Vicdan Viral Olsa

Abone Ol

**

Saadet bu ömrün neresinde?” diye soruyordu usta yazar Haldun Taner yıllar önce . Cevabı yine kendisi bir başka eserinde veriyordu: “İnsan önemli dostlarım. Her şeyden önce insan.” Gerçek mutluluğun sırrı belki de tam burada gizli. Önce insan olacağız; tertemiz bir vicdanla, empatiyle, merhametle hareket edeceğiz. Çünkü huzurun ilk şartı, içimizin rahatlığıdır. Boşuna dememişler: mutlu olmak için üç şey gerekir: sağlam bir vücut, hür bir fikir ve temiz bir vicdan . Yastığa başımızı koyduğumuzda bizi en rahat uyutan, vicdanımızın temizliğidir.

**

Bir an durup düşünelim sevgili okur: Dünyevi kaygılar, bitmek bilmez bir koşuşturma, “hayat yarışı” içinde hırslarımız peşinden giderken vicdanımızı ne kadar dinliyoruz? Onca hengâmenin arasında içimizde hafif bir sızı duyuyorsak, dünyanın en güzel manzarasına karşı otururken bile yüreğimize bir diken batıyorsa, bilin ki o diken vicdanımızdır . İnsanın kendi iç mahkemesinden kaçışı yok. İç huzur olmadan dışarıdaki hiçbir zenginlik gerçek bir saadet sunmuyor. Bu yüzden, hayatımızın muhasebesini yaparken banka hesabımızdan önce vicdan hesabımıza bakmamız gerekiyor.

**

Asırlardır kültürümüz; insana değer vermeyi, sevgiyi ve eşitliği öğütledi. Yunus Emre’nin yüzyıllar önce yaptığı “Gelin tanış olalım… Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz” çağrısı , sevgi ve hoşgörüye dayalı bir yaşamın önemini vurguluyordu. Aynı şekilde halk ozanı Aşık Veysel de “Beni hor görme kardeşim / Sen altınsın ben tunç muyum” dizeleriyle herkesin aynı özden yaratıldığını, kimsenin kimseden üstün olmadığını hatırlatır . Bu dizelerdeki samimiyet, bize ancak insanlıkta, dostlukta ve paylaşmada mutluluğu bulabileceğimizi söylüyor. Birbirini seven, küçümsemeyen, ötekileştirmeyen insanların oluşturduğu bir toplumda saadet zaten doğal bir sonuç değil midir?

**

Elbette toplumsal vicdan da en az bireysel vicdan kadar mühim. Eğer bir toplum temiz bir vicdan etrafında kenetlenmişse, orada kötülük barınamaz. Nitekim Taner, “Temiz yere kolay çöp atamazsınız… Kirli yerler daha kolay pisletilir” diyerek ahlâki ortamın önemini vurgular . Yani çevremizde iyilik ve dürüstlük hakim olursa, yanlış yapmaya kimsenin eli varmaz. Herkesin birbirine güvendiği, kimsenin kimseyi aldatmadığı bir düzen düşünün: böyle bir düzende ne yolsuzluk ne de haksızlık kök salabilir. Temiz vicdanlı insanlardan oluşan bir aile, temiz vicdanlı bir ülke, temiz vicdanlı bir dünya… İşte asıl huzur ve saadet böyle bir umut ikliminde filizlenecek.

**

Hayal gibi mi geliyor? Belki öyle. Bugünün dünyasında her köşe başında vicdansızlık örneklerine rastlayınca insan ister istemez karamsarlığa kapılıyor. Fakat umudu kaybetmemek gerekiyor. Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, “Ümitsizliğin ardında nice ümitler var, karanlığın ardında nice güneşler var” diyerek karanlıkların bile sonunun aydınlık olacağını hatırlatıyor. .

**

Sonuçta mutluluk, dışarıda arayıp durduğumuz uzak bir hazine değil; içimizde yeşerttiğimiz değerlerde saklı bir cevher. Temiz bir vicdan, sevgi dolu bir yürek ve elbette bitmeyen bir umut… Bunlar olduğu sürece, “saadet bu ömrün neresinde?” diye sormaya gerek kalmayacak. Cevabı, hayatımızın her anına işlemiş olarak bulacağız. Yeter ki insanlığımızı, vicdanımızı kaybetmeyelim. Unutmayalım, vicdanı olanın saadeti de olacaktır. Var olun.