<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yüksekova Halkın Sesi | Yüksekova Haberleri | Hakkari Haber</title>
    <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com</link>
    <description>Yüksekova Halkın Sesi, Yüksekova Haberleri, Yüksekova Gündemi, Yüksekova'da Haber, Yüksekova Haberler, Hakkari haberler, Yüksekova Kaza Haberleri,  Yangın haberleri, Kavga Haberleri, Uyuşturucu haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 18 Aug 2026 21:01:51 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksekova’nın sağlık sorunları Meclis’e taşındı: Anjiyo ve yanık ünitesi neden yok?]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/yuksekovanin-saglik-sorunlari-meclise-tasindi-anjiyo-ve-yanik-unitesi-neden-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/yuksekovanin-saglik-sorunlari-meclise-tasindi-anjiyo-ve-yanik-unitesi-neden-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Hakkâri Milletvekili Öznur Bartın, Yüksekova’da sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hakkâri Milletvekili Öznur Bartın, “Yüksekova için sağlıkta acil çağrı” başlığıyla yaptığı çalışmada, ilçede yaşayan yurttaşların sağlık hizmetlerine erişiminde karşılaştığı sorunların çözülmesi çağrısında bulundu.<br />
Bartın, Sağlık Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde ilçenin sağlık altyapısının güçlendirilmesini isterken; anjiyo ünitesi, yanık ünitesi, uzman hekim, yoğun bakım, Adli Tıp Kurumu ve hastanenin fiziki koşullarına ilişkin bir dizi soru yöneltti.</p>

<p>Bartın’ın Sağlık Bakanlığı’na sunduğu soru önergesinde, Yüksekova Devlet Hastanesi’nin mevcut kapasitesi ve sağlık hizmetlerinin yeterliliği gündeme getirildi.<br />
Önerge kapsamında, ilçede sağlık alanında daha önce gündeme gelen sorunların hangilerinin çözüme kavuşturulduğu ve halen devam eden sorunların neler olduğu soruldu.<br />
Anjiyo ünitesi ve yanık ünitesi sorusu<br />
Önergenin dikkat çeken başlıklarından biri, Yüksekova Devlet Hastanesi’ne Anjiyo Ünitesikurulması talebi oldu. Bartın, nüfusu ve bölge açısından önemli bir sağlık merkezi konumundaki Yüksekova’da anjiyo ünitesinin bulunmamasının nedenlerini Sağlık Bakanlığı’na sordu.<br />
Bartın ayrıca hastanede Yanık Ünitesibulunmamasını da gündeme taşıyarak, böyle bir ünitenin neden kurulmadığının ve kurulması için herhangi bir çalışma yapılıp yapılmadığının açıklanmasını istedi.<br />
Uzman hekim ve sağlık personeli sayısı soruldu<br />
Soru önergesinde Yüksekova Devlet Hastanesi’nde son yıllarda görev yapan doktor, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının sayısındaki değişim de Bakanlığın yanıtlaması istenen konular arasında yer aldı.<br />
Bartın, hastanenin özellikle Kardiyoloji, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ile Göğüs Hastalıkları gibi branşlarda yeterli sayıda uzman hekime sahip olup olmadığını sordu.<br />
Adli Tıp Kurumu ve yoğun bakım kapasitesi<br />
Bartın’ın yönelttiği sorular arasında Adli Tıp Kurumu’nun Yüksekova’da kurulmasına ilişkin herhangi bir çalışma bulunup bulunmadığıda yer aldı.<br />
Yüksekova Devlet Hastanesi’nin yatak ve yoğun bakım kapasitesine ilişkin de Bakanlıktan bilgi isteyen Bartın, mevcut kapasitenin ilçenin ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığının açıklanmasını talep etti.<br />
“Sağlık hizmetlerine erişim güçlendirilmeli”<br />
Bartın’ın önergesinde ayrıca Yüksekova Devlet Hastanesi’nin fiziki şartlarının iyileştirilmesi, tıbbi cihaz ve altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha nitelikli hale getirilmesi için Bakanlık tarafından yürütülen çalışmaların olup olmadığı soruldu.<br />
Bartın, Yüksekova’nın sağlık hizmetlerinde yaşadığı sorunların yalnızca ilçe merkezini değil, çevre yerleşimlerde yaşayan yurttaşları da doğrudan etkilediğine dikkat çekerek, sağlık hizmetlerine erişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.<br />
Bakanlığa 8 başlıkta soru<br />
Bartın’ın Sağlık Bakanlığı’na yönelttiği sorular özetle şöyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Yüksekova’da sağlık alanında daha önce yaşanan sorunlardan hangileri giderildi, hangileri devam ediyor?<br />
2. Yüksekova Devlet Hastanesi’ne Anjiyo Ünitesikurulmasının önündeki engeller nelerdir?<br />
3. Hastanede Yanık Ünitesi neden bulunmuyor ve bu ünitenin kurulmasına yönelik bir çalışma var mı?<br />
4. Adli Tıp Kurumu’nun Yüksekova’da kurulmasına ilişkin herhangi bir çalışma veya planlama bulunuyor mu?<br />
5. Son 5 yılda hastanede görev yapan doktor, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının sayısında nasıl bir değişim yaşandı?<br />
6. Kardiyoloji, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ile Göğüs Hastalıkları başta olmak üzere uzman hekim sayısı yeterli mi?<br />
7. Hastanenin yatak ve yoğun bakım kapasitesiYüksekova’nın ihtiyaçlarını karşılıyor mu?<br />
8. Hastanenin fiziki koşullarının, tıbbi altyapısının ve cihaz kapasitesinin geliştirilmesi için Bakanlık tarafından hangi çalışmalar yürütülüyor?<br />
Bartın’ın soru önergesiyle birlikte Yüksekova’nın sağlık hizmetlerine ilişkin sorunlar TBMM gündemine taşınırken, gözler şimdi Sağlık Bakanlığı’nın vereceği yanıta çevrildi</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>KADER ÇAKMAK/ YÜKSEKOVA HALKIN SESİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/yuksekovanin-saglik-sorunlari-meclise-tasindi-anjiyo-ve-yanik-unitesi-neden-yok</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/1212-2.jpg" type="image/jpeg" length="17180"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda yüksek ateş ve ateşli havaleye dikkat]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/cocuklarda-yuksek-ates-ve-atesli-havaleye-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/cocuklarda-yuksek-ates-ve-atesli-havaleye-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, çocuklarda yüksek ateş ve ateşli havalenin hangi durumlarda doktor kontrolü gerektirdiğine ilişkin uyarılarda bulundu. Ateşin çoğu zaman vücudun doğal bir savunma mekanizması olduğunu belirten Vayvada, "Ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önem taşır. Yüksek ateş, havale, nefes darlığı veya bilinç değişikliği gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalıdır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda ateş, en sık karşılaşılan ve en çok endişe duyulan sağlık sorunlarından biri olarak ebeveynlerin karşısına çıkıyor. Özellikle ateşin yükselmesiyle birlikte havale geçirme korkusu, ebeveynlerde ciddi kaygıya neden olabiliyor. Bu noktada ateşin çoğu zaman vücudun enfeksiyonlara karşı verdiği doğal bir savunma yanıtı olduğunu hatırlatan Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, ateşin nedenini anlamanın ve hangi durumlarda doktora başvurulması gerektiğinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>"Ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önemli"</p>

<p>Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, normal vücut sıcaklığının genellikle 36-37,5 derece arasında olduğunu ve ölçüm yerine göre değişmekle birlikte koltuk altından 37,2 derece üzeri, kulaktan 38 derece üzeri ve makattan 38 derecenin üzeri ölçümlerin ateş olarak kabul edildiğini aktardı. Vayvada, çocuklarda ateşin en sık nedenlerini ve ateş düşürme yöntemlerini şu şekilde ifade etti:</p>

<p>"Üst solunum yolu enfeksiyonları, grip ve nezle, orta kulak iltihabı, boğaz enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, gastroenterit (ishal-kusma) ve bazı aşılar sonrası gelişen geçici reaksiyonlar özellikle kreşe veya okula başlayan çocuklarda enfeksiyonlara bağlı ateş sık görülür. Bu noktada ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu önemlidir. Ancak 3 aydan küçük bebekte 38 derece ve üzeri ateş, 39 derecenin üzerinde seyreden ateş, ateşle birlikte havale geçirilmesi, nefes almada güçlük, bilinç bulanıklığı veya aşırı uyku hali, morarma, ense sertliği, sürekli kusma, sıvı alamama ve şiddetli halsizlik gibi belirtiler acil değerlendirme gerektiren durumlardır ve bu belirtiler varsa zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ateşi tamamen yok etmeye çalışmak yerine çocuğun rahatlaması amaçlanmalıdır. Yapılması gerekenler çocuğu ince ve rahat kıyafetlerle giydirmek, oda sıcaklığını 22-24 derece civarında tutmak, bol sıvı verilmesini sağlamak, anne sütü alan bebeklerde emzirmeyi artırmak ve doktorun önerdiği ateş düşürücü ilaçları uygun dozda kullanmaktır. Yapılmaması gerekenler ise sirke sürmek, alkol ile silmek, buzlu su uygulamak ve kalın battaniyelere sarmaktır. Bu uygulamalar çocuğun durumunu kötüleştirebilir."</p>

<p>"İlk kez havale geçiren her çocuk mutlaka bir çocuk doktoru tarafından değerlendirilmelidir"</p>

<p>Ateşli havalede dikkat edilmesi gerekenleri ve önemli noktaları paylaşan Uzm. Dr. Vayvada, şu şekilde konuştu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Ateşli havale (febril konvülziyon) genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda ateşe bağlı olarak gelişen nöbetlerdir. Toplumda her 100 çocuğun yaklaşık 2-5’inde görülebilir. Çoğunlukla ateşin çok yüksek olmasından değil, ateşin hızlı yükselmesinden kaynaklanır. Ateşli havalenin belirtileri vücutta kasılma, kollarda ve bacaklarda sertleşme, gözlerin yukarı kayması, kısa süreli bilinç kaybı, çenede kilitlenme hissi ve nöbet sonrası uyku hali olabilir. Çoğu ateşli havale birkaç dakika içinde kendiliğinden sonlanır ancak ateşli havale sırasında neler yapılması gerektiğine dikkat edilmelidir. Doğru yaklaşım sakin olmak; çocuğu yan yatırmak, ağzındaki yiyecekleri temizlemek, etrafındaki sert cisimleri uzaklaştırmak ve süreyi takip etmektir. Kesinlikle yapılmaması gerekenler ise ağzını zorla açmaya çalışmak, ağzına kaşık, bez veya herhangi bir cisim koymak, su veya ilaç içirmeye çalışmak ve çocuğu sarsmaktır. Basit ateşli havalelerin büyük çoğunluğu kalıcı beyin hasarına yol açmaz ve çocuğun zekâ gelişimini etkilemez. Ancak ilk kez havale geçiren her çocuk mutlaka bir çocuk doktoru tarafından değerlendirilmelidir."</p>

<p>"İlk kez havale geçirilmesi durumunda mutlaka doktor kontrolü gerekli"</p>

<p>Uzm. Dr. Elif Ruşen Vayvada, doktora başvurulması gereken durumlar konusunda uyarılarda bulunarak, "İlk kez havale geçirilmesi, havalenin 5 dakikadan uzun sürmesi, havalenin tekrarlaması, 3 aydan küçük bebekte ateş olması, ateşin 72 saatten uzun sürmesi, nefes darlığı gelişmesi ve bilinç değişikliği görülmesi durumlarında vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/cocuklarda-yuksek-ates-ve-atesli-havaleye-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 19:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/60-459.jpg" type="image/jpeg" length="79762"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Memişoğlu: "Türkiye’nin sağlıkta ihtiyaç duyduğu ilaç ve cihazları üreteceğiz"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/memisoglu-turkiyenin-saglikta-ihtiyac-duydugu-ilac-ve-cihazlari-uretecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/memisoglu-turkiyenin-saglikta-ihtiyac-duydugu-ilac-ve-cihazlari-uretecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Türkiye’nin sağlıkta dünyaya örnek bir model oluşturduğunu belirterek, "Biz sadece sağlık hizmeti vermeyeceğiz. Sağlığın teknolojisini de üreteceğiz. Bilimini de üreteceğiz. Cihazını da üreteceğiz. İlacını da üreteceğiz. Türkiye bu bölgenin sadece değil, dünyanın sağlıkla ilgili merkez noktalarından bir tanesi olacak. Altyapımıza güveniyoruz. İnsan gücümüze güveniyoruz. Bilgimize güveniyoruz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 15 Ağustos 2026 Cumartesi günü, İstanbul’da sağlık muhabirleriyle bir araya geldi. Sağlık gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Memişoğlu, önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p>"3 milyonun üzerinde insan Türkiye’ye sağlık hizmeti almaya geliyor"</p>

<p>Türkiye’nin sağlık sisteminin son 25 yılda büyük bir gelişim sürecini yaşadığını vurgulayan Memişoğlu, "Sağlık hizmetinin iyi sunulmasının en önemli etkenlerden biri de iyi bir sağlık çalışanı ordumuzun olmasıdır. Kaliteli, çalışkan, hedef odaklı bir sağlık çalışanı kitlemiz var. Bunun altyapısı ve organizasyonu iyi yapılınca ve destek de verilince Türkiye bugün sağlıkta herkesin rahat ulaşabildiği, sosyal tarafı da çok kuvvetli olan, aynı zamanda teknolojisini de kullanabilen bir ülke hâline geldi. Bugün 3 milyonun üzerinde insan Türkiye’ye sağlık hizmeti almaya geliyor. Çevremizdeki ülkeler bizim sağlık hizmetini örnek almaya çalışıyorlar, bizden destek istiyorlar. Birçok ülkeye de yardım edebilir hâldeyiz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Palyatif bakım ile ilgili yeni bir model oluşturduk"</p>

<p>Palyatif bakım konusunda yeni bir yönetmelik yayınlayarak bir model oluşturduklarını söyleyen Bakan Memişoğlu, "Bizim yoğun bakımlarımızda 4’te 1, 5’te 1 oranında hastalarımız uzun süre yatan kronik hastalardı, bakım hastalarıydı. Yeni bir yönetmelik yayımlayarak ‘palyatif kritik bakım hizmeti’ diye bir şey tanımladık. Evde sağlık, uzaktan sağlık ve palyatif bakım hizmetlerini entegre ettik. ESKOM (Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi) denen bir merkezi komuta merkezi oluşturduk. Bu mevzuatla uzun yatışta olan, evde yatabilen hastaların uzaktan bakılmasını çok daha etkin hâle getireceğiz. Toplum yaşlandıkça ve aile küçüldükçe bakım yaşlılarımızın bakımı ile ilgili ve sağlık hizmetiyle ilgili farklı bir modele geçmek zorundayız. Onun için bu modeli oluşturduk. Aile hekimi de bu sisteme dâhil edildi. Aile hekiminin bir hastasının palyatif bakım ihtiyacı varsa aile hekimi bu durumu ESKOM’a bildirecek veya palyatif bakım hastası hastaneden çıkarılıp evine yerleştirildiyse otomatik olarak aile hekimine bu hastasıyla ilgilenmesi için bilgi verilecek. Böyle bir koordinasyon sistemi kuruyoruz. Bilgisayar yazılımıyla yapacağız bunları. Mevzuatı çıkardık, şimdi yazılımı bitiyor. Türkiye genelinde 271 bin yatağımız var, 7 bin 822 yatağımız palyatife ayrılmış durumda. İstanbul’da da 910 palyatif bakım yatağımız var. İstanbul’da palyatifte yatak sorunumuz yok. Önemli olan organizasyonu iyi yapabilmemiz" diye konuştu.</p>

<p>"Türkiye’de aile hekimliği sayımız 25 bin bandındaydı, bugün 31 bin aile hekimliğimiz var"</p>

<p>Sağlık sisteminin daha güçlü ilerleyebilmesi için mevzuat değişiklikleri gerçekleştirdiklerini anlatan Memişoğlu, "İki senede 160 mevzuat çıkardık. Bunların içinde bir tane de kanun var. 20-30 tane daha mevzuat değişikliğimiz olacak. 2024 yılının Kasım ayında Aile Hekimliği Yönetmeliği’ni değiştirdik. Sağlık sisteminin ‘Koruyan Sağlık’ tarafını ön plana çıkardık ve proaktif aile hekimliği sistemine geçtik. Türkiye’de aile hekimliği sayımız 25 bin bandındaydı, bugün 31 bin aile hekimliğimiz var. İstanbul’da bin 121 aile hekimliğimiz var, 81 aile hekimliği açtık, 130 tane daha açacağız. Aile hekimliklerinde; yaklaşık bin 850 ilacın yazılabilmesini, sağlık raporlarının verilebilmesini, geleneksel tıp (GETAT) uygulamalarının yapılabilmesini ve aile hekiminin gerek görürse hastası için hastaneden randevu alabilmesini sağladık. İstanbul’da 34 tane Sağlıklı Hayat Merkezi var. Ücretsiz hizmet sunulan Türkiye’deki bütün Sağlıklı Hayat Merkezlerinde gebe okulu, çocuk gelişimci, psikolog, diyetisyen, fizyoterapist var. Pilates, egzersiz yapılıyor. Aşıdan kanser taramasına kadar her şey yapılıyor. Şimdi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından aile danışmanı da var. Aile hekimi veya hastanedeki hekimler, hastaları için Sağlıklı Hayat Merkezlerinden randevu alabiliyor. Vatandaşlar da MHRS üzerinden Sağlıklı Hayat Merkezi randevusu alabiliyor" şeklinde konuştu.</p>

<p>"Türkiye’de yaş ortalaması 78,5’e yükseldi"</p>

<p>TUİK verilerine göre Türkiye’nin yaş ortalamasının yükseldiğinin altını çizen Memişoğlu, "TÜİK’in geçen ay yayınladığı bültende Türkiye’de yaş ortalamamız 78,5 olmuş, yani artmış. Neydi bu? 2002 senesinde 72’ydi. Geçen sene bu 78,1 idi. Bu esasında dünyada sağlık sisteminin başarı parametrelerinden biridir. Yani siz ne kadar uzun yaşıyorsanız sağlık sisteminiz o kadar iyidir. Bebek ölüm oranlarına bakın. 2002 senesinde bebek ölümü bin doğumda 31,5 iken bugün 7,8’e düşmüş durumda ve 2024’te binde 9 iken 2025’te binde 7,8’e düştü, yaklaşık 1,2 demek. Bu yılda 3 bin bebeğin daha yaşadığını gösteriyor. 3 bin bebek, az bir sayı değil bu. Doğumda annenin ölüm oranını düşürdük. Sağlık sisteminizin başarısı OECD’de bunlarla ölçülüyor" açıklamalarında bulundu.</p>

<p>"Ülkemizde erkeklerin yüzde 46’sı sigara içiyor, dünyada ikinciyiz"</p>

<p>Sigaranın Türkiye’de ölüm sebeplerinin en önemlilerinden biri olduğunu belirten Memişoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü</p>

<p>"Ölümlerin yüzde 34,7’si dolaşım sistemi hastalıkları, yüzde 16’sı iyi ve kötü huylu tümörler sebebiyle oluyor. Yani yüzde 50’nin üzerinde ölüm nedeni dolaşım sistemi hastalıkları ve tümörler. Dolaşım sistemi hastalıklarının yüzde 42’sini iskemik kalp hastalığı, iyi ve kötü huylu tümörlerin yüzde 30’unu solunum hastalıkları, akciğer kanseri ve gırtlak kanseri oluşturuyor. Peki sizce bunun nedenleri ne? Bu ölüm sebeplerimiz iskemik kalp hastalığı, inme, dolaşım hastalığı ve akciğer kanseri nedeni nedir? Sigara. Sigara, Türkiye’de insanlarımızın hastalanma ve ölüm sebeplerinin en önemlilerinden biridir. Ülkemizde erkeklerin yüzde 46’sı sigara içiyor. Dünyada ikinci sıradayız, ilk üçte yerimiz değişiyor. Sigara kötü bir alışkanlık, herkes biliyor. Bize bir şey olmaz diyoruz ama oluyor. Olduktan sonra pişman oluyoruz. Türkiye’de geçen sene 8 milyar paket sigara satılması doğru bir şey değil. Bunu kullanmaması için insanları motive etmemiz lazım. İnsanların sağlık talebini artırmamız lazım"</p>

<p>"Türkiye’de 30 binin üzerinde insan şu anda organ bekliyor"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmasında organ naklinin önemine değinen Bakan Memişoğlu, "Organ nakli için kadavratik organ bağışı bulmakta zorlanıyoruz. Organ nakli konusunda kanunla beraber bir değişim yaptık. Artık e-Devlet, e-Nabız üzerinden organ bağışı yapılabiliyor. Bağış sayısı şimdiye kadar 250 bini buldu. Bu kanunla kişinin organ bağışını vasiyet hâline getirdik. Kişi diyor ki ‘Ben öldükten sonra organlarımı bağışlıyorum.’ Bunu sistemden yapıyor ve biz bu kişiye şunu soruyoruz: ‘Yakınların bilsin mi?’ ‘Hayır, bilmesin.’ derse bunu dediği anda hiç kimseye söylemiyoruz. Siz organ bağışını e-Nabız üzerinden yaptığınız zaman sizden başka kimse o bağışı yaptığınızı bilmiyor. Ne zamana kadar bilmiyor? Beyin ölümü tespit edilip öldü denildiği zaman hastanede Ölüm Bildirim Sistemi’ne girildiği anda hem ailenize hem doktorunuza hem de organ nakli ekiplerine haber gidiyor. O zamana kadar bağış yaptığınızdan kimsenin haberi olmuyor. Türkiye’de 30 binin üzerinde insan şu anda organ bekliyor. Organ bağışının e-Devlet üzerinden yapılmasını sağlamamız ve organ bağışı sayısını artırmamız lazım. Ülkemiz organ merkezleri anlamında, hekimlik ve altyapı anlamında dünyanın örnek ülkelerinden biri" dedi.</p>

<p>İstanbul’da son 24 yılda 79 tane büyük hastane yapıldığını hatırlatan Memişoğlu, "Sadece COVID-19 pandemisi döneminde 28 hastane yapılmış. Türkiye genelinde 27 tane şehir hastanesi yaptık. Şu anda İstanbul’da bin 453 yataklı Fatih Sultan Mehmet hastanesini yapıyoruz. Sancaktepe’de 4 bin yataklı şehir hastanesini inşallah 2027’nin ikinci yarısında hizmete sunacağız. Haydarpaşa’nın kampüsüne başladık. Bakırköy Sadi Konuk Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin projelendirmesine başladık. Süreyyapaşa’nın projelendirmesini bitirdik. Finansını bulmaya çalışıyoruz ama yatak kapasitesi konumuzun üstünde çok sorunumuz yok. Esenyurt’ta inşallah bir yatak planlaması yapıyoruz. Beykoz’un hastanesini 2027’de bitirme hedefindeyiz, Bayrampaşa keza öyle. Bir de Avcılar var. Bunları İstanbul’a yatırım olarak yapacağız" diye konuştu.</p>

<p>"E-Nabız’a hiç kimse sızamaz"</p>

<p>E-Nabız sistemi ile ilgili güvenlik tartışmalarına değinen Bakan Memişoğlu, "E-Nabız çok korunaklı bir sistemdir. E-Nabız’a hiç kimse sızamaz, çok korunaklı bir sistemdir. Bize kodlu gelir, biz kimseyi görmeyiz. e-Nabız’a müdahale olamaz" dedi.</p>

<p>"Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu ilaç ve cihazları üreteceğiz"</p>

<p>Yerli aşı konusundaki çalışmalara değinen Bakan Memişoğlu, "Yerli aşıyla ilgili çağrı yaptık. 8 tane yerli aşının üretimi için planlamalarımızı yaptık. İnşallah en az 6 tanesiyle birkaç hafta içinde sözleşme yapıp yerli aşı üretimini Türkiye’de kendimiz yapacağız. Hatta sadece dolum değil, ‘master cell’ dediğimiz esas hücreyi de alarak yapacağız. Yani biz kendimiz yapacağız her şeyi. Bizim 13 tane yerli aşımız var. Bu aşılar içinden seçtik. Hepatit A’yı biz kendimiz dolum yapıyoruz. Diğerlerini de çok yakında açıklayacağız. Çağrılarını yaptık. 8 tanesini yaptık ama 6 tanesinin anlaşmasını hazır hale getiriyoruz. Onlarla ilgili çalışma yaptık, hazır üretime geldik. 2 tane ultrason sözleşmesi yaptık. 2 firma yurt dışından teknolojisiyle beraber getirecekler. 2 sene içinde yüzde 70’in üzerinde yerli ultrasonumuzu üreteceğiz. Bunun sözleşmesini de yaptık. Şimdi Hacettepe ve Teknopark’ta üretimini yapıyoruz. İnşallah çok yakın zamanda 2 tane fabrikasının temelini atacağız. Böylece Türkiye kendi ultrasonunu da yapacak. Kendi kalp-akciğer pompamızı biliyorsunuz, ASELSAN’la beraber yaptık. Bu çok teknolojik bir cihaz. O cihaz olmadan kalp ameliyatları yapılamaz. Şimdi onu hastalarda kullanmaya başladık. Bir ay evvel başladık ve sene sonu itibarıyla seri üretimine geçeceğiz. Mobil röntgen cihazını aldık. Solunum cihazı yapıyoruz. Home Vent yapıyoruz. En önemlilerden bir tanesi, mesela kapsül endoskopi yapıyoruz Türkiye’de. Onun da insan çalışmalarına çok kısa zamanda başlayacağız. Endoskopi yerine biliyorsunuz, tablet gibi alıyorsunuz. Bütün bağırsağınızı, midenizi filmler gösteriyor. Bunu 2-3 ülke yapıyor. Bir tanesi de biziz. Teknopark’ta onu prototipiyle geliştirdik. Özellikle immünolojik ve kanser ilaçlarıyla ilgili çalışmalarımız var. Biz Türkiye’nin üretim kapasitesini tamamen bağımsız hâle getireceğiz. Özellikle kanser, SMA gibi moleküler hastalıklar, immünoterapi gibi ilaçları kendimiz üretir hâle getiriyoruz şimdi. Bunun klinik çalışmalarına da başlayacağız çok kısa zamanda. Türkiye’nin hangi stratejik cihazlara ihtiyacı var? 45 tane şimdi tespit ettik. Belki sayı artacak. Bu 45 cihazı üretebilmemiz lazım. Biz sadece sağlık hizmeti vermeyeceğiz. Sağlığın teknolojisini de üreteceğiz. Bilimini de üreteceğiz. Cihazını da üreteceğiz. İlacını da üreteceğiz. Türkiye bu bölgenin sadece değil, dünyanın sağlıkla ilgili merkez noktalarından bir tanesi olacak. Altyapımıza güveniyoruz. İnsan gücümüze güveniyoruz. Bilgimize güveniyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>SMA hastalığı ile ilgili çalışmaların da yürütüldüğünü vurgulayan Bakan Memişoğlu, "SMA ile ilgili bir çalışma da yapıyoruz. SMA ile bağış toplayıp yurt dışında iyi olacağını deyip insanlara vaatte bulunup da bu vaadinin sonucunun ne olduğunu hepsini açıklayacağız. SMA ilacını bağış alıp da bu ilaç sonucunda o hastalar iyileşti mi, iyileşmedi mi? Sonucunu bilimsel olarak çalışıyoruz" dedi.</p>

<p>Türkiye’nin sağlık sisteminden dünyaya örnek olan bir konuma geldiğinin altını çizen Memişoğlu, vatandaşlardan sağlık çalışanlarına sahip çıkmalarını istedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/memisoglu-turkiyenin-saglikta-ihtiyac-duydugu-ilac-ve-cihazlari-uretecegiz</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/05/kemal.jpg" type="image/jpeg" length="46529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: "Çocuklarda yetersiz uyku aile ve akran ilişkilerini olumsuz etkileyebilir"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzmani-uyardi-cocuklarda-yetersiz-uyku-aile-ve-akran-iliskilerini-olumsuz-etkileyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzmani-uyardi-cocuklarda-yetersiz-uyku-aile-ve-akran-iliskilerini-olumsuz-etkileyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Aytaç Uras, "Uyku, çocuk gelişiminin temel unsurudur. Yetersiz uyku çocuğun sağlığını, aile-akran-öğretmen ilişkilerini, günlük yaşam aktivitelerini ve davranışlarını etkilemektedir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Pelin Aytaç Uras, süt çocuğunda uyku problemleri hakkında bilgilendirdi. Erken çocukluk döneminde beynin temel aktivitesinin uyku olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Uras, "Uyku çocuk gelişiminin temel unsurudur. Yetersiz uyku çocuğun sağlığını, aile-akran-öğretmen ilişkilerini, günlük yaşam aktivitelerini ve davranışlarını etkilemektedir. Çocukların uykusunun büyük bölümü REM uykusundan oluşmaktadır. REM ve Non REM uykuları gece boyunca döngüsel olarak yer alırlar, döngü zamanı bebeklikte 50-60 dakika iken, çocukluk ve erişkinlikte 90 dakikaya uzar" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Uyku saati rutin olmalı"</p>

<p>Çocuklar için uyku saatinin rutin olması gerektiğine değinen Uzm. Dr. Uras, "Bebek ve çocuklar için uyku saati ile ilgili rutinler oluşturmalı, bu rutinler sevecenlikle uygulanmalıdır. Yatağa gitme zamanları anne-baba ile çocuk arasında çatışma ortamının oluşturulduğu zamanlar olmamalıdır. Çocuğun her gün ev dışında düzenli sportif faaliyetler yapması uyku düzeni açısından yararlıdır ancak yatmadan önceki iki-üç saat içinde ağır egzersizlerden kaçınmalıdır. Yatak odalarında hafif ışığı olan gece lambaları tercih edilebilir. Yatak odalarında televizyon bulundurulmamalıdır. İlk uyku belirtilerini gördüğünüzde bebeğinizi yatağına yatırın. En ideal olanı, bebeğin rahatlamasına ve uykuya geçmesine izin vermektir. Yatarken çocuğunuzun yanına sevdiği oyuncağını veya özel bir eşyasını almasına izin verin. Bunlar çocuğunuzun uyumasını kolaylaştıracaktır" şeklinde konuştu.</p>

<p>"Uyku bozukluklarında hekime başvurulmalı"</p>

<p>Çocukların pamuklu giysiler giymesine özen gösterilmesi ve oda ısısının ayarlanması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Uras, "Çocuklarda uykuya başlama davranışları ile ilgili olan uykuya dalma güçlüğü ve gece uyanmalar sıktır. Ebeveynlerin yardımı olmaksızın yatağa yerleşme ve uykuya dalma, çocuklarda öğrenilen davranışlardır. Eğer çocuk uykuya dalmak için annesinin yardımına ya da özel bir uygulamaya (oyuncakla oynama, müzik dinleme) alışmışsa, gece uykusu sürecinde uyku basamakları arasında görülen uyanmalarda da bu çevre şartların isteyecektir. Uykuya dalma güçlüğü olan çocuklarda, bu fizyolojik uyanışlarda ebeveynin müdahalesi ya da alışılmış özel davranışların yapılması gerekir. Uyku çocukların bedensel ve ruh sağlığı açısından çok önemli bir unsur olup bu konudaki bozukluklarda çocuk hekiminize başvurabilirsiniz" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzmani-uyardi-cocuklarda-yetersiz-uyku-aile-ve-akran-iliskilerini-olumsuz-etkileyebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 18:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/oo-296.jpg" type="image/jpeg" length="66852"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Van’da keratokonus uyarısı: "Gözlük numarası sık değişiyorsa dikkat"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/vanda-keratokonus-uyarisi-gozluk-numarasi-sik-degisiyorsa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/vanda-keratokonus-uyarisi-gozluk-numarasi-sik-degisiyorsa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Evcimen, keratokonus hastalığının Van ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde Türkiye ortalamasının 5-10 kat üzerinde görüldüğünü belirterek, özellikle gençlerde erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Keratokonusun, gözün ön kısmındaki şeffaf kornea tabakasının öne doğru dikleşmesi ve şeklinin bozulmasıyla ortaya çıktığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Evcimen, hastaların genellikle bulanık görme, sık gözlük numarası değişimi, gözlük değişmesine rağmen net görememe, akşamları kamaşma ve çift görme şikayetleriyle başvurduğunu belirtti. Özellikle 20 yaş altındaki hastalarda hastalığın ilerleme ihtimalinin yüksek olduğuna dikkat çeken Evcimen, "Bu hastaları yakından takip etmek gerekiyor. Keratokonus hastalarını korneal topografiyle tespit etmişsek, hastalarımıza halk arasında ’ışın tedavisi’ olarak bilinen cross-linking tedavisini uygulayarak hastalığın ilerlemesini durdurmamız gerekiyor. Erken dönemde yakalamak çok önemli. Eğer hastanın görmesi iyi durumdaysa ve hastayı erken dönemde yakalamışsak, özellikle 20 yaş altındaki genç hastalarda ışın tedavisi yani cross-linking uygulayarak hastalığın ilerlemesini durdurup hastanın görme kalitesini koruyabiliyoruz" dedi.</p>

<p>"30-35 yaş sonrası takip önem kazanıyor"</p>

<p>Keratokonusun genellikle 30-35 yaşlarından sonra ilerlemesinin durduğunu belirten Evcimen, "Bunun yanında bu hastalık genellikle 30-35 yaşlarından sonra durmaktadır. Bu nedenle 30-35 yaş sonrasında hastalara hemen cross-linking, yani ışın tedavisi uygulamak yerine düzenli aralıklarla takip yapıp hastalıkta ilerleme olup olmadığına göre tedavimizi düzenleyebiliyoruz. Peki, hastaya cross-linking yaptık. Sonrasında hasta, ‘Ben daha iyi görmek istiyorum, ne yapabiliriz?’ diye sorarsa, hastamıza gözlük muayenesi yapıp gözlük verebiliriz. Eğer bu yeterli olmazsa sert kontakt lensler veya hibrit kontakt lensler kullanarak hastanın görmesinde artış olup olmadığını değerlendirebiliriz. Eğer hasta, ‘Ben sert kontakt lens takmak istemiyorum, beni rahatsız ediyor, takamıyorum’ diyorsa, bu sefer kornea halkası tedavilerimiz var, onları uygulayabiliriz. Yine uygun hastalarımızda, eğer kornea kalınlığı yeterliyse, bazen cross-linking, yani ışın tedavisiyle beraber göz çizdirme operasyonunu da yapabiliyoruz. Böylelikle hem göz numarasını düşürüp hem de hastalığın ilerlemesini durdurabiliyoruz" diye konuştu.</p>

<p>"Van’da Türkiye ortalamasının 5-10 katı"</p>

<p>Keratokonusun Van ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde daha sık görüldüğüne dikkat çeken Evcimen, "Keratokonus hastalığı Van bölgesinde çok sık görülmektedir. Türkiye genelinde 10 binde 4 oranında görülen bu hastalık, Van ve Doğu illerinde yüzde 1-2 oranında, yani yaklaşık 5-10 kat daha fazla görülebilmektedir. Yine bölgemizde alerjik konjonktivit, halk arasında ‘bahar nezlesi’ dediğimiz hastalık da özellikle Doğu Anadolu ve Van bölgesinde ülkemizin diğer bölgelerine göre çok daha fazla görülmektedir. Bundan dolayı keratokonus hastalığı da bölgemizde oldukça sık görülmektedir. Genellikle okul çağında öğretmenler bu durumu fark edebiliyor. İleri yaşlarda ise çocukların kendileri, ‘Gözlüğümü sürekli değiştiriyorum ama buna rağmen göremiyorum’ diyerek bize başvurabiliyorlar" şeklinde konuştu.</p>

<p>"Gözlerinizi kaşımayın"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alerji dönemlerinde göz kaşıntısının arttığına ifade eden Evcimen, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Bahar nezlesi döneminde, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında göz alerjilerine bağlı göz kaşıntıları oldukça sık artmaktadır. Gözleri kaşımak yerine bol soğuk suyla yıkamak ya da soğuk kompres uygulamak, kaşıntının önüne geçmemize yardımcı olacaktır. Yine ailemizde, birinci derece yakınlarımızda keratokonus hastalığı varsa anne ve babaların diğer çocuklarını da göz muayenesine getirmelerinde fayda var. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda, keratokonus hastalarında yüzüstü yatma sıklığının normal bireylere göre daha fazla olduğu gösterilmiştir. Yüzüstü yatmanın keratokonus hastalığını artırdığına dair çalışmalar da mevcuttur. Mevcut keratokonus hastalığımız varsa yüzüstü yatmamaya mutlaka dikkat etmemiz gerekiyor."</p>

<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Burhan Başkan ise keratokonus hastalarına sert kontakt lens, kornea nakli ve hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik cross-linking tedavilerinin uygulanabildiğini ifade ederek, "Şu an mevcut ameliyathane sayımızı yaklaşık iki katına çıkararak 4 odaya kadar yükselteceğiz. Bu da daha fazla hastaya hizmet etmek anlamına geliyor. Yakın zamanda yine bir lazer cihazımız gelecek. Keratokonus hastalarında gözlükten kurtulmak için halk arasında ‘göz çizdirme’ olarak tarif edilen lazer uygulamasını yapabileceğimiz cihazımız da gelecek. Böylelikle daha da iyi sonuçlar alacağımızı düşünüyoruz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/vanda-keratokonus-uyarisi-gozluk-numarasi-sik-degisiyorsa-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/ccccxc.jpg" type="image/jpeg" length="71492"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hareketsiz yaşam ve obezite diyabeti tetikliyor]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/hareketsiz-yasam-ve-obezite-diyabeti-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/hareketsiz-yasam-ve-obezite-diyabeti-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de diyabetli yetişkin sayısının 9,6 milyona ulaşmasında hareketsiz yaşam ve artan obezite oranlarının önemli rol oynadığını belirten Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sonay Güven Karataş, "Diyabetle mücadelede en önemli adımlardan biri, fazla kilo ve hareketsiz yaşamın önüne geçmek" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de diyabetin görülme sıklığı giderek artarken, Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun (IDF) 2025 verileri dikkat çekici tabloyu ortaya koyuyor. Buna göre Türkiye’de 20-79 yaş grubunda yaklaşık 9,6 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Türkiye, Avrupa Bölgesi’nde diyabetli yetişkin sayısı ve diyabet prevalansı en yüksek ülke konumunda bulunuyor. Medicana International Ankara Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sonay Güven Karataş, diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Diyabet, zaman içerisinde kalp-damar hastalıklarından böbrek hasarına, göz ve sinir sistemi sorunlarından yaşam kalitesinde belirgin düşüşe kadar pek çok sağlık sorununa zemin hazırlayabilen kronik bir hastalıktır. Bu nedenle erken tanı ve düzenli takip, hastalığın yönetiminde kritik önem taşıyor" dedi.</p>

<p>Diyabetin yükü her geçen yıl artıyor</p>

<p>Türkiye’de diyabetli yetişkin sayısının 2000 yılında yaklaşık 1,8 milyon, 2011 yılında ise 3,5 milyon olduğu tahmin edilirken, bu sayı 2024’te 9,6 milyona ulaştı. Uzm. Dr. Sonay Güven Karataş, diyabetin artışında fazla kilo, abdominal obezite, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının önemli rol oynadığını belirterek, "Özellikle tip 2 diyabet açısından risk faktörlerinin erken dönemde fark edilmesi ve yaşam tarzı değişikliklerinin gecikmeden hayata geçirilmesi, hastalığın ortaya çıkmasını önlemede veya geciktirmede önemli bir fırsat sunuyor" dedi.</p>

<p>Prediyabet dönemi ihmal edilmemeli</p>

<p>Diyabet gelişmeden önceki dönemin de büyük önem taşıdığını ifade eden Uzm. Dr. Sonay Güven Karataş, "Prediyabet, kişinin ilerleyen dönemde tip 2 diyabet geliştirme riskinin arttığını gösteren önemli bir uyarıdır. Bu dönemde kilo kontrolünün sağlanması, fiziksel aktivitenin artırılması ve beslenme düzeninin gözden geçirilmesiyle diyabet gelişme riski azaltılabilir. Bu nedenle özellikle ailesinde diyabet öyküsü bulunan, fazla kilosu veya bel çevresinde yağlanması olan kişilerin kan şekeri kontrollerini ihmal etmemesi gerekir" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diyabet sadece kan şekerinden ibaret değil</p>

<p>Diyabetin uzun vadede farklı organ ve sistemleri etkileyebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Karataş, "Diyabet tanısı alan bireylerde hedef yalnızca kan şekerini belirli bir aralıkta tutmak olmamalıdır. Kan şekeri kontrolünün yanı sıra tansiyon, kolesterol, böbrek fonksiyonları, göz sağlığı ve kardiyovasküler risklerin de düzenli olarak değerlendirilmesi gerekir. Kişinin yaşı, eşlik eden hastalıkları ve genel sağlık durumuna göre oluşturulan bütüncül bir takip planı, diyabetin komplikasyonlarını önleme açısından büyük önem taşır" dedi.</p>

<p>2050’de 14 milyonu aşması bekleniyor</p>

<p>Diyabetin gelecekteki yüküne ilişkin tahminlerin de dikkat çekici olduğunu belirten Uzm. Dr. Sonay Güven Karataş, "Mevcut eğilimler, diyabetin yalnızca bireysel değil, toplum sağlığı açısından da giderek büyüyen bir sorun olduğunu gösteriyor. IDF verilerine göre Türkiye’de 20-79 yaş grubundaki diyabetli yetişkin sayısının 2050 yılında 14,1 milyona ulaşması bekleniyor. Bu tablo, diyabet ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek kadar, riskli bireyleri erken dönemde belirlemenin ve koruyucu sağlık yaklaşımlarını güçlendirmenin de ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Erken tanı, diyabetle mücadelenin en önemli adımlarından biri</p>

<p>Diyabet açısından risk taşıyan kişilerin herhangi bir belirti ortaya çıkmasını beklememesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Sonay Güven Karataş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Diyabet uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle özellikle aile öyküsü bulunan, fazla kilolu veya obez bireylerin, hareketsiz yaşam sürenlerin, hipertansiyon ya da kolesterol yüksekliği bulunanların düzenli sağlık kontrollerini yaptırması önemlidir. Erken dönemde fark edilen kan şekeri yüksekliği, doğru yaşam tarzı değişiklikleri ve gerektiğinde tıbbi tedaviyle kontrol altına alınarak ileride oluşabilecek komplikasyonların önüne geçilmesine katkı sağlayabilir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/hareketsiz-yasam-ve-obezite-diyabeti-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/11-625.jpg" type="image/jpeg" length="96561"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Selçuk Üniversitesi Hastanesine kanser tanısında yeni nesil cihaz]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/selcuk-universitesi-hastanesine-kanser-tanisinda-yeni-nesil-cihaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/selcuk-universitesi-hastanesine-kanser-tanisinda-yeni-nesil-cihaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nükleer Tıp Kliniği, kanser başta olmak üzere birçok hastalığın tanı ve takibinde kullanılan yeni nesil dijital PET/BT sistemi Biograph Trinion’u hizmete aldı. Konya’da ilk ve tek olma özelliği taşıyan cihaz; yüksek görüntü kalitesi, hızlı çekim imkanı ve yapay zeka destekli teknolojileriyle dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nükleer Tıp Kliniğine kazandırılan dijital PET/BT, özellikle kanser hastalarının tanı, evreleme ve tedavi sonrası takip süreçlerinde önemli avantajlar sağlıyor. Cihazda bulunan ultra hızlı TOF (Time of Flight) teknolojisi sayesinde daha kısa sürede, yüksek kaliteli görüntüler elde edilebiliyor. Bu da uygun durumlarda daha düşük radyoaktif ilaç kullanımına ve hastaların cihazda geçirdiği sürenin azaltılmasına imkan sağlıyor. Yapay zeka destekli görüntüleme teknolojileri de görüntü kalitesinin artırılmasına katkı sunuyor. Cihazın 272 kiloya kadar hasta ağırlığını destekleyen hasta masası da farklı özelliklere sahip hastaların görüntüleme hizmetinden daha rahat yararlanmasına imkan sağlayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Biograph Trinion’un özellikle prostat kanserinin tanı ve takibinde kullanılan PSMA PET/BT görüntülemelerinde de önemli katkı sağlayacağını belirten Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, "Yüksek görüntü kalitesi sayesinde küçük lezyonların ve düşük düzeyde radyoaktif ilaç tutulumu gösteren odakların değerlendirilmesine destek olunacak. Konya’da ilk ve tek olma özelliği taşıyan bu cihazla bölgemizdeki hastaların ileri teknoloji PET/BT hizmetlerine erişimini güçlendirmeyi ve özellikle kanser hastalarımızın tanı ve takip süreçlerine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanemizin sağlık alanındaki teknolojik altyapısını geliştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/selcuk-universitesi-hastanesine-kanser-tanisinda-yeni-nesil-cihaz</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/11-624.jpg" type="image/jpeg" length="86111"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Alınamaz" denilen tümör Van’da başarıyla çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/alinamaz-denilen-tumor-vanda-basariyla-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/alinamaz-denilen-tumor-vanda-basariyla-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, daha önce ışın tedavisi uygulanan ve farklı hastanelerde ameliyat edilemeyeceği söylenen 37 yaşındaki Gülsüm Acar’ın şah damarı (glomus) tümörünü başarılı bir operasyonla tamamen çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de yaşayan 3 çocuk annesi Gülsüm Acar’a yaklaşık 10 ay önce glomus tümörü teşhisi konuldu. Tümörün beyin damarları üzerinde olması ve şah damarını kaplaması nedeniyle başvurduğu farklı hastanelerde ameliyatın riskli olduğu belirtilen Acar’a ışın tedavisi önerildi. Toplam 5 seans ışın tedavisi gören Acar’ın şikayetlerinin yeniden artması ve tümörün büyümeye devam etmesi üzerine bu kez ışın tedavisi nedeniyle ameliyat edilemeyeceği söylendi. Bunun üzerine ailesi internet üzerinden Prof. Dr. Halil Başel’e ulaştı.</p>

<p>Hastayı değerlendiren Prof. Dr. Başel, ışın tedavisinin ameliyatı zorlaştırmasına rağmen tümörün büyümeye devam etmesi nedeniyle cerrahi müdahaleye karar verdi. Ameliyat öncesi tetkikleri tamamlanan Acar, aynı gün ameliyata alınırken yaklaşık 5 saat süren operasyonla şah damarı tümörü tamamen çıkarıldı. Ameliyat sonrası herhangi bir komplikasyon gelişmeyen Acar, taburcu aşamasına geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Cerrahiyle çıkarılabilecek bir tümördü"</p>

<p>İHA muhabirine konuşan Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, hastasına yaklaşık 10 ay önce glomus tümörü tanısı konulduğunu belirtti. Prof. Dr. Başel, "O dönemde filmlerine baktığımızda, tümörün çok rahat ameliyatla çıkarılabilecek durumda olduğunu gördük. Tabii İzmir’de eğitim hastaneleri ve özel hastaneler olmak üzere birçok hastaneye başvurmuşlar. Riskli bir ameliyat olduğu düşüncesiyle hastamıza ışın tedavisi önermişler. Normalde çok rahat cerrahiyle çıkarılabilecek bir tümördü. Tabii bu, gören hekimin tecrübesiyle de alakalı bir durum. Eğer daha önce bu tür bir ameliyatı yapmadıysa, tümörü riskli görüp ışın tedavisi önermiş olabilir. Ancak ışın tedavisinden sonra tümör tekrar büyümeye başlayınca, hastamıza bu kez "Tümör büyüyor, bir daha ışın tedavisi veremeyiz, ameliyatla da çıkarılamaz" denilmiş. Bunun üzerine hastamız ciddi bir strese girmiş. Beni ilk aradığında ağlayarak aradı. Ben de kendisine, ‘Işın tedavisi aldıysanız bu ameliyat çok riskli olur. Işın tedavisi yapışıklıklara neden olur ve tümörü çıkarmak zorlaşır. Ama tümör büyüyorsa yine de bir şans verelim, siz gelin’ dedim" dedi.</p>

<p>"Bizim için bu ameliyat bir tecrübe oldu"</p>

<p>Hastanın Van’a gelmesinin ardından ameliyat öncesi tetkiklerinin yapıldığını ve aynı gün operasyonu gerçekleştirdiklerini dile getiren Başel, "Hastamızın glomus tümörünü tamamen çıkardık. Çok ilginç bir durum yaşandı. Hastamız o kadar korkutulmuş ki İzmir’de, uyandığı zaman, anestezinin etkisi tam olarak geçmemişken bana, ‘Hocam, ben yaşıyor muyum? Çocuklarıma kavuşabilecek miyim?’ diye sordu. Bu beni çok etkiledi. Çünkü hastamız çok korkmuştu. Kendisine ameliyat sırasında masada kalabileceği, felç olabileceği gibi şeyler söylenmiş. Bu da hastamızı ciddi şekilde etkilemiş. Ama Allah’a şükür, şu anda taburcu aşamasına geldik. Bizim için de zor bir ameliyat oldu. Çünkü gerçekten ışın tedavisi ciddi yapışıklıklara neden oluyor. Normalde ışın tedavisi almış hastaya dokunulmaması gerektiği söyleniyor. Bizim için de bu ameliyat bir tecrübe oldu. Glomus tümörü nedeniyle ışın tedavisi almış bir hastaya yaptığım ikinci ameliyattı. Ancak yapılabildiğini de görmüş olduk. Neticede hastamız genç, henüz 37 yaşında. Bu şansı vermemiz gerekiyordu. Allah’a şükür, gördüğünüz gibi herhangi bir komplikasyon gelişmedi. Ne ses kısıklığı ne de başka bir problem oluştu. İnşallah taburcu aşamasına da geldi" diye konuştu.</p>

<p>Hasta yakını Fatih Sultan Acar da yaklaşık 10 ay boyunca birçok hastaneye başvurduklarını hatırlatarak, "Birçok devlet hastanesi, üniversite hastanesi ve özel hastane olmak üzere birçok hastaneyi gezdik. İstanbul ve Ankara’da da araştırmalar yaptık. Ablama, tümörün beyin damarları üzerinde olması ve şah damarını da kaplaması nedeniyle ameliyatın riskli olduğunu söylediler ve ışın tedavisi önerdiler. Ablam 5 seans ışın tedavisi gördü. Ancak bir ay sonra şikayetleri tekrar arttı ve tümör daha fazla büyümeye başladı" şeklinde konuştu.</p>

<p>Işın tedavisinin ardından ameliyatın mümkün olmadığının söylendiğini anlatan Acar, "Sonra biz de internet üzerinden Halil Başel hocamıza ulaştık. Kendisiyle iletişime geçtik. Ameliyatın çok zor olduğunu ancak elinden geleni yapacağını söyledi. Bizi kabul etti ve buraya geldik. Sağ olsun, gerçekten insani yaklaşımı olsun, ekibi olsun, hepsi bizimle çok iyi ilgilendiler. Ablama ameliyat öncesinde çok güzel psikolojik destek sağladı. Daha önce ameliyat ettiği hastalarla görüştürdü. Bu şekilde bize çok yardımcı oldu. Ameliyat yaklaşık 5 saat sürdü. Güzel geçti ve tümörü tamamen çıkardı. Şu an ablam gerçekten çok iyi, sağlığına kavuştu" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Beynimde saatli bomba taşıdığımı söylediler"</p>

<p>3 çocuk annesi Gülsüm Acar ise farklı hastanelerde kendisine ameliyatın yapılamayacağının söylendiğini belirterek, "Nereye gitsem beni reddediyorlardı. ‘O ameliyat yapılamaz, çok riskli. Masada kalırsın, ölebilirsin, felç kalabilirsin. Beyninde saatli bomba taşıyorsun’ gibi şeyler söylediler. Bir türlü bu sözleri duymaktan kurtulamadım ve psikolojim iyice bozuldu. Ne yapacağımı şaşırdım. Daha sonra Halil Hocaya ulaştım. Sağ olsun, bana çok güzel moral verdi. Beni buraya çağırdı, hemen geldik. Ertesi gün beni ameliyata aldı ve benimle çok güzel ilgilendi. Ameliyatım çok başarılı geçti. Hocamdan çok çok memnunum ve herkese tavsiye ediyorum. Hiç korkmasınlar. Biz büyükşehirdeyiz Van’da ne işimiz var, ne yapacağız diye hiç düşünmesinler. Gelsinler ve ameliyatlarını olsunlar. İnşallah benim gibi onlar da sağlıklarına kavuşurlar" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/alinamaz-denilen-tumor-vanda-basariyla-cikarildi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/3-743.jpg" type="image/jpeg" length="93885"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göğüs ağrısı şikayetlerinde belirtilere dikkat]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/gogus-agrisi-sikayetlerinde-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/gogus-agrisi-sikayetlerinde-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pendik Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Zehra Akmaz, göğüs ağrısına yol açan belirtilerin her zaman bir kalp hastalığını işaret etmediğini dile getirirken; özellikle göğüste baskı hissi, kola veya çeneye yayılan ağrı, nefes darlığı ve soğuk terleme ile birlikte görülen şikayetlerin mutlaka acil değerlendirme gerektirdiğinin altını çizdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs ağrısının toplumda en sık endişe uyandıran şikayetlerin başında geldiğini belirten Pendik Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Zehra Akmaz, ağrılar ve belirtileriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Göğüs bölgesinde hissedilen her ağrının doğrudan kalp krizine işaret etmediğini söyleyen Uzm. Dr. Akmaz, "Göğüs ağrılarının büyük kısmı kalp hastalığına bağlı olmasa da bazı ağrılar kalp krizi veya diğer ciddi damar hastalıklarının ilk belirtisi olabilir. Özellikle göğüste baskı hissi, kola veya çeneye yayılan ağrı, nefes darlığı ve soğuk terleme ile birlikte görülen şikayetler acil değerlendirme gerektirir. Erken tanı ve tedavi, kalp krizine bağlı kalıcı hasarların ve hayati risklerin önlenmesinde kritik öneme sahiptir" dedi.</p>

<p>Göğüs ağrısına başka belirtiler eşlik ediyorsa sebebi kalp kaynaklı olabilir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göğüs ağrılarının yaygın belirtilerini aktaran Uzm. Dr. Zehra Akmaz, bunun ötesindeki durumların daha ciddi olabileceğini vurgulayarak şunları söyledi:</p>

<p>"Göğüs ağrısının başlıca nedenleri kalp krizi, koroner arter hastalığı, kalp kası iltihabı (miyokardit), kalp zarı iltihabı (perikardit), aort damar hastalıkları, akciğer embolisi, zatürre, akciğer zarı hastalıkları, pnömotoraks (akciğer sönmesi), reflü, mide ülseri, yemek borusu spazmları, kas zorlanmaları, kaburga iltihapları, göğüs duvarı ağrıları ya da panik atak, anksiyete bozukluğu ve yoğun stres kaynaklı olabilir. Kalp hastalıklarına bağlı ağrılar genellikle göğüste baskı ve sıkışma hissiyle ortaya çıkar. Hastalar da bu ağrıyı sıklıkla, ’Göğsümün üzerine biri oturmuş gibi, göğsüm sıkılıyor, göğsümde baskı var’ şeklinde tarif eder. Bunun dışında göğüs ağrıları merdiven çıkarken, hızlı yürürken ve yokuş çıkarken efor sarf etmeye bağlı olarak başlayabilir ve dinlenince azalabilir. Göğüs ağrıları sol kola, her iki kola, omuzlara, boyuna, çeneye ve sırta yayılabilir. Beraberinde ortaya çıkabilen nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, kusma, baş dönmesi ve bayılma hissi gibi belirtiler ise kalp kaynaklı ağrı ihtimalini artırır."</p>

<p>"Dinlenmekle geçmeyen ağrılar kalp krizinin belirtisi olabilir"</p>

<p>Uzm. Dr. Akmaz, acil müdahale gerektiren göğüs ağrısı durumlarını ve belirtilerini ise şu sözlerle aktardı:</p>

<p>"15-20 dakikadan uzun süren ve özellikle dinlenmekle geçmeyen ağrılar kalp krizinin belirtisi olabilir. Göğüste şiddetli baskı ve ezilme hissi kalp krizinin en tipik belirtilerinden biridir. Sol kola veya çeneye yayılan ağrı koroner damar tıkanıklığını düşündürebilir. Nefes darlığı ile birlikte olan ağrı kalp krizi, kalp yetmezliği veya akciğer embolisinin belirtisi olabilir. Soğuk terleme ve bulantı eşlik ediyorsa özellikle orta yaş ve üzerindeki bireylerde ciddi değerlendirilmelidir. Ani başlayan ve yırtılır tarzda; göğüsten sırta yayılan çok şiddetli ağrı, aort damar yırtılmasının belirtisi olabilir. Bayılma ile birlikte görülen ağrı hayati risk taşıyan ritim bozuklukları veya ciddi damar hastalıklarıyla ilişkili olabilir. Daha çok kalp dışı nedenleri düşündüren ağrılar ise parmakla gösterilebilen küçük bir noktada ağrı, hareketle artan ağrı, göğse bastırınca artan ağrı, derin nefes almakla değişen ağrı ve saniyeler süren batıcı ağrılar olarak değerlendirilebilir. Bu noktada kesin ayrım yalnızca doktor değerlendirmesiyle yapılabilir.</p>

<p>"Kadınlarda göğüs ağrısı farklı seyredebilir"</p>

<p>Kadınlarda kalp hastalığı belirtilerinin her zaman klasik şekilde ilerlemediğini dile getiren Uzm. Dr. Zehra Akmaz, "Kadınlarda göğüs ağrısı farklı seyredebilir. Göğüs ağrısı yerine nefes darlığı, halsizlik, çene ağrısı, sırt ağrısı ve mide rahatsızlığı hissi ön planda olabilir. Özellikle 40 yaş üzeri bireyler, sigara kullananlar, diyabet hastaları, hipertansiyonu olanlar, yüksek kolesterolü bulunanlar, obez bireyler ve ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olanlar risk altındadır. Göğüs ağrısının kardiyolojik değerlendirmesi sırasında Elektrokardiyografi (EKG), kan testleri, troponin ölçümü, Ekokardiyografi (EKO), efor testi, koroner BT anjiyografi ve gerektiğinde koroner anjiyografi uygulanabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/gogus-agrisi-sikayetlerinde-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 21:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/y-t-8.jpg" type="image/jpeg" length="90853"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çukurca’da Hasta Sevkinde Kriz İddiası]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/c</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/c" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkari’nin Çukurca ilçe Devlet Hastanesi’nde MR cihazının arızalı olması nedeniyle teşhis ve tetkik işlemleri yapılamayan bir hastanın Hakkâri Devlet Hastanesi’ne sevk edildiği, ancak iddiaya göre hastaya ambulans tahsis edilmediği öne sürüldü.Hasta kendi imkanlarıyla Hakkâri’ye gitti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre, Çukurca Devlet Hastanesi’nde MR cihazının arızalı olması nedeniyle gerekli tetkikleri yapılamayan hasta, ileri değerlendirme amacıyla Hakkâri Devlet Hastanesi’ne sevk edilmek istendi.</p>

<p>Sevk kararına rağmen hastaya ambulans verilmediği ve hastanın Hakkâri’ye kendi imkanlarıyla gitmek zorunda kaldığı iddia edildi. Yaşanan durum, sağlık hizmetlerine erişim ve hastaların güvenli sevki konusunda tartışmalara neden oldu.</p>

<p>“Çukurca halkı sağlık hizmetinden mahrum bırakılamaz”</p>

<p>Konu, DEM Parti Hakkâri Milletvekili Vezir Parlak tarafından da gündeme taşındı. Parlak, sosyal medya hesabı X üzerinden yaptığı açıklamada yaşanan duruma tepki göstererek Hakkâri İl Sağlık Müdürlüğü’ne çağrıda bulundu.<br />
Parlak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bir hastanın sağlık hizmetine erişebilmesi için daha ne olması gerekiyor? Arızalı cihazların yerine çözüm üretmek ve hastanın güvenli sevkini sağlamak sizin sorumluluğunuz değil mi? Çukurca halkı sağlık hizmetinden mahrum bırakılamaz. Bu ihmali kabul etmiyoruz, sorumluların açıklama yapmasını ve derhal çözüm üretilmesini istiyoruz.”</p>

<p>Resmi açıklama bekleniyor<br />
Yaşanan iddialarla ilgili yetkili kurumlardan henüz resmi bir açıklama yapılmadı.</p>

<p><img alt="I M G 20260811 W A0084" class="detail-photo img-fluid" height="1204" src="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260811-w-a0084.jpg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Viyan Orhan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/c</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 17:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260811-173854.jpg" type="image/jpeg" length="41425"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: "Sıcak yaz günleri böbrekleri sessizce zorluyor"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzmani-uyardi-sicak-yaz-gunleri-bobrekleri-sessizce-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzmani-uyardi-sicak-yaz-gunleri-bobrekleri-sessizce-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sivas Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elmır Alıyev, böbrek sağlığı açısından sıcak havalarda susamayı beklemeden su içilmesi gerektiğini belirterek yaz aylarında da aşırı tuz tüketimine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan hava sıcaklıklarıyla birlikte vücudun sıvı ihtiyacı da artarken, yeterli su tüketilmemesi böbrek sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, özellikle sıcak havalarda terleme yoluyla oluşan sıvı kaybının böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Medicana Sivas Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elmır Alıyev, yüksek sıcaklıklarda vücudun daha fazla sıvı kaybettiğini belirterek, yeterince su tüketilmediğinde idrar miktarının azaldığını ve yoğunluğunun arttığını söyledi. Bu durumun idrardaki minerallerin kristalleşerek böbrek taşı oluşturmasını kolaylaştırabileceğini ifade eden Alıyev, özellikle daha önce böbrek taşı düşürenler ile ailesinde taş öyküsü bulunan kişilerin yaz aylarında daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>"Sıcak havalarda susamayı beklemeden su içilmeli"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplumda en sık yapılan hatalardan birinin yalnızca susadığında su tüketmek olduğunu söyleyen Op. Dr. Alıyev, "Susama hissi ortaya çıktığında vücut aslında sıvı kaybı yaşamaya başlamıştır. Bu nedenle özellikle sıcak havalarda gün boyunca düzenli aralıklarla su içmek büyük önem taşır. Sağlıklı bireylerin günlük su ihtiyacı kişiye göre değişmekle birlikte, yaz aylarında bu miktarın artabileceği unutulmamalıdır. Sıcak havalarda susamayı beklemeden su içilmeli. Çay, kahve ve şekerli içeceklerin suyun yerini tutmaz, özellikle açık havada çalışanlar, spor yapanlar ve ileri yaş grubundaki bireylerin sıvı tüketimine daha fazla özen göstermesi gerekiyor" diye konuştu.</p>

<p>"Beslenme alışkanlıkları da böbrek sağlığını etkiliyor"</p>

<p>Yalnızca su tüketiminin değil, beslenme düzeninin de böbrek sağlığında önemli rol oynadığını ifade eden Op. Dr. Alıyev, aşırı tuz tüketiminin böbrek taşı riskini artırabildiğine dikkat çekti. "İşlenmiş gıdalar, hazır yiyecekler ve aşırı tuzlu besinler hem böbreklerin yükünü artırır hem de taş oluşumunu kolaylaştırabilir. Beslenme alışkanlıkları da böbrek sağlığını etkiliyor. Yaz aylarında taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, yeterli sıvı almak ve düzenli fiziksel aktiviteyi sürdürmek böbrek sağlığının korunmasına önemli katkı sağlar. Bel ve yan bölgede şiddetli ağrı, idrarda kan görülmesi, idrar yaparken yanma veya sık idrara çıkma, bulanık ve kötü kokulu idrar, yüksek ateşle birlikte idrar yolu şikâyetleri, nedeni açıklanamayan halsizlik ve ödem. Bu belirtilerin böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu veya farklı ürolojik hastalıkların habercisi olabilir. Erken tanı tedavi başarısını önemli ölçüde arttır. Özellikle sıcak havalarda yeterli su tüketmek, aşırı tuzdan kaçınmak, idrar yapmayı ertelememek ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek böbrek sağlığını korumanın en etkili yollarıdır. Böbrekler sessiz çalışan organlardır. Bu nedenle belirtiler ortaya çıkmadan önce koruyucu önlemler almak her zaman en doğru yaklaşımdır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzmani-uyardi-sicak-yaz-gunleri-bobrekleri-sessizce-zorluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 19:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/00000-24.jpg" type="image/jpeg" length="28450"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksekova'nın Sessiz Feryadı: Sağlıkta Bekleyiş Ne Zaman Bitecek?]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/yuksekovanin-sessiz-feryadi-saglikta-bekleyis-ne-zaman-bitecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/yuksekovanin-sessiz-feryadi-saglikta-bekleyis-ne-zaman-bitecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüksekova’da sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar, özellikle kanser hastalarını tedavi için başka illere gitmek zorunda bırakıyor. Tam donanımlı bir onkoloji merkezinin gerekliliğine dikkat çeken Fatma Keser’in kaleminden, Yüksekova’nın sağlık alanındaki sessiz feryadı ve artık ertelenmemesi gereken talepler ele alınıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Bir şehrin gelişmişliği, yalnızca yapılan yollarla, yükselen binalarla ya da açılan yatırımlarla ölçülmez. Asıl ölçü, insanına verdiği değer ve sunduğu sağlık hizmetidir. Ne yazık ki Yüksekova, bu konuda yıllardır hak ettiği değeri göremeyen ilçelerin başında geliyor.</p>

<p>Yüz bini aşan nüfusuyla Doğu Anadolu'nun en önemli merkezlerinden biri olan Yüksekova'da vatandaşlar, en temel hakları olan sağlık hizmetine ulaşmak için büyük zorluklar yaşıyor. Özellikle kanser hastaları için tablo daha da ağır. İlçede tam donanımlı bir onkoloji ünitesinin bulunmaması nedeniyle hastalar, kemoterapi ve diğer tedavileri alabilmek için Van'a ya da daha uzak illere gitmek zorunda bırakılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanserle mücadele eden bir insanın omuzlarındaki yük zaten yeterince ağırdır. Bir de buna kilometrelerce süren yolculuklar, maddi sıkıntılar ve ailelerinden uzak kalma zorunluluğu eklenince bu mücadele daha da zorlaşıyor. Oysa sağlık hizmeti, insanların ayağına gitmeli; insanlar sağlık hizmetine ulaşabilmek için çile çekmemelidir.</p>

<p>Bugün Yüksekova'da sadece yeni bir bina değil, umut inşa edilmesi gerekiyor. Daha büyük, tam donanımlı bir hastane ve modern bir onkoloji merkezi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü geciken her yatırım, belki de kaybedilen bir can demektir.</p>

<p>Yetkililere sormak gerekiyor: Yüksekova halkı daha ne kadar bekleyecek? Hastalar daha kaç kilometre yol kat edecek? Kaç aile, tedavi masrafları altında ezilecek? Bu soruların cevabı artık ertelenmemelidir.</p>

<p>Yüksekova'nın talebi ayrıcalık değildir. İstenen tek şey, anayasanın güvence altına aldığı sağlık hakkının eksiksiz şekilde sunulmasıdır. İnsanlar doğdukları, yaşadıkları topraklarda tedavi olabilmeli, umutlarını başka şehirlerin yollarında aramak zorunda kalmamalıdır.</p>

<p>Artık söz değil, icraat zamanıdır. Yüksekova'nın sesi duyulmalı, sağlık alanındaki eksiklikler giderilmeli ve özellikle onkoloji hizmetleri bir an önce hayata geçirilmelidir. Çünkü sağlık beklemez… Kanser beklemez… İnsan hayatı ise hiçbir ihmali affetmez."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Avdi Tekin</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/yuksekovanin-sessiz-feryadi-saglikta-bekleyis-ne-zaman-bitecek</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260809-230557.jpg" type="image/jpeg" length="39547"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Memişoğlu: "Türkiye, sağlık hizmetlerinde güven endeksi çok yükselmiş bir ülkedir"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/memisoglu-turkiye-saglik-hizmetlerinde-guven-endeksi-cok-yukselmis-bir-ulkedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/memisoglu-turkiye-saglik-hizmetlerinde-guven-endeksi-cok-yukselmis-bir-ulkedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğu, Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nde sağlık ürünleri üreten tesisleri ziyaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memişoğu, "Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sağlık hizmetlerinde dünya çapında güven endeksi çok yükselmiş bir ülkedir" dedi.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, ilk durak olan Deva İlaç Tesisi’nde yetkililerle toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ardından üretim tesisinde yerinde incelemelerde bulunan Bakan Memişoğlu, yetkililerden üretim faaliyetleri hakkında bilgi aldı.</p>

<p>Ziyaretine Yerlika Biopharma, Koçak Farma, Ulkar Kimya ve Nobel İlaç tesisleriyle devam eden Bakan Memişoğlu, ilaç laboratuvarlarında tesis yetkilileriyle bir araya geldi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, ziyaret kapsamında ilaç üretim tesislerinin kurumsal bilgilendirmesi, AR-GE faaliyetleri, yatırım planları, üretim altyapısı ve aşamaları hakkında bilgi aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakanı Memişoğlu, üretim tesisleri ziyaretinin ardından İlaç Sektörü Temsilcileri Toplantısı’na katıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır’ın katıldığı toplantıda Türkiye’nin sağlık sanayisinde üretim ve ihracat odaklı bir ekosistem kurma hedefini vurgulan Bakan Memişoğlu, "Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sağlık hizmetlerinde dünya çapında güven endeksi çok yükselmiş bir ülkedir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/memisoglu-turkiye-saglik-hizmetlerinde-guven-endeksi-cok-yukselmis-bir-ulkedir</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 20:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/s-s-146.jpg" type="image/jpeg" length="54746"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dr. Bekfilavioğlu: "Yaz aylarında böbrek sağlığını korumak için sıvı tüketimine dikkat"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzm-dr-bekfilavioglu-yaz-aylarinda-bobrek-sagligini-korumak-icin-sivi-tuketimine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzm-dr-bekfilavioglu-yaz-aylarinda-bobrek-sagligini-korumak-icin-sivi-tuketimine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte vücudun sıvı ihtiyacının arttığını belirten Medical Point Gaziantep Hastanesi Nefroloji Uzm. Dr. Garip Bekfilavioğlu, böbrek sağlığını korumak için yeterli ve dengeli sıvı tüketiminin büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak havalarda terleme yoluyla artan sıvı kaybının böbreklerin çalışma düzenini etkileyebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Garip Bekfilavioğlu, özellikle böbrek hastalığı bulunan kişilerin yaz aylarında daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>"Yetersiz sıvı alımı böbrekleri zorlayabilir"</p>

<p>Yaz aylarında vücudun normalden daha fazla sıvı kaybettiğini belirten Uzm. Dr. Garip Bekfilavioğlu, "Böbrekler, vücudun sıvı ve mineral dengesini sağlayan en önemli organlarımızdan biridir. Sıcak havalarda yeterli sıvı alınmaması, böbreklerin daha fazla çalışmasına ve bazı kişilerde böbrek fonksiyonlarının olumsuz etkilenmesine neden olabilir" dedi.</p>

<p>Özellikle açık havada çalışanlar, yoğun fiziksel aktivite yapanlar ve yaşlı bireylerin sıvı kaybı açısından risk altında olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Garip Bekfilavioğlu, gün içerisinde düzenli aralıklarla su tüketilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>"Kronik böbrek hastaları doktor önerilerine uymalı"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kronik böbrek hastalarının yaz aylarında daha dikkatli olması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Bekfilavioğlu, "Her hastanın sıvı ihtiyacı aynı değildir. Özellikle böbrek yetmezliği, kalp hastalığı veya ödem problemi olan kişiler, ne kadar sıvı tüketmeleri gerektiğini mutlaka hekimlerinin önerileri doğrultusunda belirlemelidir" diye konuştu.</p>

<p>Uzm. Dr. Garip Bekfilavioğlu, hastaların sıcak havalarda ilaç kullanımını veya sıvı tüketimini kendi kararlarıyla değiştirmemeleri gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>"Böbrek taşlarına karşı yaz aylarında önlem alınmalı"</p>

<p>Yaz aylarında böbrek taşı oluşumu riskinin de artabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Bekfilavioğlu, "Yetersiz su tüketimi idrarın yoğunlaşmasına ve taş oluşumuna zemin hazırlayabilir. Yeterli su içmek, dengeli beslenmek ve aşırı tuz tüketiminden kaçınmak böbrek sağlığının korunmasına katkı sağlar" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Böbrek sağlığı için düzenli kontrollerin önemine de değinen Bekfilavioğlu, "İdrar miktarında azalma, koyu renkli idrar, yan ağrısı, idrar yaparken yanma veya vücutta şişlik gibi belirtiler dikkate alınmalı ve gerekli durumlarda sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi.</p>

<p>Uzm. Dr. Garip Bekfilavioğlu, yaz aylarında alınacak basit önlemlerle böbrek sağlığının korunabileceğini ve düzenli takiplerin özellikle risk grubundaki hastalar için büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzm-dr-bekfilavioglu-yaz-aylarinda-bobrek-sagligini-korumak-icin-sivi-tuketimine-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 18:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/51-391.jpg" type="image/jpeg" length="12158"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksekova Devlet Hastanesi'nde Sistem Çöktü: Vatandaşlar Saatlerce Bekledi]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/yuksekova-devlet-hastanesinde-sistem-coktu-vatandaslar-saatlerce-bekledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/yuksekova-devlet-hastanesinde-sistem-coktu-vatandaslar-saatlerce-bekledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüksekova Devlet Hastanesi'nde yaşanan sistem arızası nedeniyle sağlık hizmetlerinde aksama meydana geldi. Haftalardır randevu almakta zorlandıklarını belirten vatandaşlar, randevu günü hastaneye geldiklerinde sistemin çökmesiyle büyük mağduriyet yaşadıklarını dile getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde hizmet veren Yüksekova Devlet Hastanesi'nde yaşanan sistem arızası, hasta ve hasta yakınlarını zor durumda bıraktı. Sabah saatlerinden itibaren hastanede bilgi işlem sistemlerinde meydana gelen sorun nedeniyle poliklinik kayıtları, muayene işlemleri ve çeşitli sağlık hizmetlerinde aksaklık yaşandığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İhbar hattımıza ulaşan hastaların iddialarına göre randevuları için hastaneye giderken sistemin çökmesi nedeniyle saatlerce sırada beklediklerini kaydetti.<br />
Haftalar öncesinden Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu aldıklarını belirten vatandaşlar, randevu saatinde hastaneye geldiklerinde sistemin çalışmaması nedeniyle uzun süre beklemek zorunda kaldıklarını söyledi. Koridorlarda yoğunluk oluşurken, birçok hasta işlemlerinin yapılamaması nedeniyle mağdur olduklarını ifade etti.<br />
Özellikle yaşlı hastalar, çocuklu aileler ve çevre köylerden ilçeye gelen vatandaşlar yaşanan aksaklığa tepki gösterdi. Bazı vatandaşlar, kilometrelerce yol kat ederek hastaneye geldiklerini ancak sistem arızası nedeniyle muayene olamama endişesi yaşadıklarını belirtti.<br />
Hastalar, son dönemde randevu bulmanın zaten büyük bir sorun haline geldiğini ifade ederek, "Haftalardır uygun randevu bulamıyoruz. Zor da olsa randevu alıyoruz, bu kez de hastaneye geldiğimizde sistem çöküyor. Saatlerdir bekliyoruz. Sağlık hizmetlerinde bu tür sorunların bir an önce çözüme kavuşturulmasını istiyoruz." sözleriyle yaşadıkları mağduriyeti dile getirdi</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>YÜKSEKOVA HALKIN SESİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, YÜKSEKOVA</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/yuksekova-devlet-hastanesinde-sistem-coktu-vatandaslar-saatlerce-bekledi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/jj-106.jpg" type="image/jpeg" length="80993"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Anne sütü, bebeğin sağlıklı gelişimi için en ideal besindir"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/anne-sutu-bebegin-saglikli-gelisimi-icin-en-ideal-besindir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/anne-sutu-bebegin-saglikli-gelisimi-icin-en-ideal-besindir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu’da Uzman Dr. Gülşah Şenay Karagöz, Emzirme Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Anne sütü, bebeğin sağlıklı gelişimi için en ideal besindir" diyerek ilk 6 ay yalnızca anne sütüyle beslenmenin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Uzman Dr. Gülşah Şenay Karagöz, anne sütünün bebeğin ilk 6 ay boyunca ihtiyaç duyduğu bütün besin öğelerini uygun miktarda içerdiğini söyledi. Anne sütünün bağışıklık sistemini güçlendirdiğini belirten Karagöz, "Anne sütü, bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişmesi için en ideal besindir. İçeriğinde bebeğin ilk 6 ay boyunca ihtiyaç duyduğu tüm besin öğelerini uygun miktarda bulundurur. Aynı zamanda enfeksiyonlara karşı koruyucu özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir, ishal ve solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere birçok hastalığın görülme riskini azaltır. Anne sütüyle beslenen bebeklerde sağlıklı büyüme ve gelişme desteklenirken, uzun vadede obezite, diyabet ve bazı kronik hastalıkların görülme riski de azalabilmektedir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Emzirme 2 yaş ve ötesine kadar sürdürülmeli"</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü ile Sağlık Bakanlığının emzirme konusundaki önerilerini paylaşan Karagöz, "Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı, bebeklerin doğumu takip eden ilk saat içinde emzirilmeye başlanmasını, ilk 6 ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesini ve uygun tamamlayıcı besinlerle birlikte emzirmenin 2 yaş ve ötesine kadar sürdürülmesini önermektedir. Emzirme yalnızca bebek için değil, anne sağlığı açısından da önemli faydalar sağlar. Doğum sonrası rahmin toparlanmasına katkıda bulunur, doğum sonrası kanama riskini azaltır ve uzun dönemde meme ile over kanseri riskinin azalmasına yardımcı olur. Ayrıca anne ile bebek arasındaki duygusal bağın güçlenmesine önemli katkı sunar" diye konuştu.</p>

<p>"Her annenin emzirme süreci farklıdır"</p>

<p>Annelerin emzirme sürecinde çeşitli sorunlarla karşılaşabileceğine dikkati çeken Karagöz, "Her annenin emzirme süreci farklıdır. Bazı anneler emzirmenin ilk günlerinde bebeğin memeyi tutması, süt miktarı, meme ucu ağrısı veya süt kanallarında tıkanıklık gibi çeşitli güçlüklerle karşılaşabilir. Bu tür durumlar çoğu zaman doğru bilgi, uygun teknik ve profesyonel destek ile çözülebilmektedir. Bu nedenle annelerimizin yaşadıkları sorunlar karşısında yalnız olmadıklarını bilmeleri büyük önem taşımaktadır. İlimizdeki hastanelerimizde hizmet veren laktasyon, yani emzirme poliklinikleri, emzirme sürecinde yaşanan sorunların değerlendirilmesi ve çözüme kavuşturulması amacıyla annelerimize danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Ayrıca Aile Sağlığı Merkezlerimizde görev yapan aile hekimleri, ebeler ve hemşireler, gebelik döneminden başlayarak doğum sonrasına kadar emzirme konusunda rehberlik etmekte, annelerimize ihtiyaç duydukları her aşamada destek sağlamaktadır" şeklinde konuştu.</p>

<p>Anne adaylarına ‘Gebe Okulu’ çağrısı</p>

<p>Emzirmenin başarısında gebelik döneminde verilen eğitimlerin önemli olduğunu ifade eden Karagöz, "Emzirmenin başarısı, gebelik döneminde alınan doğru eğitimlerle de güçlenmektedir. Bu kapsamda hastanelerimizde ve Toplum Sağlığı Merkezlerimiz bünyesinde faaliyet gösteren Gebe Okulları, anne adaylarına gebelik, doğuma hazırlık, doğum süreci, lohusalık ve emzirme konularında kapsamlı eğitimler vermektedir. Anne adaylarımızı Gebe Okullarımıza katılmaya davet ediyor, böylece hem doğuma hem de emzirme sürecine daha bilinçli ve güvenli şekilde hazırlanmalarını öneriyoruz. Emzirme, bebeğe verilen ilk ve en değerli hediyedir. Emzirme Haftası vesilesiyle tüm anne adaylarını ve annelerimizi anne sütünün eşsiz faydaları konusunda bilinçlenmeye, ihtiyaç duyduklarında sağlık kuruluşlarımızdaki emzirme danışmanlığı hizmetlerinden yararlanmaya davet ediyor; anne sütüyle büyüyen sağlıklı nesiller için tüm sağlık çalışanlarımızın özveriyle görev yaptığını bir kez daha vurguluyoruz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/anne-sutu-bebegin-saglikli-gelisimi-icin-en-ideal-besindir</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/u-u-67.jpg" type="image/jpeg" length="82198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da motivasyonu oluşan sigara bırakma merkezine başvuruyor]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/diyarbakirda-motivasyonu-olusan-sigara-birakma-merkezine-basvuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/diyarbakirda-motivasyonu-olusan-sigara-birakma-merkezine-basvuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’da Talaytepe Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde bulunan sigara bırakma poliklinikleri, motivasyonu oluşan vatandaşlar tarafından tercih ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayapınar ilçesindeki Talaytepe Sağlıklı Hayat Merkezinde sigara bırakma poliklinikleri her gün çok sayıda vatandaşa hizmet veriyor. Poliklinik sorumlularından Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Hikmet Emin Yorulmaz, öncelikli olarak hastanın bağımlılık düzeyiyle ilgili değerlendirme yaptıklarını söyledi. Yorulmaz, "Hastamızın öyküsünü alıyoruz. Sonrasında hastamızın ihtiyaçlarını belirleyerek gerekli psikolojik danışmanlıkla birlikte ilaç tedavisini düzenleyip tedavi sürecine başlıyoruz. Hizmetimizin tamamı burada ücretsiz olarak sunulmaktadır. Hastalarımız yeter ki sigarayı bırakmak için destek almak istesinler. MHRS üzerinden randevu alarak başvurabilirler. Alo 171 üzerinden de yine randevularımız oluşturulmaktadır. Tedavi süreçlerimiz kişiye göre değişkenlik göstermektedir. İhtiyaca bağlı olarak uzun vadeli ya da kısa vadeli tedaviler uyguluyoruz. İlaç tedavisi açısından bakacak olursak, bir aylık, iki aylık ve üç aylık tedavi seçeneklerimiz bulunmaktadır. Bu tamamen kişinin ihtiyacına ve mevcut sağlık durumuna göre belirlenmektedir. Kullanabileceği ilaçları değerlendirerek en uygun tedaviyi başlıyoruz" dedi.</p>

<p>Başvuranların yaş aralığı oldukça geniş olduğunu aktaran Dr. Yorulmaz, "Ancak kendi polikliniğimde gördüğüm yaş grubu ekseriyâ 20 ile 50 yaş arasındadır. 50 yaş üzerindeki vatandaşlarımız ise daha çok kronik hastalıklarının başlamasıyla birlikte sigarayı bırakmak amacıyla başvuruyor. Sigara sonuçta hastalıkların ilerlemesine neden oluyor, hatta çoğu zaman bu hastalıkların temel sebeplerinden biri oluyor. Geç de olsa bırakmaya karar vermiş oluyorlar. Motivasyonları oluştuğunda bize geliyorlar. Biz de burada gerekli desteğimizi sunuyoruz. Sonrasında bırakma süreciyle birlikte daha sağlıklı bir hayata doğru adım atıyorlar diyebiliriz. Bizim için en önemli nokta, kişinin kendi isteğiyle buraya gelmiş olmasıdır. Ancak kişi kendi istemiyor olsa bile bir yakınının onu buraya getirmesi, en azından sigarayı bırakma konusunda bilgi vermemizi ve ’acaba bırakabilir miyim?’ düşüncesinin oluşmasını sağlayabiliyor. Zorla da olsa ikna edilerek polikliniğe gelen kişilerde de uzun vadede başarı sağlayabileceğimizi düşünüyoruz" diye konuştu.</p>

<p>Poliklinikte farklı branşlarla birlikte kapsamlı bir hizmet sunduklarını dile getiren Yorulmaz, "Kişilerin psikolojik danışmanlık ihtiyacı varsa ilgili birimlere yönlendiriyoruz. Sosyal hizmet uzmanlarımız da bağımlılıkla ilgili destek sunuyor. Özellikle sigara bağımlılığı konusunda gerekli desteği veriyoruz. Sadece poliklinik hizmeti sunmakla kalmıyor, hastalarımızın diğer ihtiyaçlarını da karşılamaya çalışıyoruz. Bir diğer konuyu da belirtmek isterim. Burası Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği. Bu nedenle hastalarımıza diyetisyen hizmeti de sunabiliyoruz. Gebelik öncesi danışmanlık ve üreme sağlığı danışmanlığı hizmetleri de verebiliyoruz. Sigara bırakma hizmeti aslında oldukça kapsamlı bir hizmettir. Çünkü kullandığımız tedaviler gebelik süreci açısından bazı sakıncalar içerebiliyor. Eğer kişinin gebelik planı varsa, bu plan öncesinde bize başvurması daha uygun oluyor. Tabii ki gebelik sürecinde de destek sunuyoruz. Gebe okulumuz var, psikologlarımız var. İlaç kullanmadan da hastalarımızın sigarayı bırakmasını sağlayabiliyoruz. Böyle bir hizmetimiz de mevcut. Hastalarımızın sadece bırakmak konusunda destek istemeleri bizim için yeterlidir" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kronik hastalıkların ve bunlara bağlı ölümlerin en önemli nedenlerinden biri sigara olduğunu dikkat çeken Yorulmaz, "En yaygın ölüm nedenlerinden olan kalp krizine yol açabilir, akciğer kanserine neden olabilir. Bunlar sigaranın en tehlikeli etkileridir. Yine KOAH hastalığına neden olarak uzun vadede hastayı ölüme götüren bir sürece sebep olabilir. Aynı şekilde ani bebek ölümü sendromu gibi çocuklar üzerinde de olumsuz etkileri bulunmaktadır. Anne ve babaların da sigara kullanmaması gerekir. Sadece kendi sağlığımız için değil, çocuklarımızın sağlığı için de bu büyük önem taşımaktadır. Ayrıca etrafımızdaki insanları da pasif içicilik nedeniyle sigara dumanına maruz bırakıyoruz. Bu da onların sağlığını olumsuz etkiliyor. Aslında sigara sadece kendi sağlığımızı değil, çevremizdeki herkesin sağlığını olumsuz etkileyen zararlı ve bağımlılık yapan bir maddedir. Biz de bununla mücadeleyi vatandaşlarımızla birlikte sürdürmek için burada hizmet veriyoruz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/diyarbakirda-motivasyonu-olusan-sigara-birakma-merkezine-basvuruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/99-201.jpg" type="image/jpeg" length="25363"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında gıda zehirlenmesi uyarısı]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, özellikle sıcak havalarda soğuk zincirin korunmasının ve hijyen kurallarına uyulmasının gıda kaynaklı zehirlenmelerin önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte gıda zehirlenmesi riski de artarken, uzmanlar özellikle soğuk zincirin korunması ve hijyen kurallarına uyulması konusunda uyarılarda bulunuyor. Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, sıcak havalarda mikroorganizmaların çok daha hızlı çoğaldığını belirterek, üretimden tüketime kadar geçen her aşamada gıda güvenliğinin sağlanmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>"Mikroorganizmalar 5 ile 50 derece arasında hızla ürüyor"</p>

<p>Doç. Dr. Mustafa Mortaş, "Yaz aylarında gıda zehirlenmelerinin artması olarak özetleyebiliriz. Bundaki temel neden, mikroorganizmaların üremesi için gerekli olan sıcaklığın 5 ile 50 derece arasında olmasıdır. Mikroorganizmaların bu sıcaklık aralığında hızla ürediğini görüyoruz. Yaklaşık yarım saat içerisinde kendi sayısını iki katına çıkardığını görüyoruz. Sadece sayı olarak değil, ürettiği toksinler açısından da riskli konuma geçiyor. Bundaki temel neden, üretim haricindeki sevkiyatta veya tüketicilerin gıdayı aldıktan sonra soğuk zinciri kırmalarından meydana geliyor. Et ve et ürünleri, genellikle döner, kıyma, köfte gibi ürünler, süt ve süt ürünleri, tatlılar, deniz ürünleri, yumurta ürünleri, yumurtanın katıldığı mayonez soslar, pastalar, pişmiş makarna ürünleri ve soğuk sandviç ürünleri en fazla riskli gıdalar olarak değerlendirebiliriz" dedi.</p>

<p>"Personelin kendi kişisel hijyen kurallarına uyması gerekiyor"</p>

<p>Öncelikle üretim yapılan yerlerde personelin kendi kişisel hijyen kurallarına uyması gerektiğinin altını çizen Mortaş, "Üretimde gıda güvenliğini göz ardı etmeden üretim gerekliliklerine uyması gerekiyor. Onun haricinde kullandıkları çiğ gıdaya değdikleri herhangi bir işleme materyalini gıdaya değdirmemeleri gerekiyor. Soğuk zinciri kırmaması gerekiyor. Sevkiyat sırasında soğuk zincirin kırılmaması gerekiyor. Onun haricinde tüketicilerin aldıkları gıdayı evlerine götürürken soğuk zinciri yine kırmaması gerekiyor. Bu gibi önlemler alındığında bu zehirlenmelerin önüne geçilebilir" diye konuştu.</p>

<p>"Beklemiş gıdalar ve açık büfe ürünlerinde dikkatli olunmalı"</p>

<p>Yaz aylarında görülen gıda zehirlenmelerinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Mortaş, "Ayrıca yaz aylarında insanlar bir veya birden fazla gıda zehirlenmesi geçirebiliyor. Bunlar kendisini ishal, kusma şeklinde gösterebiliyor. Hatta ölümcül vakalara kadar gidebiliyor. Bu yüzden toplu yemek sektöründe insanların tüketim sırasında özellikle beklemiş gıdaları tüketmede, salatalarda, soğuk sandviçlerde ve açık büfe ürünlerinde dikkat etmesi gerekiyor. Hijyenine ve temizliğine güvendiği yerlerde, pişmiş gıdaların fazla beklemediği yerlerde tüketimi gerçekleştirmelerini öneriyoruz" şeklinde konuştu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 22:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260803-222002.jpg" type="image/jpeg" length="11948"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun süreli kemik ağrılarınızı hafife almayın]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzun-sureli-kemik-agrilarinizi-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzun-sureli-kemik-agrilarinizi-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, özellikle ileri yaşta ortaya çıkan uzun süreli kemik ağrıları, açıklanamayan kansızlık ve böbrek fonksiyonlarındaki bozulmanın, plazma hücrelerinden kaynaklanan önemli bir kan hastalığı olan multiple myelom açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Multiple myelomun, bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden biri olan plazma hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen bir hematolojik kanser olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, hastalığın yalnızca kemikleri değil, böbrekler başta olmak üzere birçok organı etkileyebildiğini söyledi. Durusoy, "Multiple myelom, özellikle ileri yaş grubunda daha sık görülür. Hastalık, kemik iliğinde çoğalan anormal plazma hücrelerinin hem normal kan üretimini bozması hem de salgıladığı anormal proteinler nedeniyle farklı organlarda hasara yol açabilir. Bu nedenle erken teşhis, organ hasarını önlemek açısından büyük önem taşır" dedi.</p>

<p>Multiple myelomun en sık görülen belirtilerine değinen Dr. Durusoy, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>"Hastalarda en sık kemik ağrıları, kansızlığa bağlı halsizlik ve yorgunluk, böbrek fonksiyonlarında bozulma, kanda kalsiyum yüksekliği ve tekrarlayan enfeksiyonlar görülebilir. Özellikle ileri yaşta başlayan, nedeni açıklanamayan bel ve sırt ağrıları, kolay gelişen kemik kırıkları, kansızlık ve böbrek değerlerinde bozulma birlikte bulunuyorsa multiple myelom mutlaka akla gelmelidir. Bu belirtiler farklı hastalıklarda da görülebilir. Şikâyetlerin birlikte değerlendirilmelisi, doğru teşhis açısından büyük önem taşımaktadır. Multiple myelom teşhisi yalnızca tek bir kan tahliliyle konulamamaktadır. Teşhis süreci kapsamlı değerlendirme gerekmektedir. Tam kan sayımı, böbrek fonksiyon testleri ve biyokimyasal incelemelerin yanı sıra serum ve idrar protein elektroforezi, immünfiksasyon, serbest hafif zincir analizleri, kemik iliği incelemesi ve görüntüleme yöntemlerinden yararlanıyoruz. Bu değerlendirmeler sayesinde hem hastalığın varlığını hem de organ tutulumunu ayrıntılı olarak ortaya koyabiliyoruz."</p>

<p>Hastalığın biyolojik özelliklerinin tedavi seçiminde giderek daha fazla önem kazandığını belirten Dr. Durusoy, "Kemik iliğinden elde edilen örneklerde yapılan sitogenetik ve moleküler incelemeler, hastalığın risk grubunu belirlememize yardımcı oluyor. Böylece her hastaya en uygun ve en etkili tedavi yaklaşımını planlayabiliyoruz. Multiple myelom tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Günümüzde birçok etkili tedavi seçeneği bulunmaktadır. Artık tedavi yalnızca klasik kemoterapiyle sınırlı değil. Proteazom inhibitörleri, immünmodülatör ilaçlar, monoklonal antikor tedavileri ve uygun hastalarda otolog kök hücre nakli standart tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Hastalığın nüks ettiği bazı olgularda ise CAR-T hücre tedavileri ve bispesifik antikorlar gibi yenilikçi tedavi yöntemlerinden de yararlanabiliyoruz" şeklinde konuştu.</p>

<p>Dr. Durusoy, tedavinin temel hedefinin hastalığı mümkün olan en derin düzeyde baskılamak, organ hasarını önlemek, yaşam kalitesini artırmak ve hastaların uzun süre sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamak olduğunu ifade etti. Açıklamasının sonunda toplumda farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Sertaç Durusoy, şu çağrıda bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Uzun süren kemik ağrıları, açıklanamayan kansızlık, böbrek fonksiyonlarında bozulma, tekrarlayan enfeksiyonlar veya kolay gelişen kemik kırıkları ihmal edilmemelidir. Özellikle bu belirtiler bir arada bulunuyorsa vakit kaybetmeden hematoloji uzmanına başvurulmalıdır. Multiple myelomda erken teşhis, yalnızca tedavi başarısını artırmakla kalmaz; böbrek yetmezliği, kemik kırıkları ve diğer organ hasarlarının önlenmesinde de kritik rol oynar. Doğru zamanda yapılan değerlendirme ve kişiye özel tedavi planlaması, hastalarımızın yaşam süresi ve yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmaktadır."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/uzun-sureli-kemik-agrilarinizi-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 20:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/ffdf-5.jpg" type="image/jpeg" length="80999"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Memişoğlu: "Türkiye 40 ülkeye solunum cihazı ihraç eden bir ülke konumuna geldi"]]></title>
      <link>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/memisoglu-turkiye-40-ulkeye-solunum-cihazi-ihrac-eden-bir-ulke-konumuna-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/memisoglu-turkiye-40-ulkeye-solunum-cihazi-ihrac-eden-bir-ulke-konumuna-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, çeşitli programlara katılmak üzere geldiği Siirt’te cuma namazını kılıp valiliği ziyaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Programına Siirt Üniversitesi Kezer Yerleşkesindeki camide cuma namazını kılarak başlayan Bakan Memişoğlu, daha sonra Siirt Valiliğine geçti. AK Parti Siirt Milletvekili Mervan Gül ve il protokolüyle bir araya gelen Memişoğlu, sağlık yatırımlarına ilişkin değerlendirme toplantısına katıldı. Toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Memişoğlu, Siirt’in sağlık alanında önemli gelişmeler kaydettiğini belirterek, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu kapsamında kentin sağlık altyapısını daha da güçlendirmek için çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Yapımı devam eden 400 yataklı Siirt Devlet Hastanesinde fiziki gerçekleşme oranının yüzde 86 seviyesine ulaştığını aktaran Bakan Memişoğlu, "Çok kısa zamanda bu hastanemizi Siirtli vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. Ayrıca Şirvan’da yapımı süren 25 yataklı hastane inşaatımız da devam ediyor" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siirt’te sağlık hizmetlerinden yoğun şekilde yararlanıldığını belirten Bakan Memişoğlu, kentte kişi başına yıllık ortalama 14 sağlık başvurusu yapıldığını vurgulayarak, Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Tıp Fakültesinin sağlık hizmetlerinin gelişimine önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Türkiye’nin sağlık alanında üretim kapasitesini artırdığını anlatan Bakan Memişoğlu, yerli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirterek, Türkiye’nin bugün 40 ülkeye solunum cihazı ihraç eden bir ülke konumuna geldiğini söyledi. Konuşmasının sonunda vatandaşlara sağlıklı yaşam çağrısında bulunan Bakan Memişoğlu, sigara ve alkol kullanımından uzak durulması, düzenli egzersiz yapılması ve sağlıklı beslenmeye önem verilmesi gerektiğini dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yuksekovahalkinsesigazetesi.com/memisoglu-turkiye-40-ulkeye-solunum-cihazi-ihrac-eden-bir-ulke-konumuna-geldi</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 20:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yuksekovahalkinsesigazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yuksekovahalkinsesigazetesi-com/uploads/2026/08/60-456.jpg" type="image/jpeg" length="78103"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
