SENİN ADINI DA DENİZ KOYMALI BU HALK…

Abone Ol

En çok da sen sevilmeyi hak ediyorsun. Ve seni gülerek sevmek herkesin hakkı olmalı. Çünkü gülüşlerde de, kahkahalarda da ve en önemlisi seni sevmekte de fırsat eşitliği olmalı.

Bir halk özgürce gülebiliyorsa halktır…

Senin adını da Deniz koymalı bu halk; kendi özgürlüğü için. Çünkü sen, bizim en büyük, en mavi denizimizsin.

Seni seviyoruz sevmesine ya… Ama içimizde cevabını bekleyen sorular da var. Sahipsiz kalan çocuklar gibi…

Nereye gittiğini bilmediğimiz hangi hayallerimiz var? Nerede kendini bilmez o çocuklar? Bir sabah nereye çekip gittiler öylece?

Sen Denizleri sev… Biz de seni severiz. Hem seni, hem seni sevenleri severiz biz. Çünkü seni hep aşkla sevdik. Her gülüşünde, her kahkahanda seni yeniden sevdik.

Biz denizleri ise bir başka severiz. Çünkü denizleri sevmek bizde bir gelenektir.

Hem biz senin söylediğin hangi sözü yerde bıraktık? Seni ne zaman yalancı çıkardık? Hangi düşüne sırt çevirdik? Hangi yarana gözlerimizi kapattık?

Sen kimi seversen, biz de onu severiz.

Belki sana gerektiği kadar sahip çıkamadık. Belki omzundaki yükü paylaşamadık. Ama yüreğimiz hep kor gibi kaldı; hep bir yangın yeri, hep bir Mecusi ateşi gibi…

Sen güvercin kanatlarında barışa uçuncaya kadar…

Biz, adını Deniz koyanların mirasını taşıyoruz.

Önce Deniz Gezmiş çıktı emperyalizme karşı. Bir halkın onurunu, idam sehpasına giderken bile yere düşürmedi. Halkların kardeşliğini haykırdı.

“Çocuklar gülüşlerinden, kadınlar gamzelerinden vurulmasın Gazze'de.” dedi.

Ardından Deniz Naki geldi. Attığı goller yalnızca fileleri değil, suskunluğu da sarstı. Biat etmedi. İnadına umudun yanında durdu. Umudun yarasını sardı 9-15 trenlerinde…

Sonra Deniz Ündav çıktı: “Ben buradayım ve gollerimle halkımın türküsüyüm. Türkü türkü daha atacağım goller var. Her golde bir çocuk gülüşüm var.” dedi.

Ve sonra mavi gözlerden başlayan bu mavi ateş, Deniz Göktaş'ta da yankısını buldu. Belki daha yolun başındasın… Ama biliyoruz; sen de büyüyeceksin denizler gibi.

Gülüşlerin kalacak geride, kahkahaların sokaklarda çınlayacak. Kederin bize, hatıran bize emanet kalacak.

Boyun eğmeyenlere bahar oldu Deniz; şiir oldu, motor oldu, mavi oldu, umut oldu.

Çünkü mesele yalnızca bir isim değildir. Mesele; maviliğe, özgürlüğe, barışa, kahkahaya ve mücadeleye duyulan inançtır.

Biz ateşimizi denizlerin maviliğinden aldık. Motorlarımızı denizlerin ufkuna sürdük. Umudu, özgürlüğü ve direnci hep o mavilikte büyüttük.

Çünkü deniz, bizim için yalnızca su değildir. Hafızadır. Vicdandır. Direniştir. Aşktır. Umuttur.

Gülümsemek en büyük devrimdir. Kışın yaza yelken açmasıdır.

Mizah, korkuya karşı en güçlü panzehirdir; yürekte ateş yakmak, umudu büyütmektir.

Baharlar önce bir tebessümle başlar. Mücadele, önce bir kahkahayla yürümeyi öğrenir.

Çünkü mizah, umudun en cesur dilidir; karanlığın karşısına korkmadan çıkan en aydınlık sözdür.

Sokaklarda kahkahalarla yürüyen kadınlar olmalı inadına… Erkekler yaşamı omuz omuza gülerek savunmalı. Çocuklar korkuyu değil, oyunu ezberlemeli.

Çünkü bir halkın gülüşü, hiçbir karanlığın susturamayacağı en büyük şarkıdır.

Ve biz biliyoruz ki; Denizler kurusa da mavilik tükenmez. Çünkü bazı insanlar yalnızca yaşamaz… Bazı insanlar, bir halkın vicdanına dönüşür.

İşte sırf bu yüzden de olsa…

Senin adını Deniz koymalı bu halk….