Ayhan Erkmen’in yazıp sahneye taşıdığı “SIRGÛN – Rîşa Pûç”, izleyicilere yalnızca bir tiyatro oyunu değil; bir dilin, bir halkın ve bir belleğin yeniden doğuş hikâyesini sundu.
Sanat camiasının önde gelen isimlerinin de aralarında bulunduğu kalabalık bir izleyici topluluğu, salonda adeta nefesini tutarak bu benzersiz performansı izledi. Katılım o kadar yoğundu ki, salonun enerjisi sahneye, sahnenin duygusu da izleyicinin kalbine taşındı. Alkışlar uzun süre dinmedi; birçok seyirci oyun bitiminde gözyaşlarını saklayamadı.
Erebê Şemo, Celadet Alî Bedirxan ve Mehmed Uzun gibi edebiyatın sürgünle yoğrulmuş büyük isimlerine selam durarak ilerleyen bu anlatı, sürgün yollarında filizlenen dilin ve kalemin hikâyesini güçlü bir sahne diliyle aktardı. Yönetmenliğini Sabri Ejder Öziç’in üstlendiği oyun, yalnızca bir edebiyat yolculuğu değil, aynı zamanda bir hatırlama ve yüzleşme davetiyesiydi.
Gösterinin müzikleri Reber Söyler’e ait. Sesi ve yorumuyla sahneye eşlik eden dengbêjler Seyadê Şame ve Mahmut Kızıl, izleyiciyi adeta zamanın ötesine taşıdı. Kayıtlı sesi olmadığı için, dengbêj Ehmedê Fermanê Kiki’nin stranını dengbêj Medeniyê Dambatê seslendirdi ve bu özel performansa kendi yorumuyla eşsiz bir renk kattı.
Bu gece Kadıköy’de yaşanan bu buluşma, bir kez daha gösterdi ki dilin ve hafızanın sahnedeki direnişi, yalnızca izleyiciyi değil, bu toprakların belleğini de derinden sarsıyor; uzun süre unutulmayacak bir iz bırakıyor.








