PLAKET VAR, HİZMET YOK!

Abone Ol

PLAKET VAR, HİZMET YOK!

Hilton Otelinin parlak ışıkları altında, Yüksekova Ticaret ve Sanayi Odasının öncülüğünde bir lojistik çalıştayı düzenlendi geçenlerde. Protokolün zirvesi oradaydı. Konuşmalar yapıldı, sunumlar izlendi, gelecek vaat edildi. Ve günün sonunda, ortada hiçbir somut başarı yokken, plaketler verildi.

Aynı şarkı aynı plak…
Yirmi yıldır aynı vaatler, aynı kürsüler, aynı boş sözler. Protokol araçlarının lastik sesleri, makam kapılarının ardı ardına açılıp kapanması ve salonlara dolan o tanıdık, o yapay, o tekdüze "başarı" hazırlığı. Konuşmalar yapılıyor.

Sınır kapıları hala kapalı. Üniversite vaatleri dillendiriliyor. Gençler hâlâ ellerinde diplomalarla işkur önünde kuyruk oluşturuyor. Her seçim arefesinde söylenen "Yeni fakülte, yeni kampüs" sözleri, eski bir plak gibi tekrarlanıp duruyor. Hastane sözleri veriliyor.

Protokol Gösterisi ve Figüranlar
Onlar, zamanın akışını duraklatan bir ustanın maharetiyle, adeta bir büyüleyici sanatı icra ettiler. Vali, rektör, müdür, Sivil Toplum Kuruluşları… Her biri kendi sahnelerinde parladı. Fakat o parıltı, tıpkı güneşin batışı gibi, geride sadece uzayan gölgeler bıraktı.

Duhok’tan, Erbil’den, İran’dan gelen misafirler; ticaretin, kardeşliğin ve ortak geleceğin temsilcileri olarak değil, bu 'başarı gösterisinin' birer figüranı gibiydiler.

Plaketlerin Ardına Saklanan Gerçekler
Ve tüm bu çıkmazın tam ortasında, bir salonda toplanan protokolün ağır abaları, zât-ı âlîlerin tebessümleri ve makamların uğultusu, adeta bu gerçeklerin üzerini örtmek için bir 'başarı' ayini düzenliyor.

Orada verilen her plaket, aslında yapılmayan her yatırımın utancını gizleyen bir perde. Her alkış ise çözülmeyen her sorunun üzerine serilen bir örtü. Kürsülerden anlatılan başarı hikâyeleri, işte bu yüzden, bir yazarın elinde kendi eserine yabancılaşması gibi, halkın gerçekliğinden çok uzak düşüyor.

Halkın Gerçek Beklentileri
Halkın derdi ne plaket ne de alkış. Bu şehir, başarısızlığın bile plaketle ödüllendirildiği bu saçma sapan törenlerden bıktı. Artık somut icraat istiyor. Artık yatırım istiyor. Artık kürsüde değil, sahada olmayı istiyor. Ve o plaketlerin gerçek anlam kazanması için, yerlerini alın terine, emeğe ve halkın yüzündeki gerçek tebessüme bırakması gerekiyor. Çünkü Yüksekova'nın kaybedecek bir yirmi yılı daha yok.

Işıklar Altında Boş Bir Başarı Töreni
Ben o gün o salondan ayrılırken, ruhumda yankılanan, onlarca plaketin soğuk gölgesiydi. Keşke, ah keşke o plaketlerin sıradan parıltısı yerine; bir gencin diplomasını aldığı günkü gururu, bir annenin yüzündeki samimi tebessüm olsaydı.

İşte o zaman, bu kadim topraklarda 'başarı' denilen o yüce kavram, çorak vaatlerin gölgesinden kurtulur, adını hak eden o kutlu, o ilahi anlamına bir kez daha kavuşurdu. O zaman verilen plaketler, birer sanat eserine dönüşür, halkın alın teriyle yoğrulmuş gerçek başarıların taçları olurlardı. Ama bugün, onlar sadece boş birer sembol.

Ve biz, yirmi yıllık bir ihmalin, onlarca yıllık bir ertelemenin ve asırlık bir sessizliğin hesabını sormak için haykıracağız. Ta ki o plaketlerin yerini, işleyen bir sınır ticareti, ayakta bir üniversite, nefes alan bir hastane ve halkın yararına gerçek bir hizmet alana dek.