Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisin TBMM’deki haftalık grup toplantısında konuştu. Bakırhan, “Tarihsel Türk-Kürt ilişkilerinin yeniden güncellenmesi gerekiyor. Bunu yapabilirsek Ortadoğu'da demokrasinin ve barışın aracı olabiliriz. Bölgenin güvenlik, siyasi ve demokratik vizyonu Ankara'da atılabilir. Çözüm Trump’ın hesaplarında ya da İngiltere'nin pozisyonunda değildir. Çözüm bu topraklarda, Anadolu'dadır” ifadelerini kullandı.
Meclis’teki grup toplantısına Barış Anneleri de zılgıtlar eşliğinde geldi. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Bakırhan’ın konuşmasından öne çıkanlar:
“Türkiye’de vatandaşlar açlıkla mücadele ediyor. Bu iktidarın ayıbıdır. Dünya tarihinin en zor ekonomik krizinin ortasındayız. İktidarın yaptığı bütün planlar birer birer çöküyor. Açlıkla mücadele haftasında bir kez daha gördük ki; toplumu iktidarın insafına bırakamayız. Bu iktidar yoksullukla mücadele edemiyorsa biz dayanışmak zorundayız.
‘CHP’ye giden kolluk yarın AK Parti’ye, MHP'ye gider’
Bir yandan da en sert siyasi kriz yaşanıyor. CHP Genel Merkezi’nin mutlak butlan kararı ile polis zoruyla basılması demokrasiyi etkisizleştirmektir. Biz hiçbir zaman cambaz bakmadık bundan sonra da bakmayız. Hiçbir zaman sandığın iradesinin yargı kararıyla iptal edilmesini kabul etmedik, etmiyoruz. İstinaf mahkemesinin kararı toplumu derinden etkilemiştir. Yargıtay derhal buna son vermeli. Bugün CHP’ye giden kolluk yarın AK Parti’ye, MHP'ye gider. Bugünün faili yarının mağduru olmak istemiyorsa rota demokrasi olmalıdır. CHP içindeki her aktör söylediklerinin sonuçlarını düşünmeli. Siyaset bugünün öfkesiyle değil yarının yüzleşmesiyle yapılır. CHP’nin bu fırtınadan çıkarak gemiyi limana sağlam yanaştırmasını temenni ediyoruz.
Demirtaş ve Yüksekdağ vurgusu
Cumhuriyet tarihi bize demokrasiyi büyütmek yerine siyaseti daraltan adımların atıldığını gösterdi. Siyaset yargı eliyle her krizde daraltıldı. OHAL rejimi kalıcı hale getirildi. Başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere birçok arkadaşımız cezaevlerinde atıldı. Bu süreç 19 Mart ile CHP’ye başlatıldı. Yeni bir çağ ancak demokratik Cumhuriyet ile hayata geçirilebilir. Yeni Cumhuriyet halkların ortak demokrasisi ile yazılmalıdır. CHP’ye yapılan müdahale güven duygusunu zedeledi, barış umudunu karartıyor. Toplumu karşı karşıya getiren bu davranışlar kabul edilemez. Bu yaşananlar barış sürecinde atılması gereken adımları gölgeleyecek nedenlere yol açar.
‘Çözüm bu topraklarda, Anadolu’dadır’
Tarihsel Türk-Kürt ilişkilerinin yeniden güncellenmesi gerekiyor. Bunu yapabilirsek Ortadoğu'da demokrasinin ve barışın aracı olabiliriz. Bölgenin güvenlik, siyasi ve demokratik vizyonu Ankara'da atılabilir. Çözüm Trump’ın hesaplarında ya da İngiltere'nin pozisyonunda değildir.
Çözüm bu topraklarda, Anadolu'dadır. Bu kapsamda çerçeve yasa demokrasinin kök hücresi olabilir. Demokrasinin duran çarklarını çerçeve yasa ile döndürebiliriz. Barış; demokratikleşme, eşit yurttaşlık, ekmeği paylaşmaktır. Bu sağlandığı takdirde farkı ideolojiler demokratik siyaset yapabilecektir.
‘Çözüm önerileri olan bir partiyiz’
Biz hiçbir tarafın güdümünde değiliz. Biz kendimiziz, üçüncü yoluz. Biz herkesin ortak zeminiyiz. Çözüm önerileri olan bir partiyiz. Mevcut düzenden rahatsız olan herkesin sesi olacağız. Hem sokakta hem müzakere masasında hem siyasette olacağız. Türkiye'nin önündeki kritik kavşakta daha fazla öncülük yapacağız.
Geçtiğimiz günlerde Almanya'da festivaldeyim. Bilindik "İktidarın neyine güveniyorsunuz" sorusu geldi. "Biz kendimize, haklarımıza bu ülkenin ortak aklına güveniyoruz" dedik. Ahmet Arif'in sözleriyle sesleneyim "Bir umudum da sende anlıyor musun?" Umudumuz bu ülkede yaşayan halklar, emekçiler.”





