Kavala, kararın mahkumiyet sürecini de kapsadığını belirterek, “Yasalarca suç sayılan bir eylemde bulunmayan insanların özgürce yaşama haklarının kısıtlanamayacağı temel insan hakları ilkesidir” dedi.

Halen Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde bulunan Osman Kavala, AİHM’in önceki kararlarında olduğu gibi son kararında da “suç işlendiğini gösteren ikna edici somut delil olmadan özgürce yaşama hakkının kısıtlanamayacağını” vurguladığını ifade etti.

Hakkında Gezi davasında 2020 yılında verilen beraat kararını hatırlatan Kavala AİHM’in son kararına ilişkin şöyle dedi:

“AİHM’in benimle ilgili aldığı Büyük Daire kararı, mahkûmiyet sürecinin incelenmesini kapsıyor. Bu kararda da, bundan önceki iki AİHM kararında olduğu gibi, suç işlendiğini gösteren ikna edici somut delil olmadan özgürce yaşama hakkının kısıtlanamayacağı vurgulandı. İlk Gezi davası kapsamında 2020 yılında verilen beraat kararında da suç işlediğime dair delil olmadığı gerçeği ortaya konulmuştu. AİHM son kararıyla mahkemelerin olaylarla ilgili genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı verebileceği anlayışının kabul edilemez olduğunu belirtmiş oldu. Yasalarca suç sayılan bir eylemde bulunmayan insanların özgürce yaşama haklarının kısıtlanamayacağı temel insan hakları ilkesidir. Bu hakkın korunması, kamuda bu ilkeye mutlak biçimde riayet edilmesinin sağlanması da hukuk devletinin yurttaşlara karşı yükümlülüğüdür. AİHM kararlarına uyulması asıl olarak bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ile ilgilidir, bunun için gereklidir."

Kavala 2017'den beri cezaevinde

Osman Kavala, 18 Ekim 2017'de İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındı. Gezi Parkı eylemleriyle ilgili soruşturma kapsamında 14 gün gözaltında tutulduktan sonra 1 Kasım 2017'de tutuklandı.

Kavala’ya başlangıçta “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamaları yöneltildi.

AİHM, 10 Aralık 2019'da verdiği ilk kararda Kavala'nın tutukluluğunun AİHS'nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesini ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme ayrıca tutukluluğun, Kavala'yı ve diğer insan hakları savunucularını susturmak ve caydırmak gibi sözleşmede öngörülmeyen bir amaç taşıdığı sonucuna vardı.

AİHM, Türkiye'nin Kavala'nın tutukluluğuna son vermesi ve “derhal serbest bırakılmasını” sağlaması gerektiğini belirtti. Karar Mayıs 2020'de kesinleşti ancak Kavala serbest bırakılmadı.

Avrupa Konseyi'ne taşındı

Kavala'nın tahliye edilmemesi üzerine dosya, AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin gündemine geldi.

Bakanlar Komitesi, 2 Şubat 2022'de Türkiye'nin 2019 tarihli Kavala kararını uygulayıp uygulamadığının belirlenmesi için AİHS'nin 46/4. maddesi kapsamındaki ihlal prosedürünü başlattı.

AİHM Büyük Dairesi, 11 Temmuz 2022'de Türkiye'nin 2019 tarihli karara uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetti.

Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet

Kavala'nın Türkiye'deki yargı süreci ise devam etti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022'de Kavala'yı casusluk suçlamasından beraat ettirdi ancak Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı olarak “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28 Eylül 2023'te bu cezayı onadı ve mahkumiyet kesinleşti. Kavala'nın avukatları bunun ardından 18 Ocak 2024'te AİHM'ye ikinci kez başvurdu.

Dosya Büyük Daire'ye gönderildi

Kavala'nın ikinci başvurusu başlangıçta AİHM'nin yedi yargıçlı dairesinde ele alındı. Ancak dosya, 16 Aralık 2025'te Büyük Daire'ye gönderildi. 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire'deki duruşma 25 Mart 2026'da yapıldı.

Kararın uygulanması Bakanlar Komitesi'nin takibinde AİHM'nin ihlal kararı, Türkiye'deki ceza mahkemesinin kararını otomatik olarak ortadan kaldırmıyor. AİHM ulusal mahkemeler gibi ceza yargılamasını yeniden yapmıyor.

Ancak AİHM kararları, AİHS'nin 46. maddesi gereğince taraf devletler açısından bağlayıcı. Kararın uygulanıp uygulanmadığını Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetliyor.

Bu nedenle kararın ardından gözler, AİHM'nin ihlal tespitlerinin Türkiye tarafından nasıl uygulanacağına ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin atacağı adımlara çevrilecek.

Kaynak: RÛDAW