Türkiye'nin en yüksek ikinci zirvesi olan 4 bin 135 rakımlı Cilo Dağı'nda, dört mevsim boyunca erimeyen buzullar ve metrelerce kar kütleleri kış mevsimini yaşatmaya devam ediyor.

Zirve Kış, Etekler İlkbahar
Cilo Dağı’nın dik yamaçlarında ve zirve noktalarında adeta zaman durmuşken, dağın hemen eteklerinde yer alan Yüksekova Ovası ve çevre köylerde ise tam bir doğa uyanışı yaşanıyor. Eriyerek dağlardan aşağı süzülen kar suları, ovadaki tarım arazilerini ve meraları canlandırırken; ortaya çıkan rengarenk çiçekler, akarsular ve yemyeşil örtü görenleri büyülüyor.
Bölge halkı, sabah saatlerinde karlı dağ manzarasını izlerken, öğleden sonra yeşillenen meralarda hayvanlarını otlatmanın keyfini çıkarıyor. Aynı karede hem kışın beyazlığını hem de ilkbaharın canlı yeşilini görmek, fotoğraf tutkunlarını ve doğaseverleri de bölgeye çekiyor.
"Aynı Anda İki Dünyayı Yaşıyoruz"
Bölgede yaşayan vatandaşlar, coğrafyanın kendilerine sunduğu bu görsel şöleni şu sözlerle ifade ediyor: "Bir tarafa bakıyoruz metrelerce kar, başımızı diğer tarafa çeviriyoruz her yer yemyeşil, çiçek açmış. Dünyada çok az yerde görebileceğiniz bu iki mevsimi biz burada her gün bir arada yaşıyoruz. Yüksekova'nın bu güzelliği herkesin görmesi gereken cinsten."
Doğa Turizminin Yeni Rotası
Son yıllarda sağlanan huzur ortamıyla birlikte Cilo Dağları ve eteklerindeki Sat Buzul Gölleri, doğa turizminin ve dağcılığın yeni gözdesi haline geldi. Milli Park ilan edilen bölge; trekking (doğa yürüyüşü), kampçılık ve fotoğrafçılık faaliyetleri için eşsiz bir zemin sunuyor. Yüksekova'nın bir yanında kış turizmini, diğer yanında ise yayla turizmini andıran bu yapısı, bölge ekonomisine ve tanıtımına da büyük katkı sağlıyor.






