Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu.
Erdoğan'ın konuşmasında Suriye’ye ile gündeme ilişkin öne çıkanlar şu şekilde:
"Kardeş Suriye halkını tebrik ediyorum"
Adına SDG denen yapı ile 10 Mart'ta bir mutabakat imzalandı. SDG entegrasyon için belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı. Adım atmadığı gibi, işgal ettiği topraklarda sivillere baskı yapmayı sürdürdü. Aralık ayında SDG ile Şam yönetimi arasındaki görüşmelerden bir sonuç alınmadı.
Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla tüm taraflara gerekli tahkimlerde bulunduk. Krizin sıcak çatışmamaya dönmesi için öaba gösterdik. SDG denen yapının tavrında herhangi bir değişiklik olmadı. Şam yönetimi son derece haklı bir şekilde operasyınlar düzenledi.
Türkiye olarak toprak bütünlüğü korunmuş tek bir Suriye devletinin varlığını en güçlü şekilde savunduk. Suriye devletinin ve ordusunun tümetnik kökenlerin yan yana yaşadığı tek bağımsız bir Suriye inşa etme çabasını komşuları olarak yürekten destekliyoruz. Son haftaki başarılı operasyonlarından dolayı kardeş Suriye halkını tebrik ediyorum.
Nusaybin'de yaşananlar: "Hesabını muhakkak soracağız"
"Dün varılan ateşkes anlaşmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Suriye'nin kuzeyindeki terör örgütünün silah bırakması ve tasfiye olması. Terör örgütünün sıkıştığı noktada varlığını sürdürmesi zaten mümkün değil. Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarla dün Nusaybin-Kamışlı sınırında yaptığı gibi burada bir netice alma imkanı kalmamıştır. Bayrağımıza uzanan o kirli elleri bulacak bunun hesabını o hainlerden muhakkak soracağız.İhmali ve kusuru olan kim varsa gereken yapılacak"
“Suriye'deki Kürtler bizim öz be öz kardeşlerimizdir”
Şunu da özellikle ifade etmek isterim. Suriye'deki Kürtler bizim öz be öz kardeşlerimizdir. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını kardeşleri olarak en iyi biz biliyoruz. Varlıkları tanınmıyordu, vatandaş kabul edilmiyorlardı. Kendilerine kimlik dahi verilmiyordu. Ana dilleriyle konuşmalarına, kültür ve geleneklerini yaşatmalarına müsaade edilmiyordu. Bu kardeşiniz başbakanken 2008 yılından itibaren yaptığım tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdim. Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin haklarını ısrarlı şekilde gündeme taşıdık. Kürtlere temel haklarının teslim edilmesi gerektiğini her fırsatta vurguladık. Kimse bunları ağzına dahi almazken, Suriye'deki Kürtlerin haklarını kimse konuşmazken biz bunları açık açık muhataplarımıza ifade ettik.
Suriyeli muhacirlere kol kanat gerdik. Suriye'de 2011 yılında iç savaşın başlamasıyla Kürt kardeşlerimiz bu sefer de terör örgütlerinin baskısıyla karşılaştılar. Yeni Suriye hükümeti, Suriyeli Kürtlere kucak açmış, çok yapıcı davranmıştır.
Terör örgütü Kürtlerin refahı ve huzuru yerine ölmeyi ve öldürmeyi tercih etmiştir. Bizim hiçbir ülkenin toprakların gözümüz yok, hiçbir ülkenin içişlerine karışmayız. İlk günden beri her türlü riski gözeterek ilgili tüm kurumlarımızla gelişmeleri anbean izliyoruz.
"Sayın Trump'la verimli telefon konuşması gerçekleştirdik"
Dün ABD Başkanı Sayın Sayın Trump'la bu meseleleri ele aldığımız verimli bir telefon görüşmesini gerçekleştirdik. DEAŞ'la ortak mücadele dahil Suriye'nin güvenliğine katkı yapacak birçok kritik konuyu kendisiyle istişare ettik. İnşallah dünkü anlaşmanın uygulanmasıyla en kısa süre zarfında örgütün kontrolü altındaki diğer topraklar ve orada yaşayan siviller de özgürlüklerine kavuşur. Bütüncül bir Suriye, herkesin kendini güvende hissettiği bir Suriye böylece inşa edilmiş olur.
"Kimse benim Kürt kardeşimin iradesini ipotek altına alamaz"
Burada şunu da önemle vurgulamak durumundayım. Suriye'deki operasyonlar bahane edilerek tamamen yalan ve çarpıtma üzerine kurulu bir propagandayla tüm Kürtlerin kışkırtılmaya çalışıldığını görüyoruz. Özellikle Türkiye'deki Kürt kardeşlerimin bu oyunlara gelmemesi gerektiğini, yapılan çağrıların, yapılan tahriklerin gerçek niyeti görerek suhuletle, sağduyuyla, basiretle, ferasetle davranmaları gerektiğini tekrar hatırlatıyorum. Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır. Kimse ister burada ister orada olsun benim Kürt kardeşimin iradesini ipotek altına alamaz. Kürt kardeşlerimiz bu tahriklere gelmesinler, sağduyuyu asla bırakmasınlar. Geride bıraktığımız 15 ayda çok önemli adımlar attık. Süreci buraya kadar getirdik. Komisyon nihai raporu kaleme alıyor. Siyaset kuruma yol gösterecek raporun ortaya çıkacağına inanıyorum.
"Kürt kardeşlerimizin zarar görmesine asla izin vermeyiz"
Tüm kalbimle, tüm samimiyetimle söylemek isterim ki, hiç kimse endişeye kapılmasın. Türkiye Cumhuriyeti buradayken kimsenin başka hami aramasına başka ortaklar peşinde koşmasına gerek yoktur. Biz Kürt kardeşlerimizin zarar görmesine asla izin vermeyiz. En zor zamanlarında Kürt kardeşlerimize biz sahip çıktık. Şunu artık herkes görmeli, esas olan bölünme değil birleşmedir. Esas olan küçük devletçiklere ayrılmak değil birleşerek güç birliği yapmaktır.
"Bizim tek ve ortak şemsiyemiz İslam kardeşliğidir"
Türkler, Kürtler, Araplar tarihte olduğu gibi birleşerek, tek yürek olarak, aynı istikamete bakarak bölgemizin sorunlarını birlikte çözeceklerdir. Bizim tek ve ortak bir şemsiyemiz var. O da İslam kardeşliğidir.
Herkesi sorumlu davranmaya davet ediyorum. Şunu milletimizin hiçbir ferdi aklından çıkarmasın; çok kritik günler yaşıyoruz. En küçük bir hatanın ciddi sonuçlar doğuracağı bir sırattan geçiyoruz. Rabbim bizi birbirine düşürmek isteyenlere fırsat vermesin"
Emekli maaşlarıyla ilgili açıklama
"BUGÜN EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI..."
En düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkartan kanun teklifinin Genel Kurul görüşmelerinin başladığını ifade eden Erdoğan, "Sizlerin de yakın takibiyle inşallah teklifimizin bir an evvel yasalaşacağına inanıyorum. Teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte geçen ay 16.881 lira olan en düşük emekli aylığı, 3.319 lira artışla 20.000 liraya yükselmiş olacak. Bu rakam göreve geldiğimizde neydi biliyor musunuz? Sadece 66 liraydı. Dolar bazında söyleyecek olursak yalnızca 40 dolara tekabül ediyordu. Yeni düzenleme sonrasında en düşük emekli aylığı 480 dolara çıkmış olacak. Yine Kasım 2002'de asgari ücret 184 liraydı; yani en düşük emekli aylığı alan bir vatandaşımız asgari ücretin sadece üçte biri kadar aylık alabiliyordu. Bugün en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 70'ini aşmıştır" dedi.
"YAŞADIKLARI SIKINTILARIN FARKINDAYIZ"
Sözlerinin devamında emeklilerin yaşadıkları sıkıntıların farkında olduklarını vurgulayan Erdoğan, "Bakınız, 2002 Kasım'ında 6,5 milyon olan emekli sayımız, yaklaşık üç kat artışla 17 milyona çıkmasına rağmen bu adımları attık, bu oranlara ulaştık. Bunları söylerken elbette tüm sorunları çözdük, tüm talepleri karşıladık iddiasında değiliz. Kiralar ve hayat pahalılığı başta olmak üzere emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Nitekim bugünlerde kuraları çekilen 500 bin sosyal konut hamlesi gibi projelerimizde konut arzını artırarak bu sorunlara çözüm üretmeye gayret ediyoruz. Bir defa şunu tüm emeklilerimizin bilmesini canıgönülden arzu ediyorum: Ömürlerinin önemli bir kısmını ülkelerine hizmetle geçirmiş emeklilerimiz bizim başımızın tacıdır. Her türlü hizmete ve hürmete ziyadesiyle layıktır. Emeklilerimizin taleplerine, beklentilerine ve şikâyetlerine hiçbir zaman kulağımızı tıkamadık; tam tersine bir kulağımız her zaman emeklilerimizde oldu. Bütçe imkânlarımız genişledikçe taleplerini yerine getirmeye çalıştık, Türkiye kalkındıkça bundan emeklilerimizin de faydalanmasını sağladık. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyette davranmaya devam edeceğiz; deprem harcamalarımız azaldıkça elimizde daha fazla kaynak olacak" şeklinde konuştu.