Yüksekova Ankara'ya Soruyor: Daha Ne Kadar Bekleyeceğiz?

Abone Ol

Mesele bir tabeladan ibaret değil; mesele Yüksekova'nın kendi geleceğini kurabilmesidir
Yüksekova'nın il olması meselesi, yıllardır bu topraklarda konuşulan ancak bir türlü sonuçlandırılamayan meselelerden biridir.

Kimi zaman seçim dönemlerinde gündeme gelir, kimi zaman Ankara'da verilen bir demeçte yeniden umutlanırız, kimi zaman da "Yüksekova il oluyor" şeklindeki haberlerle heyecanlanırız.

Sonra ne olur?

Gündem değişir.

Beklenti ertelenir.

Yüksekova yine aynı sorunlarla baş başa kalır.

Oysa bugün artık şu soruyu daha yüksek sesle sormamız gerekiyor:

Yüksekova neden il olmasın?

Hatta soruyu daha doğru kuralım:

Yüksekova, sahip olduğu nüfus, coğrafi konum, ekonomik potansiyel, ulaşım imkânları ve bölgesel ağırlık dikkate alındığında neden hâlâ il değildir?

Bu yazının amacı Hakkâri'yi küçümsemek, Hakkâri halkını karşısına almak ya da Yüksekova ile Hakkâri arasında bir düşmanlık üretmek değildir.

Tam tersine...

Hakkâri bizim ortak tarihimizdir.

Yüksekova da bu tarihin önemli bir parçasıdır.

Fakat artık idari yapılanmayı, insanların günlük hayatını ve geleceğin ihtiyaçlarını esas alarak yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir.

Yüksekova'nın nüfusu artık başka bir şey söylüyor

Yüksekova'nın 2025 yılı nüfusu 121 binin üzerindedir. Bu rakam, ilçenin artık sıradan bir ilçe ölçeğinin çok ötesinde bir yerleşim ağırlığına ulaştığını gösteriyor.

Elbette yalnızca nüfus, bir yerleşim yerinin il yapılması için tek başına yeterli gerekçe değildir.

Ama nüfus önemli bir göstergedir.

Çünkü nüfus arttıkça ihtiyaçlar artar.

Hastane ihtiyacı artar.

Eğitim ihtiyacı artar.

Adliye ihtiyacı artar.

Kamu kurumlarının çeşitlenmesi gerekir.

Ulaşım, altyapı, ticaret, tarım, sanayi, konut ve sosyal hizmetlerin daha kapsamlı planlanması gerekir.

121 bin insanın yaşadığı bir yerleşim yerinin yönetim kapasitesi de buna göre şekillenmelidir.

Bugün Yüksekova'nın tartışması gereken mesele yalnızca "kaç kişi yaşıyor?" değildir.

Asıl mesele şudur:

Bu nüfusun geleceğini kim, nasıl ve ne kadar hızlı planlayacak?

İl olmak neden önemli?

Bir ilçenin il olması, yalnızca tabelanın değişmesi değildir.

"Yüksekova İl" yazan bir tabelanın hiçbir anlamı yoktur eğer arkasında güçlü bir idari yapı, yatırım planı ve ekonomik vizyon yoksa.

Fakat doğru planlandığında il statüsü Yüksekova'ya çok önemli avantajlar sağlayabilir.

Örneğin;

Valilik ve il müdürlükleriyle kamu hizmetlerine erişim kolaylaşabilir.

Sağlık, eğitim, tarım, gençlik, spor, kültür ve sosyal hizmetlerde kurumsal kapasite büyüyebilir.

Yeni kamu yatırımlarının önü açılabilir.

Kamu istihdamı artabilir.

Yatırımcı açısından Yüksekova'nın kurumsal ve ekonomik görünürlüğü güçlenebilir.

İl bütçesi ve kamu yatırım planlaması bakımından daha güçlü bir yapı oluşabilir.

Tarım ve hayvancılık için bölgesel projeler geliştirilebilir.

Sınır ticareti daha profesyonel biçimde yönetilebilir.

Havalimanı, gümrük kapısı ve ulaşım bağlantıları bir bütün olarak ele alınabilir.

Yüksekova'nın çevre ilçelerle ekonomik ilişkileri yeniden planlanabilir.

Üniversite, meslek yüksekokulu ve nitelikli eğitim yatırımları için daha güçlü bir merkez oluşturulabilir.

Yani mesele "il olalım, prestijimiz artsın" meselesi değildir.

Mesele, kamu hizmetinin vatandaşa daha yakın ve daha etkin ulaşmasıdır.

Ankara'da yıllar önce bu konu zaten konuşulmadı mı?

Konunun yeni olmadığını özellikle hatırlatmak gerekiyor.

2016 yılında TBMM'de Hakkâri ve Şırnak'ın il statülerinin değiştirilmesi ve Yüksekova ile Cizre'nin il yapılması yönünde kapsamlı bir düzenleme gündeme gelmişti.

Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, düzenlemenin gerekçeleri arasında coğrafi yapı, sosyal ve ekonomik yapı, nüfus, ulaşım ve kamu hizmetlerinin daha etkin yürütülmesini göstermişti. Aynı görüşmelerde Yüksekova'nın bölgedeki ekonomik ve sosyal ağırlığı da tartışılmıştı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Dahası, TBMM tutanaklarında Yüksekova'nın il yapılmasının geçmişte siyasi aktörler tarafından defalarca dile getirildiği görülüyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Demek ki mesele yeni değil.

Demek ki Yüksekova'nın il olma talebi bir günlük siyasi slogan da değil.

Bu talep yıllardır var.

O hâlde artık sorulması gereken, "Yüksekova il olacak mı?" değil;

"Yüksekova'nın il olması için hangi somut adımlar atılacak?" sorusudur.

Peki "Hakkâri'den kurtulmak" ne demek?

Burada çok önemli bir ayrım yapmalıyız.

Yüksekova'nın il olmasını istemek, Hakkâri'den nefret etmek anlamına gelmez.

Hakkâri'yi düşmanlaştırmak hiçbir Yüksekova'nın yararına değildir.

Hakkâri'nin tarihi de bizimdir.

Hakkâri'nin kültürü de bizimdir.

Hakkâri'nin insanı da bizim insanımızdır.

Dolayısıyla "Hakkâri'den kurtulmak" ifadesini insanların birbirinden kopması anlamında değil, Yüksekova'nın kendi idari geleceğini belirleyebilmesi anlamında kullanmak gerekir.

Yüksekova'nın il olması, Hakkâri'nin değerini azaltmak zorunda değildir.

Tam tersine, doğru bir idari yapılanmayla hem Hakkâri'nin hem Yüksekova'nın güçlenmesi mümkündür.

Hakkâri kendi tarihsel ve kültürel merkez kimliğini koruyabilir.

Yüksekova ise nüfusu, ekonomik yapısı, coğrafi konumu ve ulaşım bağlantıları doğrultusunda ayrı bir il olarak gelişebilir.

Bu bir "bölünme" değil;

doğru yönetim modeli arayışıdır.

Yüksekova il olursa vatandaşın hayatında ne değişecek?

İşte meselenin en önemli noktası burasıdır.

Çünkü vatandaşın cebine yansımayan, hastanede hissedilmeyen, okulda görülmeyen, işsiz gence iş üretmeyen bir il statüsünün tek başına anlamı yoktur.

Yüksekova il olacaksa bunun karşılığını vatandaş görmelidir.

Bir vatandaş herhangi bir resmî işlem için başka bir merkeze gitmek zorunda kalmamalıdır.

Çiftçi tarımsal destek için daha ulaşılabilir bir kamu mekanizmasına sahip olmalıdır.

Genç, kendi kentinde daha fazla eğitim ve istihdam fırsatı bulmalıdır.

Kadınların ekonomik hayata katılımını artıracak projeler geliştirilmelidir.

Esnafın önü açılmalıdır.

Küçük ve orta ölçekli işletmeler desteklenmelidir.

Tarım ve hayvancılık modernleştirilmelidir.

Sınır ticareti kayıtlı, şeffaf ve sürdürülebilir bir ekonomik modele dönüştürülmelidir.

Yüksekova'nın hava ulaşımı sadece yolcu taşımacılığı açısından değil, turizm, ticaret ve lojistik açısından da değerlendirilmelidir.

İl olmak, bütün bunları planlayabilecek daha güçlü bir yerel idari kapasite oluşturabilir.

En büyük fırsat: Sınır ve ticaret

Yüksekova'nın belki de en büyük avantajlarından biri coğrafi konumudur.

İran sınırına yakınlığı, sınır ticareti potansiyeli ve ulaşım bağlantıları Yüksekova'yı yalnızca Hakkâri'nin bir ilçesi olmaktan çıkarıp daha geniş bir bölgesel ekonomik merkez hâline getirebilecek özelliklerdir.

Burada yapılması gereken şey sadece "gümrük kapımız var" demek değildir.

Asıl mesele şudur:

Bu sınır kapısından bölge insanı ne kadar ekonomik değer üretiyor?

Yüksekova'nın il olması hâlinde hazırlanacak uzun vadeli bir kalkınma planında;

tarım,

hayvancılık,

lojistik,

sınır ticareti,

depolama,

ulaşım,

turizm,

konaklama,

gıda işleme,

tekstil,

küçük sanayi

ve genç girişimciliği birlikte düşünülmelidir.

Yüksekova'nın geleceği yalnızca memur kenti olmak değildir.

Yüksekova üretim ve ticaret kenti olmalıdır.

İl olmak işsizliği tek başına çözmez

Bunu da açıkça söyleyelim.

İl olmak sihirli değnek değildir.

Yüksekova il olduğunda ertesi gün herkes iş sahibi olmayacaktır.

Yeni bir tabela, ekonomik kalkınma anlamına gelmez.

Eğer il olma süreci plansız yürütülürse yalnızca yeni kamu binaları yapılır, yeni makamlar oluşur ve beklenen ekonomik dönüşüm gerçekleşmez.

Bu nedenle Yüksekova'nın il olma talebiyle birlikte bir Yüksekova Kalkınma Programı da hazırlanmalıdır.

Bu programın içinde en azından;

genç istihdamı,

kadın istihdamı,

tarım ve hayvancılık,

sınır ticareti,

lojistik,

turizm,

eğitim,

sağlık,

sanayi,

konut,

ulaşım,

çevre,

kültür ve spor

başlıkları bulunmalıdır.

Yüksekova'nın gençleri için il olmak ne demek?

Bence meselenin en önemli tarafı budur.

Bugünün Yüksekova'sı genç bir nüfusa sahiptir.

Genç nüfus bir yük değildir.

Doğru yönetilirse büyük bir ekonomik güçtür.

Ama genç insana eğitim, iş ve gelecek umudu veremezseniz o genç başka şehirlere gider.

İstanbul'a gider.

Ankara'ya gider.

Van'a gider.

İzmir'e gider.

Yurt dışına gitmenin yollarını arar.

Sonra Yüksekova'da "neden gençlerimiz gidiyor?" diye sorarız.

Cevap basittir:

Çünkü genç, geleceğini burada göremiyorsa başka yerde arar.

Yüksekova'nın il olması bu nedenle sadece idari bir mesele değildir.

Aynı zamanda gençlere;

"Burada da gelecek kurabilirsin."

mesajının verilmesidir.

Yüksekova'nın il olması Hakkâri'yi bitirmez

Bu konuda gereksiz bir korku da üretilmemelidir.

Yüksekova'nın il olması, Hakkâri'nin tarihini ortadan kaldırmaz.

Hakkâri yine Hakkâri'dir.

Dağlarıyla, kültürüyle, tarihiyle, insanıyla var olmaya devam edecektir.

Üstelik Türkiye'de bir ilçenin il olması, eski ilin tarihinin silinmesi anlamına gelmez.

Nitekim 2016'daki TBMM görüşmelerinde de Yüksekova'nın il yapılması tartışılırken Hakkâri'nin tarihsel ve kültürel değerinin korunması gerektiği yönünde güçlü görüşler dile getirilmişti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi +1

Dolayısıyla mesele "Hakkâri mi, Yüksekova mı?" şeklinde kurulursa kaybederiz.

Doğru soru şudur:

Hakkâri de Yüksekova da nasıl daha güçlü hâle gelir?

Yüksekova artık kendi hikâyesini yazmalı

Yüksekova'nın önünde tarihi bir fırsat var.

Bugün il olmayı konuşuyoruz.

Yarın belki daha büyük bir ticaret merkezi olmayı konuşacağız.

Sonra üniversiteyi, sanayiyi, turizmi, tarımı, sınır ticaretini konuşacağız.

Ama bunun için önce karar vermek gerekiyor.

Yüksekova'nın geleceği başkalarının kararlarına bırakılmamalıdır.

Bu talep sadece siyasetçilerin seçim dönemlerinde hatırladığı bir vaat olmaktan çıkarılmalıdır.

Yüksekova'nın belediyesi, sivil toplum kuruluşları, ticaret ve meslek örgütleri, muhtarları, kanaat önderleri, gençleri, kadınları, akademisyenleri ve siyasi partileri bir araya gelmelidir.

Ve Ankara'ya tek bir cümleyle değil, kapsamlı bir dosyayla gidilmelidir:

"Yüksekova il olmaya hazırdır."

Nüfusuyla hazırdır.

Coğrafyasıyla hazırdır.

Ekonomik potansiyeliyle hazırdır.

İnsan kaynağıyla hazırdır.

Bölgesel konumuyla hazırdır.

Peki ne yapılmalı?

Artık sadece konuşmanın zamanı değildir.

Somut bir yol haritası hazırlanmalıdır.

Birinci adım, Yüksekova'nın il olması için kapsamlı bir sosyoekonomik ve idari fizibilite raporu hazırlamaktır.

İkinci adım, tüm siyasi partilerin ortak bir zeminde buluşmasıdır.

Üçüncü adım, TBMM'ye yeni ve kapsamlı bir kanun teklifinin taşınmasıdır.

Dördüncü adım, Yüksekova'nın il olmasıyla birlikte hangi ilçelerin yeni ile bağlanacağı, kamu kurumlarının nerede kurulacağı ve yatırım programının nasıl uygulanacağının önceden planlanmasıdır.

Beşinci adım ise vatandaşın bu sürecin içine dâhil edilmesidir.

Çünkü bu mesele sadece Ankara'nın meselesi değildir.

Bu, Yüksekova'da yaşayan herkesin geleceğiyle ilgili bir meseledir.

Son söz

Yüksekova'nın il olması bir lütuf değildir.

Birilerinin Yüksekova'ya vereceği bir "ödül" hiç değildir.

Bu talep, gelişen bir yerleşim merkezinin kendi idari ve ekonomik kapasitesini artırma isteğidir.

Ama bu isteği savunurken Hakkâri'yi küçümsemeye de gerek yoktur.

Biz Hakkâri'yi küçültmeden Yüksekova'yı büyütebiliriz.

Hakkâri'nin tarihine saygı gösterirken Yüksekova'nın geleceğini savunabiliriz.

İki şehrin insanlarını karşı karşıya getirmeden iki ayrı gelişim modeli oluşturabiliriz.

Bugün artık Yüksekova'nın önünde iki seçenek vardır:

Ya yıllarca olduğu gibi "bir gün il oluruz" diyerek bekleyeceğiz;

ya da bilimsel verilerle, ekonomik projelerle, hukuki çalışmalarla ve siyasi ortaklıkla bu talebi Ankara'nın önüne koyacağız.

Ben ikinci yolu savunuyorum.

Çünkü Yüksekova'nın il olması yalnızca bir plaka değişikliği değildir.

Bu, 120 bini aşkın insanın geleceğini kendi yaşadığı yerde kurabilme meselesidir.

Ve artık Yüksekova için "il olacak mı?" sorusunu değil,

"Yüksekova'nın il olması için ne zaman harekete geçiyoruz?"

sorusunu sormanın zamanı gelmiştir.