Yüksekova'nın taş kesen soğuğunda, Esentepe'nin eteklerine bir vaat bırakıldı geçen sonbahar. 100 MİLYON LİRALIK bir ihale. Bilmem kaç kilometrelik. Güya Sanayi yolundan doğalgazın açtığı yaraları saracak, kenti yeniden diriltecek dev bir proje. ÜÇ gün dayandı. Milyonluk PİZOK TOKİ YOLU, bir karıncanın ördüğü kumdan kale gibi, rüzgâr bile esmeden yerle bir oldu. Peki tüm bunların sebebi…? Olağanüstü şartlar, aşırı yağışlar, zemin özellikleri, coğrafya. Bana kızmayın. Belediye öyle söylüyor.
Taaa ilk gün uyardık. Yol daha yeni bitmişti ki asfaltın yüzünde ilk kırışıklıklar belirdi. Önce bir çatlak, sonra bir kabarma… Peki cevap ne oldu? "Asparagas haber." Belediyeden ve yüklenici firmadan jet hızıyla yalanlamalar geldi. Rakam düzeltme yarışı başlatıldı. 100 değil 91 milyonmuş. Hiç matematik bilmeyen, vergiden ve mevzuattan haberleri olmayan liyakat fukaraları…
Sandıktan çıkan yenilgi!
Geldiklerinde, sandıktan çıkan iradeyi kayyumun elinden kurtarıp halka iade edeceklerini söylemişlerdi. Kayyumun bozduğu düzeni halkın iradesiyle tamir edecek, geçmişin acılarını geride bırakacaklardı. Oysa sandıkla gelen değişim, şehrin yaralarına merhem olmaktan çok uzaktı. Yüksekova halkı bu yerel seçimde, yenilgiden beter bir sonuç almıştı: PİRUS ZAFERİ. Halkın sinesinden çıkıp koltuğa kurulan irade, kayyuma atfettikleri yıkımı kendi elleriyle yapıyordu.
Kışın başkentinde affetmeyen coğrafya.
Bu topraklar kışın başkentidir. Burada kar, mevsimleri değil; insanın sabrını ölçer. Bu coğrafyaya beton dökeceksen, önce yerin nabzını tutacaksın. Asfalt dökeceksen, yol yapacaksan, bir kere yapacaksın. Sağlam yapacaksın. Mühendislik, güneşe bakıp dua etmek değildir; fırtınayı hesaplayıp ayakta kalmaktır. Çünkü bu iklim, hatayı affetmez. Bu dağlar; bilgisizliği, ihmali, göz göre göre yapılan hataları asla unutmaz. Şimdi o yol, herkesin gözü önünde, o "asparagas" denilen haberin her kelimesini bir bir gerçeğe dönüştürüyor.
Aynı zihniyetin yan ürünü…
Her bozulmada yeni bir fırsat, her ihalede yeni bir rant. Yap, boz, yeniden yap. Halkın sırtına vurulan her kazmada, cebe milyonlar indirilen bir usul. Eleştirdikleri, gırtlakları yırtılırcasına karşı çıktıkları, meydanlarda "hesap vereceksiniz" diye haykırdıkları o meşhur zihniyetin ta kendisi. Asla sorumluluğu kabul etmeyen, her çöküşte bahaneyi önce yağmura, sonra zemine, en sonunda kadere bağlayan zihniyetin yan ürünü.
Liyakatin yankısı…
Bir gün bu halkın sesi, o yüz milyonluk yolun her sıfırında yankılanacak. Ve o yankı, liyakatsiz koltuklara ulaşana kadar hiç susmayacak. Yüksekova’nın yüzü liyakatin yüzü oluncaya dek.