İnsan Dediğin, Umudu Kadar Hayatta

Abone Ol

İnsan olmak kolay değildi hiçbir zaman.

Sadece nefes almak değildi yaşamak; hissedebilmekti asıl mesele. Bir yağmurun sesinde kendini bulabilmek, kalabalık bir caddenin ortasında ansızın durup gökyüzüne bakabilmek…

Ve bütün kırgınlıklara rağmen içinde hâlâ küçücük bir umut taşıyabilmekti insan olmak.

Çünkü hayat, herkese aynı davranmıyordu.

Kiminin omzuna çocuk yaşta yorgunluk bırakıyordu, kiminin kalbine tarifsiz eksiklikler… Bazıları daha büyümeden büyümek zorunda kalıyordu. Ama yine de insan dediğin garipti; onca yükün altında bile bir sabaha inanıyordu

Belki de yaşamın en tuhaf yanı buydu.

İnsan en karanlık gecelerden geçerken bile içinden bir ses “geçecek” diyordu. O ses bazen bir annenin duasında saklıydı, bazen eski bir şarkıda, bazen de hiç tanımadığın birinin gözlerinde gördüğün merhamette… Çünkü umut dediğimiz şey, insanın içindeki son ışığın adıdır.

Ve insan çoğu zaman yaralarıyla yürüyordu hayatta.

Kimse kimsenin içini tam bilmiyordu aslında. Sokakta yanından geçtiğin birinin içinde hangi savaşların koptuğunu, hangi gecelerde sessizce dağıldığını anlayamazdın. Bu yüzden bazen en güçlü görünen insanlar, en çok yorulanlardı.

Yaşamak dediğin şey de kusursuz değildi zaten.

Biraz eksik hissetmekti…

Biraz özlemek…

Biraz kırılmak…

Ama bütün bunlara rağmen yeniden ayağa kalkabilmekti. Çünkü insanın gerçek gücü hiç düşmemesinde değil, her düşüşten sonra içinde hâlâ bir hayat sevgisi bulabilmesindeydi.

Zaman geçtikçe anlıyorsun;

hayat büyük mucizelerden çok küçük anlarda saklı. Bir çayın buharında, geceyi delen bir kahkahada, sevdiğin insanların sesinde… İnsan bazen yıllarca mutluluğu arıyor da, aslında mutluluk bir anın içinde sessizce oturuyor.

Ve belki de en güzel tarafı şuydu yaşamın:

Her şeye rağmen devam etmesi.

Bir çiçeğin betonun arasından çıkması gibi…

Kırılmış bir insanın yeniden gülümsemesi gibi…

Gece ne kadar uzun olursa olsun, sabahın yine de gelmesi gibi…

Çünkü insan olmak;

acıya rağmen merhameti kaybetmemekti.

Yorulsa da güzel şeylere inanabilmekti.

Kırılmış olsa bile bir başkasının yarasını incitmeden sevebilmekti

Ve yaşamak…

Belki de sadece şuydu:

Bu gelip geçici dünyada,

bir kalbe iyi gelebilmek.

Bir iz bırakmak.

Birinin karanlığına küçücük de olsa ışık olabilmek…

Ve belki bir gün herkes unutulacak…

Sesler, yüzler, şehirler kaybolacak zamanın içinde. Ama bir insanın başka bir insanın kalbine bıraktığı his silinmeyecek. Çünkü bazı insanlar yaşamaz sadece; yaşatır. Bazı cümleler okunmaz sadece; insanın içine yerleşir

Belki yıllar sonra bile bir sokaktan geçerken, bir şarkıyı duyarken ya da ansızın gökyüzüne bakarken birilerini hatırlayacağız. Çünkü insan bazen bir ömrü değil, bir hissi taşıyor içinde. Ve bazı hisler zamana yenilmiyor.

Çünkü insan dediğin,

en çok da umut taşıdığı kadar hayattı