Siyaset

Kabine toplantısı sona erdi: Erdoğan Özel'in erken seçim çağrısına yanıt verdi

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, "8 milletvekili boşta. Ara seçim zorunludur." açıklamasıyla başlayan tartışmaya son noktayı koydu. Erdoğan, "Gündemimizde ara seçim ya da erken seçim yer almıyor. Türkiye'nin tek gündemi ülkemizi ateşten uzak tutmak" ifadelerini kullandı.

Abone Ol

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, "Gündemimizde ara seçim ya da erken seçim yer almıyor. Türkiye'nin tek gündemi ülkemizi ateşten uzak tutmak." dedi.

ERDOĞAN'DAN KABİNE SONRASI AÇIKLAMALAR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantı, 2,5 saat sürdü. Toplantının ardından kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, " 8 milletvekili boşta, TBMM'nin boşalan sandalyeler için ara seçim kararı alması ve TBMM Başkanının üzerine düşeni yapması zorunludur. O ara seçim olacak anayasa öyle diyor." açıklamasına yanıt verdi.

"GÜNDEMİMİZDE ERKEN YA DA ERKEN SEÇİM YER ALMIYOR"

Erdoğan, "Türkiye ana muhalefetin beyhude çabasıyla yapay gündemlere kapılmadan hedefine doğru emin adımlarla ilerliyor. Hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Kimse Türkiye'nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken ya da ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:

"Biz ülkemizin itibarını hem ulusal hem de uluslararası ölçekte artırmanın mücadelesini veriyoruz. Önümüze bakıyoruz, Türkiye'yi güçlü, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz. Teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş yelpazede eser ve hizmet maratonumuzu sürdürdük.

"KÜRESEL EKONOMİ TARİHİN EN AĞIR ŞOKLARINDAN BİRİYLE YÜZLEŞİYOR"

Muhalefetin israf diyerek 'ne gerek var' diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. Hürmüz Boğazı fiilen kapandı.

Hürmüz dünyadaki petrolün yüzde 20'sinin ve doğalgazın çok önemli kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerjide değildir petrokimya ürünleri, gübre, ilaç hammaddeleri ve helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Hürmüz'ün kapanması enerji, tarım, sanayi, teknolojiye küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğalgaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti.

"TÜRKİYE BU KARAMSAR TABLONUN DIŞINDADIR"

Dünyaya göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, okulların belirli günlerde kapatıldığını, kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedarik ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra ve Hürmüz geçişli LNC tedariki bulunmuyor. Yüzde 10'luk petrol ve ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz alanlardır.

"GIDA ARZ GÜVENLİĞİNDE DE HİÇBİR SORUN YAŞAMAYACAĞIZ"

Kaynak çeşitlendirme politikamızın değeri bugünler de anlaşılmaktadır. Gübre ve hammadde tedariklerimizi çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Bazı gübre cinslerinde gümrük vergisini sıfırladık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor.

"GEÇMİŞTEKİ DIŞ ŞOKLARA KIYASLA ÇOK DAHA SAĞLAM NOKTADAYIZ"

Biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın milli gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörüne kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam noktadayız. Krizin ekonomiye, piyasaya menfi etkilerini proaktif yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz.

Savaşın başlamasından 5 gün sonra eşel mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde 17 lira benzinde 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet eşer mobil sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu.

"REEL SEKTÖRÜN NAKİT AKIŞINI KORUMAYI HEDEFLİYORUZ"

Elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Biz üretim, ihracat, turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz.

Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizmde yeni bir kredi imkanını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmecilerine 60 milyar, ihracatçılara 42 milyar lira ve katılım finansman alanında ek 12 milyar lira limit tanıdık. Reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz.

"VATANDAŞLARIMIZ ENDİŞELENMESİN, İŞ DÜNYAMIZ MÜSTERİH OLSUN"

Dezenflasyon programımızda herhangi taviz söz konusu değildir. İstihdam, üretim ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun. Türkiye stratejik coğrafyası, güçlü ve modern altyapısı ile İstanbul Finans Merkezi ile yeni dönemin doğal cazibe merkezinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık.

"KÜRESEL KRİZİN ÜLKEMİZİN ÖNÜNDE YENİ KAPILAR AÇACAĞINA İNANIYORUZ"

Ülkemizde düşmanlığıyla bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yıldızı parlayan ülke olacağına dair haberler yazılıyor. Ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye'yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü şekilde konumlandırmakta.

Salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına yürekten inanıyoruz. Türkiye Nisan ayına 5 G teknolojisiyle buluşmanın gururuyla girdi. 5 G'nin hazırlıklarını bundan 10 yıl önce 2016'da başlatmış, 2018'de ilk testlerimizi yapmıştık. 2019'dan sonra Gazi Meclisimiz, stadyumlarımız, geniş katılımlı organizasyonlarda pilot uygulama olarak kullanıma açmıştık.

Türkiye'nin dört bir yanını 5G altyapısıyla donattık. 81 il merkezimizde hizmete aldığımız 5G'yi inşallah 2 sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız. Ulaştırma, sağlık, tarım, üretim, ekonomi, eğitime kadar birçok alanda yeni fırsat pencereleri açacak 5G teknolojisinin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

54 baraj ve gölet, 1089 sulama tesisi olmak üzere 563 yeni tesisimizi ekonomimize kazandırdık. 1 milyon 190 bin araziyi sulamaya açmış olduk. Tamamladığımız tesisler güncel rakamla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacaktır.

"İSRAİL GERİLİMDEN BESLENEN BİR ÜLKE"

28 Şubat'ta başlayan savaş diplomatik çabalara rağmen maalesef can almaya can yıkmaya devam ediyor. İsrail hükümeti her türlü girişimi baltalamayı sürdürüyor. İsrail Mescid-i Aksa'yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirerek komşusu Suriye'yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu tescil ve teyit ediyor. Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin, zulmün değil hakkın, hukukun, sulhün ve istikrarın tarafındayız. Yanı başımızda bir ülkede ateş varken sivil ve sivil altyapı hedef alınırken kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken kendimizi rahat hissedemeyiz.

"BARIŞIN SESİNİ YÜKSELTMESİ İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTECEĞİZ"

Bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Doğruya doğru yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edeceğine dikkat çektik. 38 gün geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir tarafta bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması için iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru savaşın bir an evvel sona ermesi temennimizdir. Barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hale geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barışın sesini yükseltmesi için sesimizi yükselteceğiz.

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ ÖNEMİNİ GÖSTERMİŞTİR"

Gün olur devran döner siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın da kendileri için barışa ve adalete ihtiyaç duyacaklarından şüphe etmesin. En son Hitler dizginleyemediği ihtirasların kurbanı olmuş dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler'in izinden gidenler kendi vatandaşlarına da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası kuruluşların artık dur deme vakti gelmiştir. Biz bölgedeki tüm halklar için barış istemeye ve çabalamaya inşallah devam edeceğiz. Ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur ve kardeşlik için başlattığımız terörsüz Türkiye süreci önemini göstermiştir. 17 aylık zaman diliminde birçok kritik eşiği aşmıştır. Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir.

"YENİ DUVARLAR ÖRÜLMEK İSTENİYOR"

Siyaset kurumunda sürecin sağduyu ve uzlaşı temelinde yürütülmesi temelinde genel mutabakat oluşmuştur. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz. Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hale getirebiliriz. Siyasi parti grupların da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi gündemimizdir. Söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiği yapıcı üslupla gerektiğinin altını tekrar önemle çizmek istiyorum.

İktidar ve ittifak olarak biz büyük devlet vizyonumuza yakışır şekilde süreci titizlikle yönetiyoruz. Bizler Türkü, Kürdü, Arap'ı, Laz'ı, Alevi'si ve Sünni'siyle 86 milyon olarak büyük bir aileyiz. Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş kanları birbirine karışmış milletin evlatlarıyız. Birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak geleceğimize o denli güvenli bakabiliriz."