Çıkmaz Ayın 1' Olan Mayıs

Abone Ol

Aslında değil bugün; her gün ihtiraslarımızın, doyumu olmayan beklentilerimizin esiri ve işçileriyiz sanırım. İşçi + emekçi olarak, kendi kazdığımız tuzaklı kuyuya hep beraber bir taş atıyoruz; sonra 1 Mayıs günü toplanıp bu kuyuya bu taşı kim attı, neden attı ve kim çıkaracak diye günah keçisi arayışına giriyoruz.

Yani 1 Mayıs sembolik olsa bile, egemen sınıfın değirmenine 364 gün su taşıdığımız sürece, ihtiraslarımızın bizi getirdiği kölelikten ve teslimiyetten kurtulmamız zor görünüyor.

Çuvaldızı şöyle kendimize batıralım: Diyelim ki ben asgari ücretle geçinemiyorum; iki katı olsa gayet yeter bana diyorum. Bir başkası, “İki katı ile geçinemiyorum ama üç katı olsa her türlü yeter” diyor. Bir diğeri de “Üç katı neyime yeter, dört katı ve fazlası bana yeter” diyor. Bu zincir böyle uzayıp giderken, sınıf atlarken ayrıntıda üç maymuna faturayı kesiyoruz.

Şöyle ki; işin çok ama çok trajik olan kısmında, bana asgari ücretin iki katı yetecekse, üçüncü kişi sen —evet, evet sen— neden dört kat ve fazlası ancak bana yetebiliyor diyorsun? Burada, girişte dediğim gibi, beklentilerimiz, daha fazla sahip olma ihtirasımız ve sonu olmayan doyum noktamız bizleri teslimiyet sınıfına daha fazla sıkıştırıyor.

Diğer yandan, kumdan kalelerle karşı koymaya çalıştığımız kapital sistem, bizi kölesi yapmaya gebe bırakmaya devam ederken; biz de o arada o taşı çıkarmaya çalışıyoruz.

Öyle ki, emekçi işçi sınıfının savaşında öncü birlikler yine aynı sınıf arkadaşları olan; kapital sermayenin döngüsünde işinden memnun olan, aynı sınıf arkadaşlarıdır. İşçilik sadece fiziksel olarak verilen emeğin mücadelesi ile sınırlı değil sanırım. Zihin işçisi, beden işçisi, fikir işçisi… böyle devam eder.

Sınıf bilincinin oluşumunda emekçi–işçi ayrımı tam olarak doğru yorumlanmazsa, bu sınıfın mücadele diye yaptığı gerçeklik; karşı mahallenin sermayesinin büyümesinde köle gibi çalışan, emek veren ve sömürülen kendi işçi grubunun aslında bilinçsiz, sınıflaşmayan arkadaşıdır.

Çünkü sınıf makasının her gün daha fazla açılmasında işçiler ve emekçiler ya razı ya da mecburi olarak amaç için araçsallaştırılmış, yani metalaştırılmış ve satın alınmıştır.

Geldiğimiz noktada; kazılacak kuyunun her türlüsüne karşı olmak, aynı düzlemde ortaklaşarak aynı eksende kenetlenmek gerekiyor. Ama sınırsız doyum ve ihtiraslarımızı, daha önce kazdığımız kuyunun en dibine gömmek şartıyla…

Nice sömürüsüz ve sınıfsız gelecek yarınlara.