DİJİTAL SAHNEDE BİR "LİKE" UĞRUNA: AKILLI EKRANLARIN TRAJİKOMİK SINAVI

Abone Ol

**

Cebimizdeki küçük ekranlar dünyayı parmaklarımızın ucuna getirdiğinden beri, insanlık tarihinin en büyük ve en kontrolsüz sahnelerinden birinde yaşıyoruz. Bu sahne, hem muazzam bir entelektüel aydınlanmanın hem de akılalmaz bir rüsvalığın aynı anda sergilendiği tuhaf bir tiyatroya dönüştü. Son dönemde sosyal medya akışlarında gezinirken, "komiklik yapma" veya "fark edilme" motivasyonuyla yola çıkıp kendisini kelimenin tam anlamıyla rezil edenlerin yarattığı kültürel tahribata şahit oluyoruz. Algoritmanın kölesi haline gelen "yeni nesil komikler", mizahın o zarif zekâsını tamamen devre dışı bırakıp yerine pervasızlığı koydu. Sırf birkaç saniyelik izlenme, üç-beş fazla "beğeni" alabilmek adına sokaktaki insanları taciz edenler, toplu taşımada ahlâk sınırlarını zorlayan absürtlükler sergileyenler, dijital ayak izinin silinmez olduğunu unutan trajik figürler olarak karşımıza çıkıyor. Komik olmak ile gülünç duruma düşmek arasındaki o asırlık çizgi, dijital popülerlik uğruna hiç düşünülmeden çiğneniyor.

**

Bu acınası serüveni ve modern insanın içine düştüğü onaylanma çılgınlığını şu çarpıcı tespit çok net özetliyor:

"Modern insan, kitlelerin kendisine hayran olduğunu sanırken aslında sadece dikizlendiğini fark edemeyecek kadar körleşti. Artık alkışın kalitesine ve nedenine değil, sadece çıkardığı gürültüye aşık, trajikomik bir nesil türedi."

**

Mesele sadece kalitesiz esprilerin üretilmesi değil; bir saniye sonra unutulacak bir video için karakterin, saygınlığın ve toplumsal nezaketin dijital bir açık artırmada yok pahasına satılmasıdır. İnsanlar, kendileriyle birlikte gülünmesini hedeflemekten vazgeçip, kendilerine acıyarak gülünmesini bile bir başarı, bir "görünürlük" zaferi sayar hale geldiler.

**

Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var: Sosyal medyayı sadece bu şuursuzluk ve kültürel yozlaşma üzerinden okumak, bu muazzam teknolojiye ve onu var eden kolektif akla haksızlık olur. Çünkü aynı mecra; dünyanın bir ucundaki haksızlığı saniyeler içinde yeryüzüne duyuran, büyük felaketlerde hayat kurtaran koordinasyon ağları kuran ve hiç tanışmamış insanları devasa bir iyilik hareketinde birleştiren devrimsel bir güce de sahip. Bugün sosyal medyayı bir sirk çadırı gibi değil, küresel bir kütüphane gibi kullanan muazzam bir kitle var. Bilimi, sanatı, felsefeyi ya da edebiyatı saniyeler içine sığdırıp milyonlara sevdiren, zekice yapılmış ince bir hicivle toplumsal bir aksaklığı yüzlerce akademik rapordan daha hızlı iyileştiren içerik üreticileri, bu çağın gerçek dijital mimarlarıdır.

**

Sosyal medyanın bu muazzam potansiyeli ve iki uçlu yapısı hakkında yapılan şu değerlendirme ufkumuzu açacak niteliktedir:

"Sosyal medya ne tek başına bir sirk çadırıdır ne de bir akademi; o, içine ne dökerseniz onu büyüten dijital bir okyanustur. Orayı bir panayıra dönüştürüp kirletmek de, oradan yeni bir medeniyet devşirmek de tamamen insanın kendi kumaşıyla ilgilidir."

**

Günün sonunda sosyal medya, içine ne koyarsanız size onu yansıtan berrak bir aynadır. O aynaya bakıp kendimizi ucuz şakalarla rezil etmek de bizim elimizde, o aynayı tüm dünyaya ışık tutacak bir projektöre dönüştürmek de. Dijital dünyada kalıcı ve saygın olan, anlık etkileşim rezaletleri değil; üretime, bilgiye ve gerçek zekâya sunulan katkıdır. Bir iletişim felsefecisinin şu zamansız uyarısı, ekran başında geçirdiğimiz her saniye kulağımıza küpe olmalıdır:

**

"Teknoloji insanlığa evrensel bir kürsü ve güçlü bir mikrofon sundu; ancak o kürsüde bir bilge gibi konuşmak mı, yoksa sadece dikkat çekmek için bir soytarı gibi takla atmak mı isteyeceğimiz, bu çağın en büyük şahsiyet sınavıdır."

**

Gürültünün ve dijital rüsvalığın prim yaptığı bu dönemde, ekranı doğru taraftan tutanlara, mizahı zarafetle, bilgiyi estetikle sunanlara daha çok ihtiyacımız var. Çünkü dijital sahnede ışıklar söndüğünde, geriye sadece bıraktığımız izlerin kalitesi kalacak. Kendini rezil edenlerin trajikomik hikâyeleri arşivlerin karanlığında birer utanç vesikası olarak kaybolurken, dijital dünyayı bir okul gibi kullananlar geleceği inşa etmeye devam edecek.