ortamların oluşturulmasının ardından paketlenerek ya buzdolabına ya da derin donduruculara konulabilir. Eğer ki böyle yapılmazsa buradaki risk başta etin kalitesini düşürür, bozulur. Olgunlaşma bakterileri orada görev yapmadığı için lezzetinde, kokusunda ve sertliğinde bazı sıkıntılar oluyor. Tüketiminde de hem damak tadı olarak hem kalite olarak hem de protein ile besleyici değerler yönünden kayıplara neden oluyor. Bunlara dikkat etmemiz son derece önemli" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/etin-kalitesini-bozup-proteinini-dusurmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 22:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/e-e-e-61.jpg" type="image/jpeg" length="45020"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baş diyetisyenden kurban eti uyarısı]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/bas-diyetisyenden-kurban-eti-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/bas-diyetisyenden-kurban-eti-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Filiz Beycan, Kurban Bayramı boyunca aşırı ve dengesiz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, kurban etinin en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baş Diyetisyeni Filiz Beycan, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Bayram boyunca kontrolsüz et tüketiminin sindirim sistemi problemleri başta olmak üzere kolesterol, trigliserid ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini ifade eden Beycan, özellikle kurban etinin kesilir kesilmez tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Bayram sabahında hafif bir kahvaltı yapılmasının önemli olduğunu belirten Beycan, "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir. Etin içerisindeki ölüm sertliği dediğimiz bir sertlik oluşur ve bu da sindirim sistemimizde problemlere yol açabilir. Yediğimizde eğer hazımsızlık, şişkinlik oluşmasını istemiyorsak etimizi mutlaka dinlendirmeliyiz. Onun için ilk önce kahvaltıda peynir, yumurta tarzı protein kaynaklarından oluşan, yanına zeytin, yeşillikler eklenmiş bir dilim tam buğday ekmeği tarzında bir kahvaltı yapabiliriz" dedi.</p>

<p>"Gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor"</p>

<p>Et pişirme yöntemlerine de değinen Beycan, "Daha çok haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerini tercih etmemiz gerekiyor. İçerisine ekstra tereyağı veya kuyruk yağı gibi yağlar kullanmamak lazım ki sağlığımız olumsuz etkilenmesin. Bir diğer önemli hususumuz sebze yemeklerini mutlaka tüketmemiz lazım. Hem etin sindirimini artırabilmek hem de içerisindeki demir emilimini artırabilmek için yanına sebze veya salata ilavesi yapmamız gerekiyor. Mutlaka yanında su tüketimi çok önemli. Böbreklerimize proteinden bir yük binecektir. Bu yükün hafifletilmesi için de gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor. Aynı zamanda kahve ve çayın fazla tüketilmesi de vücuttaki sıvı ihtiyacını artıracağı için su tüketimi bu yönden de önemli" şeklinde konuştu.</p>

<p>"Etin yanında asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edilebilir"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vatandaşların en sık yaptığı hatalardan birinin eti kesilir kesilmez tüketmek olduğunu söyleyen Beycan, "Eti kesilir kesilmez pişirmememiz gerekiyor ki sindirim sisteminde problemlere, hazımsızlığa, şişkinliğe, kabızlığa yol açmasın. Bir diğer husus yine etin yanında mutlaka sebze ve salatanın tüketilmesi gerekiyor. Bu da bizim sindirim sistemimizi daha rahatlatacaktır. Çok kızartmalı, yağlı değil de haşlama tarzı olabilir. İçerisinde baharatları çok fazla kullanmamak gerekir ki sindirim sistemimiz daha rahat çalışsın. Bunlara dikkat edebiliriz. Yine dediğimiz gibi su tüketimi çok önemli. Etin yanında mutlaka asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edebiliriz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Kolesterol hastaları haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketebilir"</p>

<p>Kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Beycan, "Eğer hastamız diyabet hastasıysa tatlı tüketmesini, hamur işi tüketmesini hiç istemiyoruz. Ancak ikramlık olarak meyve tüketebilir veya kuru yemiş, kuru meyve gibi hafif ikramlıklar tercih edilebilir. Bunun yanında eğer kalp damar hastalığı mevcutsa, kolesterol yükseklikleri varsa et miktarları çok önemli. Haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketmesi gerekiyor. Yine pişirirken yağlı değil de yağsız etleri tercih etmesini istiyoruz. Bunun yanında tansiyon hastalarımız için pişirirken içerisine ekstra tuz ilavesi yapmamalarını istiyoruz ki tansiyon yükselmesi meydana gelmesin. Sindirim ve mide problemleri olanlarda da daha çok haşlama öneriyoruz. Kızartılmış etler sindirim sisteminde problemlere yol açabilir" açıklamasında bulundu.</p>

<p>"Eti tekrar dondurmuyoruz, aksi halde zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir"</p>

<p>Etin saklama koşullarına ilişkin de bilgi veren Beycan, etlerin küçük porsiyonlara ayrılması gerektiğini ifade ederek, "3-4 gün içerisinde tüketeceksek buzdolabında 0-4 derecede, bir hafta içerisinde tüketeceksek daha çok eksi 2 derecede saklayabiliriz. Ama uzun vadede, yaklaşık 6 ay kadar bir süre saklamayı planlıyorsak eksi 18 derecede dondurarak muhafaza etmemiz gerekiyor. Pişireceğimiz zaman da oda sıcaklığında, kaynar su altında veya kalorifer yanında çözdürme işlemi yapmamalıyız. Buzdolabı içerisinde uzun sürede çözdürme yapmamız gerekiyor ki bakterilerin oluşmasını önleyelim. Ve çözdürdüğümüz eti tekrar dondurmuyoruz. Eğer dondurursak zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu.</p>

<p>Bayram boyunca aşırı et tüketiminin halsizlik, baş ağrısı, tansiyon yükselmesi ve gut gibi sağlık problemlerine yol açabileceğini belirten Beycan, dengeli porsiyonlarla birlikte sebze tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/bas-diyetisyenden-kurban-eti-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 22:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/18-69.jpg" type="image/jpeg" length="65155"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyetisyenden Kurban Bayramı’nda sağlıklı sofralar için uyarı]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/diyetisyenden-kurban-bayraminda-saglikli-sofralar-icin-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/diyetisyenden-kurban-bayraminda-saglikli-sofralar-icin-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, "Sofraların vazgeçilmezi kırmızı et, ölçülü yenildiğinde sağlıklı bir besin kaynağıdır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, bayram sofralarında et ve tatlı tüketiminde ölçülü olunması gerektiğini belirterek, bayram günlerinde sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>"Ağır etli yemeklerden kaçının"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, "Kurban Bayramı sofralarının vazgeçilmezi kırmızı et, ölçülü tüketildiğinde sağlıklı bir besin kaynağıdır. Ancak aşırıya kaçmak kolesterol ve kalp-damar hastalıkları riskini artırır. Etin yanında sebze, salata ve tam tahıllı ürünlerle tabağı dengelemek hem sindirimi kolaylaştırır hem de bayram boyunca enerjiyi korur. Bayramda ağır yemekler kaçınılmaz olsa da, öğünleri hafifletmek mümkündür. Yoğurt, ayran, zeytinyağlı sebzeler ve lifli gıdalar sindirim sistemini rahatlatır. Özellikle akşam yemeklerinde daha hafif tercihler yapmak, mideyi yormadan bayram keyfini sürdürmeye yardımcı olur" diye konuştu.</p>

<p>"Bol bol su için yürüyüş yapın"</p>

<p>Bayram ziyaretlerinde de ikram edilen tatlıların fazla tüketilmesinin kan şekerini hızla yükselteceğini söyleyen Akay, "Bu özellikle diyabet hastaları için risk oluşturmaktadır. Tatlıların küçük porsiyonlarla tadına bakılmasını, mümkünse sütlü tatlıların tercih edilmelidir. Bayram boyunca bol su içmek, vücudu toksinlerden arındırır ve sindirimi destekler. Ayrıca kısa yürüyüşler yapmak hem kan dolaşımını hızlandırır hem de ağır yemeklerin etkisini azaltır. Su ve hareket, bayramın enerjisini yüksek tutmanın en basit ama en etkili yollarıdır" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/diyetisyenden-kurban-bayraminda-saglikli-sofralar-icin-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 16:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/ssol-1.jpg" type="image/jpeg" length="75863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı’nda beslenmeye dikkat]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/kurban-bayraminda-beslenmeye-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/kurban-bayraminda-beslenmeye-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Elemanı Arş. Gör. Yeşim Köylüoğlu, Kurban Bayramı süresince değişen beslenme alışkanlıklarının sağlık üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek bayramda dengeli beslenme uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Bayram boyunca beslenme düzenindeki değişikliklerin başta kalp-damar, hipertansiyon, diyabet ve böbrek hastaları olmak üzere tüm bireyleri etkileyebileceğini söyleyen Arş. Gör. Köylüoğlu, en sık karşılaşılan sağlık sorunlarının ise hazımsızlık, mide rahatsızlıkları, kabızlık, yüksek tansiyon ve kan şekeri dengesizlikleri olduğunu belirtti.</p>

<p>Yeni kesilmiş kurban etinin saklama şartları ve pişirme yöntemleri hakkında da önemli bilgiler paylaşan Arş. Gör. Köylüoğlu, "Yeni kesilmiş kurban etinin hemen tüketilmesi özellikle mide rahatsızlıklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle kurban etlerinin buzdolabında en az 24 saat dinlendirilerek tüketilmesini öneriyoruz. Aynı zamanda etlerin doğru şartlarda muhafaza edilmesi ve uygun yöntemlerle çözdürülmesi, besin zehirlenmelerinin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Etler buzlukta yaklaşık 1-2 hafta, derin dondurucuda ise daha uzun süre saklanabilmektedir. Ancak çözdürme işleminin mutlaka buzdolabında yapılması gerekmektedir. Oda sıcaklığında çözdürülen ya da çözüldükten sonra tekrar dondurulan etler sağlık açısından ciddi risk oluşturabilmektedir. Doymuş yağ açısından zengin olan kırmızı etin kızartma ve kavurma yerine haşlama, fırında pişirme veya ızgara yöntemleriyle hazırlanması daha sağlıklı olacaktır. Ayrıca etlerin ateşe çok yakın şekilde ve uzun süre pişirilmesi bazı kanserojen oluşmasına ve vitamin kayıplarına neden olabileceğinden pişirme yöntemlerine dikkat edilmesi gerekmektedir" dedi.</p>

<p>Bayram sofralarında porsiyon kontrolünün sağlanmasının önemine de vurgu yapan Arş. Gör. Köylüoğlu, aşırı kırmızı et tüketiminin doymuş yağ ve kolesterol alımını artırdığını, et yemeklerinin yanında sebze, salata ve yoğurt gibi besinlere yer verilmesinin öğünlerin dengelenmesine, posa alımının artmasına ve tokluk hissinin sağlanmasına katkı sunduğunu belirtti.</p>

<p>Dengeli beslenme ve hareket önemli</p>

<p>Tatlı tüketiminde de ölçülü olunması gerektiğinin altını çizen Arş. Gör. Köylüoğlu, özellikle diyabet hastalarının şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları veya meyveyi tercih etmelerinin daha sağlıklı bir seçenek olacağını ifade etti.</p>

<p>Arş. Gör. Köylüoğlu, gün içerisinde aşırı çay ve kahve tüketimi yerine vücudun ihtiyaç duyduğu yeterli miktarda suyun alınmasının önemli olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arş. Gör. Köylüoğlu, "Bayram sürecinde fiziksel aktivitenin ihmal edilmemesi gerekiyor. Özellikle yemeklerden sonra yapılacak kısa yürüyüşler hem sindirimin düzenlenmesine hem de kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olacaktır" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/kurban-bayraminda-beslenmeye-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 19:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/22-167.jpg" type="image/jpeg" length="30551"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram beslemesinde gözden kaçan tehlikeyi uzmanı anlattı]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/bayram-beslemesinde-gozden-kacan-tehlikeyi-uzmani-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/bayram-beslemesinde-gozden-kacan-tehlikeyi-uzmani-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak’ta diyetisyen Gizem Güneş, Kurban Bayramı’nda porsiyon kontrolünün ötesine geçerek etin pişirilme yöntemlerindeki gizli tehlikelere dikkat çekti ve yanlış pişirme tekniklerinin sindirim sisteminde oluşturabileceği tahribata karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme alışkanlıkları büyük önem taşırken, uzmanlar sıklıkla göz ardı edilen kritik noktalara karşı vatandaşları uyarmaya devam ediyor. Toplumda tatlı ve et tüketimi konusunda genel bir bilinç oluştuğunu ancak bazı temel kuralların ihmal edildiğini belirten Diyetisyen Gizem Güneş, bayram döneminde sindirim sistemini korumanın yollarını anlattı. Porsiyon kontrolü ve denge kurma konularında toplumun belirli bir seviyeye ulaştığını ifade eden Güneş, "Artık çoğu kişi eti nasıl yemesi gerektiğini, tatlıyı nasıl tüketmesi gerektiğini ve bayramda nasıl denge kuracağını biliyor. Ancak genel olarak değinmediğimiz bir nokta var. Bu da etin nasıl pişirildiği ve ne kadar dinlendirilmesi gerektiği" dedi.</p>

<p>Sindirim sistemini yoran yüksek ateş tehlikesi</p>

<p>Özellikle yüksek ateşte işlem gören etlerin mide ve bağırsak fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek rahatsızlıklara yol açtığına değinen Güneş, hazırlık aşamasındaki yöntemlerin önemini vurguladı. Güneş, "Yüksek ateşle pişmiş etlerin sindirim sistemini çok fazla yorduğu, sindirim sistemini bozarak şişkinliğe neden olduğu gözlemlenmiş. Dolayısıyla yalnızca porsiyon kontrolü değil, etin nasıl pişirildiği de oldukça önemli" şeklinde konuştu. Etin yanında mutlaka sebze ağırlıklı menülerin bulundurulması ve yemek sonrasında hareketsiz kalınmaması gerektiğini hatırlatan Güneş şöyle devam etti: "Mutlaka lifli gıdalarla eti tüketmeliyiz. Sindirimimizi kolaylaştırmak için yoğun bir öğünden sonra yapacağımız 10-15 dakikalık hafif fiziksel aktiviteler faydalı olacaktır."</p>

<p>Tatlı tercihlerine ve akşam öğünlerine dikkat</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ağır şerbetli tatlıların gün içindeki kalori dengesini bozabileceğine işaret eden Diyetisyen Güneş, kapanış öğünlerinin de hafif tutulması yönünde uyarılarda bulundu. Güneş, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. Gün içerisindeki kalori kısıtlamasını akşam saatlerine bırakmadan, akşam öğünlerini daha hafif geçirmek daha sağlıklı olacaktır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/bayram-beslemesinde-gozden-kacan-tehlikeyi-uzmani-anlatti</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 20:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/51-73.jpg" type="image/jpeg" length="75567"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Veteriner hekimlerden bayram öncesi hayati uyarılar]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/veteriner-hekimlerden-bayram-oncesi-hayati-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/veteriner-hekimlerden-bayram-oncesi-hayati-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adıyaman Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Orhan Öztürk, Kurban Bayramı öncesi kurbanlık alımı, kesimi ve et tüketimine ilişkin önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Öztürk, hayvan satış yerlerinin sıkı denetlenmesi gerektiğini belirterek, şap, tüberküloz ve brucella gibi bulaşıcı hastalık taşıyan ya da pasaportsuz hayvanların satış alanlarına alınmaması gerektiğini söyledi. Sağlıklı kurbanlık seçiminde küpeli ve kayıtlı hayvanların tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Öztürk, "Zayıf, gebe, hasta görünümlü veya akıntı, öksürük ve yüksek ateş gibi belirtiler gösteren hayvanlardan uzak durulmalı. Vatandaşlarımız, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ’HaySag’ uygulaması üzerinden hayvanların küpe bilgilerini sorgulayabilir. Kurban kesimlerinin belirlenen alanlarda ve uzman kişilerce yapılması gerekiyor. Kesim öncesi ve sonrası etlerin veteriner hekim kontrolünden geçirilmesi halk sağlığı açısından çok önemlidir. Etlerin en az 24 saat dinlendirilmeden tüketilmemesi ve şüpheli durumlarda mutlaka veteriner hekime danışılması gerekiyor. Atıkların çevreye zarar vermeden imha edilmelidir. Kesilen hayvanların kulak küpelerinin de İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine bildirilmesi gerektiğini unutmayalım. Hayvandan insana bulaşan 200’den fazla zoonotik hastalık bulunuyor. Şarbon, deli dana, malta humması ve tüberküloz gibi hastalıklar insan sağlığı açısından ciddi risk taşıyor" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/veteriner-hekimlerden-bayram-oncesi-hayati-uyarilar</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/28-120.jpg" type="image/jpeg" length="79595"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de bir ilk: Dayanıklılığın beyindeki izleri araştırılacak]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/turkiyede-bir-ilk-dayanikliligin-beyindeki-izleri-arastirilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/turkiyede-bir-ilk-dayanikliligin-beyindeki-izleri-arastirilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Necmettin Erbakan Üniversitesi'nde (NEÜ) yürütülen, psikologlar, sosyologlar ve bilgisayar mühendislerinin bir araya geldiği "Bireysel ve Kolektif Dayanıklılığın Nörofizyolojik Belirteçleri" isimli projede, dayanıklılığın bireysel ve kolektif etkileri incelenirken beyindeki elektriksel haritası da çıkarılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>NEÜ Travma Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Seher Akdeniz, "Projeyle özellikle psikolojik dayanıklılığı ve toplumsal dayanıklılığı artırıcı çalışmalarda nelerin iyi geldiğini, kişilere bunları belirlemek ve bunları toplumsal fayda yönünde çeşitli programlara dönüştürmeyi hedefliyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'de bir ilk olma özelliği taşıdığı belirtilen "Bireysel ve Kolektif Dayanıklılığın Nörofizyolojik Belirteçleri" projesinde, bireylerin travma sonrası dayanıklılık süreçleri verilerle analiz edilecek. Çalışmayla toplumsal ve toplum dayanıklılığın insan psikolojisi üzerindeki etkileri de değerlendirilecek. Farklı akademisyenlerin yer aldığı projede elde edilecek verilerin, psikoloji alanındaki bilimsel çalışmalara katkı sağlaması hedefleniyor.</p>

<p><strong>"İlk kez nörolojik düzeyde araştırmaya odaklandık"</strong></p>

<p>Psikolojik dayanıklılığın, bireyin zorlu yaşam olayları, stres, travma karşısında sergilediği toparlanma gücü ve esneklik kapasitesini ifade ettiğini belirten NEÜ Travma Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Seher Akdeniz, "Literatürde genellikle özbilirim ölçekleriyle ölçülür. Biz buna ek olarak burada somut biyobelirteçlerle de desteklemeyi hedefliyoruz. Özellikle travma sonrası gelişim dediğimiz, bireyin zorluklardan nasıl daha da güçlenerek çıktığını disiplinler arası düzeyde anlamaya odaklandık. Bununla birlikte insan sosyal bir varlık. Kriz anlarında ortak kader duygusu ile birleşiyor ve ait olduğu grubun ve toplumun güçlü olduğuna inanan birey, kendi içinde de daha büyük bir güç bulabiliyor. Biz de bu araştırmada toplumsal dayanıklılık, beynimizde strese karşı koruyucu bir zırh oluşturuyor mu, bildiğimiz kadarıyla bunu ilk kez nörolojik düzeyde araştırmaya odaklandık. Bu araştırmada veriler binlerce kişiden toplandı ve burada belli algoritmalara göre seçilen kişileri belirledik. Psikolojik dayanıklılık, toplumsal dayanıklılık, empati, duygu düzenleme, pek çok ölçek uyguladık. Stresle başa çıkma şekilleri gibi bu ölçeklerde de bizim hedeflediğimiz belirli algoritmalara uyan kişileri bu sefer nörofizyolojik ölçümler için EEG ve göz takip cihazı ölçümleri için buraya davet edip deneylerimizi burada yapıyoruz. Buradaki hedefimiz özellikle psikolojik dayanıklılığı ve toplumsal dayanıklılığı artırıcı çalışmalarda nelerin iyi geldiğini kişilere bunları belirlemek ve bunları toplumsal fayda yönünde çeşitli programlara dönüştürmeyi hedefliyoruz" dedi.</p>

<p><strong>"Katılımcılarımızdan hem EEG kaydı hem göz izleme takibinden elde ettiğimiz görüntüleri alıyoruz"</strong></p>

<p>NEÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve TRAUM Müdürü Yardımcısı Doktor Öğretim Üyesi Ayşe Merve Acılar ise, "Bu deney çerçevesinde biz katılımcılarımızdan hem EEG kaydı hem göz izleme takibinden elde ettiğimiz görüntüleri alıyoruz. Akabinde bu kayıtlar bize gelen ham kayıtlar oluyor. EEG kayıtlarını sinyal işleme yöntemleriyle temizliyoruz. Göz işlemeden gelen göz takip cihazından gelen kayıtları da işaretleyerek uygun çerçeveleri alıyoruz. Amacımız, burada makine öğrenmesi yöntemleri için bir veri seti oluşturmak ve makine öğrenmesi yöntemleri kullanarak bireyin dayanıklılığına özgü biyobelirteçleri bulmak. Bu biyobelirteçleri de kullanarak ileride psikoloji alanında geliştirebilecek programlarda, karar destek sistemi olarak kullanılabilecek yapay zeka destekli uygulamalar geliştirmek. Yapay zeka çok geniş bir kavram, biz algoritmik kısmıyla ilgileniyoruz. Makine öğrenmesi algoritmaları diyoruz. Burada veriden öğrenen algoritmalardan bahsediyoruz. Klasik istatistik yöntemlerinin temelinde elde edilen algoritmalar bunlar ama bir tık daha derine inerek görünmeyeni keşfetme yönünde gelişen teknoloji ile birlikte bize sunulan avantajlardan faydalanıyoruz bu algoritmaların" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/turkiyede-bir-ilk-dayanikliligin-beyindeki-izleri-arastirilacak</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/f-f-g.jpg" type="image/jpeg" length="11936"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar aylarında astım şikayetleri artabiliyor]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/bahar-aylarinda-astim-sikayetleri-artabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/bahar-aylarinda-astim-sikayetleri-artabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Seher Göktaş, nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtilerle ortaya çıkan astımın, sigara dumanı, polen, hava kirliliği ve stres gibi birçok faktörle tetiklenebildiğini belirterek, düzenli tedavi ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla hastalığın kontrol altına alınabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Astımın, hava yollarının daralmasıyla oluşan alevlenmelerle seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Seher Göktaş, hastalığın genellikle alerjik nedenlerle ortaya çıktığını ancak alerjik olmayan astım türlerinin de bulunduğunu söyledi. Astımın en sık belirtilerinin nefes darlığı, öksürük, hırıltılı nefes alma ve göğüste sıkışma hissi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, "Bazen hastalık sadece öksürük ile ortaya çıkabilir. Kriz şeklinde seyredebilir. Öksürük genellikle kurudur yani balgamsızdır. Şikayetler gün içinde olabildiği gibi özellikle gece artar. Sabaha karşı olan öksürük veya nefes darlığı tipiktir. Bu belirtiler tekrarlayıcıdır" dedi.</p>

<p>"Sigara ve alerjenler riski artırıyor"</p>

<p>Astımda risk faktörlerine değinen Uzm. Dr. Göktaş, anne karnında bebeğin yetersiz beslenmesi ve düşük doğum ağırlığının risk oluşturduğunu belirtti. Anne ve babanın sigara içmesinin, özellikle gebelik döneminde annenin sigara kullanmasının astım gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Göktaş, ailede astım öyküsü bulunmasının da riski artırdığını söyledi. Bazı meslek gruplarında astımın daha sık görülebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, fırıncılık, marangozluk, mobilyacılık, dökümcülük, kaynakçılık, plastik ve kimya sanayi, ilaç endüstrisi, demiryolu işçiliği, çay ve tütün üretimi, itfaiyecilik, kuru temizleme, temizlik ve tekstil işçiliği gibi alanlarda çalışan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>"Polen, parfüm ve sigara dumanı astımı tetikleyebiliyor"</p>

<p>Astımı tetikleyen en önemli faktörlerin başında alerjen maddelere maruz kalmanın geldiğini belirten Uzm. Dr. Göktaş, "Polen, ev tozu, evcil hayvanlar, küf mantarı, gribal enfeksiyonlar, stres, sigara dumanı, egzersiz, temizlik malzemeleri ve parfüm gibi yoğun kokular astımı tetikleyebilir. Ayrıca astım hastalarında reflü sıklığı da yüksektir" ifadelerinde bulundu.</p>

<p>Mevsim geçişlerinin de astım hastaları için risk oluşturduğunu belirten Göktaş, özellikle bahar aylarında polen ve çimenlerin hastalığı alevlendirebildiğini söyledi. Hava kirliliği, soğuk hava ve mevsimsel gribal enfeksiyonların da astım şikayetlerini artırabileceğini kaydetti.</p>

<p>"Astım krizinde erken müdahale önemli"</p>

<p>Astım krizinin ani gelişen öksürük nöbetleri, nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, daha önce astım tanısı alan hastaların öncelikle nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Göktaş, "Düzelme olmazsa şiddetine göre Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ne veya acil servise başvurulmalıdır" dedi.</p>

<p>"Astım tamamen geçmez ancak kontrol altına alınabilir"</p>

<p>Astım tanısının; hasta öyküsü, fizik muayene, akciğer grafisi, kan tahlilleri, solunum fonksiyon testi ve alerji testleri ile konulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalık olduğunu ancak ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini söyledi.</p>

<p>Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı yönündeki yanlış inanışlara da değinen Göktaş, "Bu ilaçlar ağızdan kullanılan ilaçlara göre daha güvenlidir. Direkt akciğerlere etki eder. Dolaşıma katılımı çok azdır. Bağımlılık yapmaz. Hasta ihtiyacı olduğu için kullanılır" diye konuştu.</p>

<p>"Ev ortamı ve günlük yaşam aüzenlenmeli"</p>

<p>Astım hastalarının yaşam alanlarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, evde kedi, köpek ve kuş gibi evcil hayvanların beslenmesinin önerilmediğini söyledi. Halı, kitap ve toz tutabilecek eşyaların azaltılması gerektiğini ifade eden Göktaş, evin düzenli havalandırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca parfümlü ve yoğun kokulu temizlik malzemelerinden uzak durulması gerektiğini vurguladı. Spor yapan astım hastalarının egzersiz öncesinde doktor önerisiyle nefes açıcı sprey kullanabileceğini belirten Göktaş, gerektiğinde egzersiz sonrasında da bu ilaçların kullanılabileceğini ifade etti.</p>

<p>"Astım hastanın ömrünü azaltmaz"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Astım hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, fiziksel yaşam alanlarının kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Hastalığın şiddetine göre tedavi planının değişebileceğini kaydeden Göktaş, bazı hastaların sürekli ilaç kullanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>İlaçların bırakılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Göktaş, "Ara verdiklerinde bazen hafif astımı olan hastalar bile acile astım kriziyle gelebilmektedir. Bu durum ölümcül sonuçlar doğurabilir. Astım kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır, hastanın ömrünü azaltmaz. Genel olarak ilerlemez ancak hasta kendine dikkat etmez ve sigara içerse ilerleyebilir" dedi.</p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/bahar-aylarinda-astim-sikayetleri-artabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 23:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/s-s-140.jpg" type="image/jpeg" length="21376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayramda en büyük risk yanlış beslenme ve hijyen hataları]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/bayramda-en-buyuk-risk-yanlis-beslenme-ve-hijyen-hatalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/bayramda-en-buyuk-risk-yanlis-beslenme-ve-hijyen-hatalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda bir anda artan kırmızı et tüketimi, göz ardı edilen hijyen kuralları ve acemi kasap kazaları, bayram sevincini acil servislerde sonlandırabiliyor. Toplumdaki bu risklere dikkat çekmek için "Bayramda Kurban Siz Olmayın" panelini düzenleyen Medipol Sağlık Grubu; kardiyolojiden acil tıbba, enfeksiyon hastalıklarından beslenmeye kadar birçok branştan uzmanı bir araya getirerek hastalıksız ve kazasız bir bayramın yol haritasını çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nın getirdiği yoğunluk, değişen beslenme alışkanlıkları ve gözden kaçan hijyen kuralları, sağlık açısından çeşitli riskleri beraberinde getirebiliyor. Medipol Sağlık Grubu tarafından düzenlenen "Bayramda Kurban Siz Olmayın" panelinde, bayram sürecinin sağlıklı geçirilmesi tüm yönleriyle ele alındı. Moderatörlüğünü Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan’ın üstlendiği panelde; Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Esin Korkut, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, Diyetisyen Ayşenur Karaca ve Acil Tıp Uzmanı Uzm. Dr. Sümeyra Acar Kurtuluş, merak edilen konulara ışık tuttu.</p>

<p><strong>Bayramda denge ve kontrol şart</strong></p>

<p>Kurban Bayramı’nda beslenme alışkanlıklarının her yıl yeniden gündeme geldiğini belirten Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan,"Bayramda nasıl beslenmemiz gerektiği, mide ve kalp sağlığımızı yormadan nasıl hareket edeceğimiz önemli. Porsiyon kontrolü, kurban kesim ve saklama süreçleri, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve bayram kazalarına karşı dikkatli olunması gerekiyor" dedi.</p>

<p><strong>Et tüketiminde acele etmeyin</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayramda et tüketiminin artmasına dikkat çeken Prof. Dr. Esin Korkut, "Kesilen et hemen tüketilmemeli, en az 12 saat dinlendirilmelidir. Etler mümkünse kısık ateşte ve kendi suyunda pişirilmeli, ekstra yağ eklenmemelidir. Aksi halde reflü gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Sıvı tüketiminin de artırılması ve gazlı içeceklerden uzak durulması gerekir. Porsiyon kontrolüne özellikle dikkat ederek, tatlı tercihlerinde sütlü ürünler daha sağlıklı olacaktır" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Hijyen kuralları hayat kurtarır</strong></p>

<p>Kurban Bayramı’nın enfeksiyon hastalıkları açısından riskli bir dönem olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Hüsrev Diktaş,"Kesimden tüketime kadar tüm süreç hijyen kurallarına uygun şekilde yürütülmelidir. El hijyeni, kullanılan bıçaklar, kesme tahtaları ve ortam temizliği büyük önem taşıyor. Etler buzdolabında dinlendirilmeli, güneş altında bırakılmamalı. Ayrıca iyi pişirilmeden tüketilmemeli ve çözülen et kesinlikle tekrar dondurulmamalıdır" uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Etin yanında sebze tüketimi önemli</strong></p>

<p>Diyetisyen Ayşenur Karaca ise bayram sofralarında dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek, kırmızı etin doğru şekilde tüketilmesi gerektiğini söyledi. Karaca, "Et tüketimi kahvaltı yerine öğle öğününde tercih edilmelidir. Tabağın büyük kısmı sebze ve lifli gıdalardan oluşmalı, et porsiyonu ise yaklaşık 100-150 gram ile sınırlandırılmalıdır" dedi. Tam tahıllı gıdaların da beslenmeye eklenmesi gerektiğini belirten Karaca, tek yönlü beslenmeden kaçınılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Acemi kasaplara dikkat</strong></p>

<p>Bayram sürecinde en sık karşılaşılan durumlardan birinin kesici alet yaralanmaları olduğunu belirten Uzm. Dr. Sümeyra Acar Kurtuluş, "Küçük kesilerde yara önce temiz suyla yıkanmalı, ardından temiz bir bezle basınç uygulanmalıdır. Halk arasında yaygın olan salça, kül ya da tütün sürme gibi uygulamalardan kesinlikle kaçınılmalıdır" dedi. Ciddi yaralanmalarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Dr. Kurtuluş, kırıklar ve iç kanama riskine karşı da dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/bayramda-en-buyuk-risk-yanlis-beslenme-ve-hijyen-hatalari</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 20:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/16-220.jpg" type="image/jpeg" length="88796"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık raporlarında yeni dönem! Artık hastaneye gitmek gerekmeyecek]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/saglik-raporlarinda-yeni-donem-artik-hastaneye-gitmek-gerekmeyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/saglik-raporlarinda-yeni-donem-artik-hastaneye-gitmek-gerekmeyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı yeni “Sağlık Raporları Yönetmeliği” ile sağlık raporlarında dijital ve hızlı dönem başlıyor. Yönetmeliğe göre; birçok rapor işlemi e-Nabız üzerinden yapılabilecek, bazı belgeler artık hastaneye gitmeden alınabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlığı’nın yayımladığı yeni “Sağlık Raporları Yönetmeliği” ile sağlık raporlarında dijitalleşme ve kolaylaştırılmış başvuru süreci devreye giriyor. Yeni düzenlemeyle birlikte rapor işlemlerinin e-Nabız üzerinden yürütülmesi, bazı raporların üç hekimle düzenlenebilmesi ve engelli raporlarında uzaktan yenileme imkanı sağlanacak. RAPOR BAŞVURU MERKEZLERİ KURULACAK Yeni yönetmeliğe göre ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında “Rapor Başvuru Merkezi” kurulacak. Böylece sağlık kurulu raporlarının tek noktadan başlatılması, takip edilmesi ve sonuçlandırılması mümkün olacak. Ayrıca engelli sporcuların lisans işlemleri için ayrı bir rapor alınmasına gerek kalmadan mevcut engelli sağlık kurulu raporları kullanılabilecek.</p>

<h3>RAPORLARDA ULUSLARARASI FORMAT DÖNEMİ</h3>

<p>Düzenleme kapsamında sağlık raporlarında standart format uygulamasına geçilecek. Bakanlığın belirlediği format dışında rapor düzenlenemeyecek. Raporlara İngilizce dil desteği eklenerek uluslararası kullanım imkanı da sağlanacak.</p>

<p><img alt="I M G 20260519 160025" height="496" src="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/i-m-g-20260519-160025.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1080" /></p>

<h3>ÜÇ HEKİMLİ RAPOR SİSTEMİ GELİYOR</h3>

<p>Yeni sistemde tam teşekküllü ve üç hekimli olmak üzere iki temel sağlık kurulu oluşturulacak. İstisnalar dışında raporların üç hekim tarafından düzenlenebilmesi sağlanırken, mühür ve başhekim onayı zorunluluğu kaldırılarak süreç hızlandırılacak.</p>

<p>50’den az çalışanı bulunan az tehlikeli iş yerlerinde işe giriş raporlarının tüm kamu hekimleri tarafından düzenlenebilmesinin önü açılacak. Ayrıca engelli sağlık raporları ile ilaç ve tıbbi malzeme kullanım raporları, evde sağlık hizmetleri koordinasyonunda uzaktan sağlık hizmeti kapsamında yenilenebilecek.</p>

<h3>E-NABIZ ÜZERİNDEN BAŞVURU YAPILACAK</h3>

<p>Dijitalleşme adımlarının en dikkat çekici kısmı ise e-Nabız uygulaması üzerinden yürütülecek işlemler oldu. Tüm rapor başvuruları e-Nabız’dan yapılabilecek, yazılı dilekçe uygulamaları sona erecek. Lisansa tabi olmayan <a href="https://www.haberler.com/spor/" rel="nofollow" title="Spor, Spor Haberleri, Spor Haber"><strong>spor</strong></a> ve sosyal aktiviteler için vatandaşlar hekime gitmeden e-Nabız üzerinden “Sağlık Durum Belgesi” alabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca e-Rapor sistemi üzerinden düzenlenen raporların fiziksel olarak arşivlenmesine gerek kalmayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haberler.com</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/saglik-raporlarinda-yeni-donem-artik-hastaneye-gitmek-gerekmeyecek</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/i-m-g-20260519-160041.jpg" type="image/jpeg" length="93594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/turkiyede-her-3-eriskinden-1i-hipertansiyon-hastasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/turkiyede-her-3-eriskinden-1i-hipertansiyon-hastasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>"Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor"</p>

<p>Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu.</p>

<p>Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"3’te 1’i tansiyon hastası"</p>

<p>Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu.</p>

<p>"Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği"</p>

<p>Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/turkiyede-her-3-eriskinden-1i-hipertansiyon-hastasi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 23:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/45-348.jpg" type="image/jpeg" length="19137"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göç İdaresi personellerine halk sağlığı eğitimi verildi]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/goc-idaresi-personellerine-halk-sagligi-egitimi-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/goc-idaresi-personellerine-halk-sagligi-egitimi-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Kronik Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı kapsamında İl Göç İdaresi Müdürlüğü Geri Gönderme Merkezi personeline yönelik halk eğitimi düzenlenerek, kronik hastalıklar ve sağlıklı yaşam konularında bilgilendirme yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitim, Dr. Güngör Taşkın’ın tarafından verildi. 4 gün süren eğitimde, kronik hastalıkların erken dönemde fark edilmesi, önlenmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının günlük hayata kazandırılması konuları ele alındı.</p>

<p>Eğitimde; böbrek hastalıkları, kalp-damar hastalıkları, astım, aşırı tuz tüketimi, hipertansiyon, fiziksel aktivite, obeziteyle mücadele, çölyak hastalığı, cilt kanseri ve kanser taramaları hakkında detaylı bir şekilde bilgilendirme yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eğitimde, düzenli sağlık kontrollerinin, sağlıklı beslenmenin ve hareketli yaşamın hastalıklardan korunmadaki önemine değinildi.</p>

<p>Geri Gönderme Merkezi personellerine kronik hastalıklara karşı korunma yolları ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi de anlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/goc-idaresi-personellerine-halk-sagligi-egitimi-verildi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 22:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/4-604.jpg" type="image/jpeg" length="46496"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Kayar: "Yanlış beslenme çölyak riskini artırıyor"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/gastroenteroloji-uzmani-dr-kayar-yanlis-beslenme-colyak-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/gastroenteroloji-uzmani-dr-kayar-yanlis-beslenme-colyak-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Yusuf Kayar, özellikle market ürünleri ve yüksek glüten içerikli gıdalarla gelişen yanlış beslenme alışkanlıklarının çölyak hastalığı görülme sıklığını geçmişe oranla 100 kat artırdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Çölyak Farkındalık Günü çerçevesinde, toplumda bu kronik rahatsızlığa karşı duyarlılığın artırılması hedefleniyor. Uzmanlar, özellikle genetik yatkınlığı olan bireylerin ve benzer belirtileri gösteren vatandaşların farkındalık düzeyinin yükseltilmesinin, hastalığın yönetimi açısından kritik rol oynadığını ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İHA muhabirine konuşan Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Yusuf Kayar, çölyak hastalığının bir glüten duyarlılığı olduğunu belirtti. Dr. Kayar, "İçinde glüten ihtiva eden herhangi bir gıda aldığında vücudunun buna karşı alerjik bir reaksiyon vermesi durumudur. Aslında böyle özetleyebiliriz; tabii öncelikle bağırsaklarda bir iltihaplanma söz konusu oluyor. Bağırsaklardaki iltihaplanma sonrası, hastalar emilimle ilgili ciddi sorunlar yaşayabiliyor. Tabii bu durum sadece bağırsaklarla sınırlı kalmıyor ve zamanla bütün vücuda yayılarak neredeyse bütün organları etkisi altına alabiliyor. Hastalığın hem genetik hem de çevresel birçok nedeni söz konusu. Özellikle 1950’li yıllardan itibaren baktığımızda, hastalıkta ciddi manada bir artış görülmektedir. O zamanla kıyas yaparsak yaklaşık 100 kat civarında bir artıştan bahsedebiliyoruz. Bunun da en büyük nedeni maalesef yanlış beslenme. Özellikle market ürünleri ve içeriğinde fazla miktarda glüten barındıran gıdalar tüketildiğinde, maalesef çölyak hastalığı ortaya çıkabiliyor. Tabii ki diğer bir neden genetik yatkınlıktır. Genetik etkenlere baktığımızda; özellikle ikiz kardeşinde çölyak hastalığı olan bir kişide, bu hastalığın görülme ihtimali yaklaşık 10 kat artış göstermektedir" dedi.</p>

<p>"Çölyak hastalığının tedavisi basittir"</p>

<p>Çölyak hastalığının kişinin sağlığı açısından çok önemli olduğunu ve tedavisinin de bir o kadar basit olduğunu dile getiren Kayar, "Kişi eğer glütensiz beslenmeye devam ederse hiçbir sorun kalmıyor; yani normal popülasyondaki bir insandan hiçbir farkı olmuyor. Ama eğer diyetine dikkat etmezse, başta bağırsaktaki iltihapla beraber bu durumun bütün vücuda yayıldığını ve zamanla hastaların kansere bile eğilim gösterdiğini görebiliyoruz. Bu noktada farkındalık oluşturmak gerekir. Eğer bir kişide kilo kaybı, karın ağrısı, ishal, şişkinlik, reflü veya anemiyle ilgili şikayetler, kemik bozuklukları gibi durumlar varsa muhakkak bir doktora başvurması gerekir. Doktorun da çölyak hastalığı ihtimalini göz önünde bulundurup bu açıdan detaylı bir araştırma yapması şarttır" diye konuştu.</p>

<p>"Hastaların glütensiz bir şekilde beslenmeleri gerekir"</p>

<p>Hastaların glütensiz ürünlere ulaşması konusunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiğini ifade eden Kayar, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Günümüzde glüten birçok ürünün içinde var; ancak özellikle market ürünlerindeki ve üretilen ekmeklerdeki glüten oranı çok fazla olduğu için hastalar zaman içerisinde bu hastalığa daha yatkın hale gelebiliyor. Hastalığın tek tedavisi diyettir; hastaların glütensiz bir şekilde beslenmeleri gerekir. Ancak maalesef günümüzde kamu kurum ve kuruluşlarının bu yöndeki desteğinin çok zayıf olduğunu görüyoruz. Bu nedenle kamu kurum ve kuruluşlarının bu yönde bir eğilim göstermesini ve hastaların bu gıdalara daha rahat ulaşması için ellerinden geleni yapmasını istiyoruz. Bu konu gerçekten çok önemli."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/gastroenteroloji-uzmani-dr-kayar-yanlis-beslenme-colyak-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 21:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/10-848.jpg" type="image/jpeg" length="98333"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
