Yüksekova’da kış yalnızca bir mevsim değildir; kış, hayatın kendisidir. Dağların gölgesinde, sert iklim koşullarının belirlediği bu coğrafyada kar yağışı romantik bir manzara değil, çoğu zaman gündelik yaşamı durduran ağır bir sınavdır. Son günlerde etkisini artıran yoğun kar yağışı, bir kez daha Yüksekova’nın yıllardır çözülemeyen yapısal sorunlarını gün yüzüne çıkarmıştır.
Özellikle bazı köylerin mahalle statüsüne geçirilmesiyle birlikte Yüksekova Belediyesi’nin sorumluluk alanı ciddi biçimde genişlemiştir. Kâğıt üzerinde “mahalle” olan bu yerleşim alanları, altyapı, ulaşım ve hizmet açısından hâlâ köy gerçekliğini yaşamaktadır. Bu dönüşüm, yeterli planlama, personel, araç ve bütçe desteğiyle yapılmadığı sürece yerel yönetimler için ağır bir yük, vatandaş için ise bitmeyen bir mağduriyet üretmektedir.
Belediye ekiplerinin tüm çabasına rağmen çalışmaların yetersiz kalması, bir ihmalkârlıktan çok sistemsel bir sorunun sonucudur. Karla mücadele yalnızca birkaç iş makinesiyle, sınırlı personelle ve günü kurtaran müdahalelerle yürütülecek bir süreç değildir. Yüksekova gibi karın aylarca yerde kaldığı bir coğrafyada, kışa hazırlık yaz aylarında başlar; strateji, planlama ve koordinasyon gerektirir.
Ne yazık ki bugün gelinen noktada, merkeze oldukça yakın mahallelerde dahi yolların hâlâ açılmamış olması, yurttaşların günlük yaşamını doğrudan etkilemektedir. İşe gidemeyen emekçiler, okula ulaşamayan öğrenciler, hastasını hastaneye götüremeyen aileler… Kar, yalnızca yolları değil; umudu, sabrı ve güven duygusunu da kapatmaktadır.
Burada en çok tartışılması gereken konulardan biri de kominal (ortak ve eşgüdümlü) çalışma sisteminin etkin biçimde devreye sokulamamasıdır. Büyükşehir, il özel idaresi, belediye, mahalle muhtarlıkları ve ilgili kamu kurumları arasında güçlü bir koordinasyon sağlanmadan bu yükün altından kalkmak mümkün değildir. Yerel yönetimi tek başına bırakmak, sorunu çözmediği gibi derinleştirir.
Yüksekova örneği bize şunu göstermektedir: Yerel yönetimlerin görev alanları genişletilirken, aynı oranda kurumsal kapasite artırımı yapılmazsa hizmet kalitesi kaçınılmaz olarak düşer. Bu durum sadece belediyenin değil, merkezi yönetimin de sorumluluğudur. Planlama eksikliği, kaynak yetersizliği ve merkezi-yerel uyumsuzluğu, kar yağışıyla birlikte daha görünür hâle gelmektedir.
Bu şehir, zorlu kış şartlarına yabancı değildir. Büyüklerimizin anlattığı reşîk ve lîhanlı günlerden bugüne çok şey değişmiş olabilir; fakat değişmeyen tek şey, Yüksekova’nın kışla verdiği mücadeledir. Modern çağda hâlâ yolların kapalı olması, mahallelerin günlerce ulaşımsız kalması, kabul edilebilir bir durum değildir.
Sonuç olarak Yüksekova’da yaşanan kar krizi, doğanın bir dayatmasından çok yönetimsel bir hazırlıksızlığın aynasıdır. Bu aynaya bakmak cesaret ister. Çözüm; suçlu aramakta değil, gerçekçi planlar yapmakta, ortak aklı işletmekte ve bu coğrafyanın gerçeklerini esas alan politikalar üretmektedir. Aksi hâlde her kış aynı manşetleri atmaya, aynı cümleleri kurmaya ve aynı mağduriyetleri yaşamaya devam ederiz.
Yüksekova halkı, geçici çözümler değil; kalıcı, planlı ve insana yakışır hizmetler beklemektedir. Kar yağmaya devam edecek; mesele, bu kara ne kadar hazır olduğumuzdur.