Yüksekova’nın soğuk sabahlarında kadınlar yine yollarda…Kimi çocuğunu okula yetiştiriyor, kimi pazara gidiyor, kimi bir iş görüşmesine. Ama çoğunun içinde aynı kaygı: “Binsem mi, binmesem mi? ”Çünkü burada bir taksiye binmek, yalnızca bir ulaşım meselesi değil — bazen bir güven, bazen bir cesaret sınavı. Yıllardır kadınlarla yaptığımız çalışmalarda hep aynı hikâyeleri duyduk: Tanımadıkları bir şoförün aracına binmeyen kadınlar, gece dışarı çıkmaktan çekinen genç kızlar, “başına iş gelmesin” diye sessiz kalmayı tercih eden anneler…Kadınların kamusal alandaki varlığı, toplumun onlara çizdiği sınırlarla daralıyor. “Mahremiyet”, “namus” ve “ayıp” kavramları, bir kadının ne kadar hareket edeceğini, ne kadar konuşacağını, ne kadar var olabileceğini belirliyor.
Kadınlarla yaptığımız çalışmalarda gördüğümüz en güçlü şey, dayanışmanın iyileştirici gücüydü. Erkeklerle yürüttüğümüz bu süreçteyse, değişimin bir diyalogla mümkün olabileceğini öğrendik. Bir erkek, “Kadınlara biraz haksız davranıyoruz,” diyorsa, orada umut vardır. Bir toplum, erkeklerin farkındalığı olmadan değişemez; ama erkeklerin değişmesi de sabırla, inatla ve diyalogla mümkündür. Bugün Yüksekova’da 85 taksi şoförü, “eşitlik” kelimesinin anlamını yeniden düşünüyor. Duraklarda stickerlar, araçlarda manifestolar var. Belki küçük bir adım gibi görünür, ama bu küçük adımlar bir kadının güvenle binebildiği her takside hayat buluyor. Eşitlik yolunda fren tutmayan bir mücadele bu. Kadınlarla dayanışmadan, erkeklerle diyalogdan beslenen; sabırla, inançla, defalarca anlatılarak büyüyen bir mücadele. Ve biliyoruz ki, Yüksekova’nın yollarında artık sadece arabalar değil, değişim de hareket ediyor.
http://yukader.org