Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis'te düzenlediği basın toplantısıyla güncel gelişmeleri değerlendirdi.
Partisinin Newroz deklarasyonunu kamuoyuna paylaştığını ve Newroz'un 53 merkezde kutlayacaklarını hatırlatan Temelli, "Türkiye halklarını, emekçileri, kadınları Newroz alanlarında buluşmaya davet ediyorum. Orada yan yana gelelim. Daha güçlü bir şekilde özgürlük ve demokrasi talebimizi hep birlikte dile getirelim" ifadelerini kullandı.
‘Bu davayı da biz bir kumpas davası olarak görüyoruz’
Ekrem İmamoğlu dahil 402 kişinin yargılandığı İBB davasının ilk duruşmasına da değinen Temelli şunları söyledi: "İlginç bir şekilde mahkeme heyeti milletvekillerini dışarıya çıkartmaya çalıştı. Nasıl bir dava olduğunu gelin siz buradan anlayın. Biz bu davaları çok iyi biliyoruz. Çünkü bu kumpas davaları DEM Parti'ye çok kurulmuş davalardır. Bu davayı da biz bir kumpas davası olarak görüyoruz. Bakın Silivri Kaymakamı bile davanın görüldüğü alanda yaklaşık bir kilometrekarelik bir alanda basın açıklamalarına bile izin vermeyecek şekilde kararlar almış. Neyi saklıyorsunuz? Neyi gizlemeye çalışıyorsunuz? Sayın Ekrem İmamoğlu ve 401 kişi yargılanıyor. Bu dava normal bir seyirde devam etse 12 yıl falan sürer. Dolayısıyla da bu davanın nasıl bir abuk sabuk bir kumpas davası olduğu buradan belli.”
Bölgede en başından beri barış mücadelesi verdiklerini kaydeden Temelli, “Bunu Türkiye'de de Suriye'de de, Irak'ta da, bugün İran'da da savunageldik. Savunmaya da devam edeceğiz. Bugün İran'da da tıpkı diğer coğrafyanın diğer kesimlerinde olduğu gibi İran'daki halkların bu savaş zulmü altında ezildiğini görüyoruz. Savaşın bir yanında otoriter İran rejimi yıllardır İran halklarına başta Kürt halkına yaptığı zulümle alınan bir rejimdir. Savaşın diğer yanında emperyal güçler. Dolayısıyla sistem kendini savaş üzerinden yeniden üretirken ezilen halklar oluyor, kaybeden halklar oluyor. Bu savaşın bir an önce sonlanması İran'ın demokratik bir rejime kavuşması, bölgenin topyekûn huzura kavuşması en büyük temennimiz ve dileğimiz” dedi.
‘Olması gereken hiçbir şey yok’
Yine bir torba yasanın Plan Bütçe Komisyon'undan geçtiğini belirten Temelli, “Olması gereken hiçbir şey yok. Neydi olması gerekenler; emekli ikramiyeleri söz konusuydu. Emeklilere ikramiye artışının olamayacağı söylendi. Savaş bahane edildi, işte kriz bahane edildi. Oysa Türkiye Zenginler Kulübü'ne girmişti. Fakat Türkiye'de Zenginler Kulübü'ne kim girmiş, Türkiye'deki sermaye sınıfı. Ramazan ayında siz emeklilerin sofrasına gittiğinizde neyi görüyorsunuz? Bugün bir emekli bize mesaj yollamış. Mustafa Keskin: 'Emekli sofram 50 lira sofrasında bir çorba, yarım ekmek, biraz da salata var. 50 liraya mal edebiliyorum. Daha fazlasını almaya gücüm yok' diyor. Tabii Meclis'te meşhur bir iftar üzerinden çok muhabbet yapıldı. Kimsenin yediğinde, içtiğinde gözümüz yok. Ancak başkalarının hakkını çalarak yemeyin. Emeklilerin hakkını gasp ederek bir şey yemeyin” dedi.
Temelli konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Öğrenci affı, beklenti bu yöndeydi. Bu yasada gelecekti ve öğrenciler bekliyordu. Bu da yok, BAĞ-KUR prim adaletsizliği var. Bu konuda bir düzenleme için söz verilmişti BAĞ-KUR'lulara. Fakat onu da bu yasada göremedik. Ne var yasada; Cumhurbaşkanına yetki var. Her zaman olduğu gibi. Efendim özellikle işsizlik sigortası primlerinde yüzde 50'ye kadar indirim ya da yüzde 50'ye kadar bir artışın hakkı cumhurbaşkanına veriliyor. Bu hak neden böyle veriliyor? Bu tür bir yetkinin verilmesi aslında bir mutabakatın tek taraflı yok sayılmasına neden oluyor. Çünkü sonuçta bir işsizlik sigortası, işsizlerin hakları açısından kurulmuş bir fon ve bu fonun kaynakları belli ve nasıl olması belliyken bu tür keyfi uygulamalara neden cevaz veriliyor anlamakta zorluk çekiyoruz.”
Açıklamalar hep bayramdan sonrayı gösteriyor
“Bir başka yine yasada kripto ile ilgili vergi düzenlemesi var. Aslında bunun bir kod yasayla yapılması gerekir. Genel anlamıyla vergi usul kanuna uygun düzenlenmesi gerekirken burada yine bir alelaceleye getirilmiş bir düzenleme var. Taşınmazların satışı var, aynı şeyi görüyoruz. Böyle bir hakkın kamu kurumlarına devredilmesi kabul edilebilir bir şey değil. Bir özelleştirme zihniyetinin hala devam ettiğini görüyoruz. Bu tür yasalar son zamanlarda çok çıktı. Bunlar yama yasalardır. Neyin yaması; Şimşeğin yamaları bunlar. Dolayısıyla dönüp baktığımızda Meclis'te beklenenler toplumun beklentileri başka bir yerde. Meclisin hayata geçirdiği yasalar başka bir yerde. Bu ikisi arasındaki fark kapanmadığı sürece Türkiye'deki yapısal sorunları çözmemiz mümkün değil. Mesela beklentiler ne? Beklentiler bir an önce özel yasanın gelmesi. Açıklamalar hep bayramdan sonrayı gösteriyor.”
“Umarız 'bu bayramdan sonra lafı' gerçek anlamda bir bayramdan sonraya tekabül eder ve hemen bu konuda adım atılır. Ne bekleniyor; İnfaz Kanunu'nda düzenlenme bekleniyor. Şu anda cezaevinde olanlar adli olsun siyasi olsun herkesin beklentisi ayrımcılığı barındırmayan eşit bir infaz yasasının hayata geçmesi. Diğer taraftan 12'nci Yargı Paketi konuşuluyor. Adalet Bakanı bu konuda kamuoyuna bir açıklama yaptı. Fakat bu 12'nci Yargı Paketi'nin içinde toplumun beklentilerinin yer alması büyük önem taşıyor ki ilk açıklamalardan biz bunu göremedik. İlk açıklamalardan gördüğümüz nedir? Çocukların cezalandırılması. Dolayısıyla çocukları cezalandırarak bir ülkede suçu ortadan kaldırmanız mümkün değil. Daha önceki Adalet Bakanı'na da bunu defalarca izah ettik. Fakat maalesef bu çocukları hedefe koyan, suça sürüklenmiş çocukları hedefe koyan anlayışta bir değişiklik söz konusu değil.”