Ramazan ayının metabolizma üzerinde belirgin etkiler oluşturduğunu dile getiren İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi’nden Diyetisyen Beste Mum, "Öğün sayısının azalması, uzun süren açlık ve sıvı alımının kısıtlanması metabolizmanın çalışma düzenini değiştirir. Bu süreç doğru yönetilmediğinde vücut kendini korumaya alarak yağ depolamaya daha yatkın hale gelir" diye konuştu.

"Doğru planlandığında yağ yakımı desteklenebilir"

Ramazan’ın aralıklı oruç sistemine benzer özellikler taşıdığını ifade eden Dyt. Mum, "Bu dönemde beslenme doğru planlandığında vücudun yağ yakım mekanizmaları daha aktif çalışabilir. Burada önemli olan, iftar ile sahur arasındaki sürede neyin, ne kadar ve hangi sırayla tüketildiğidir" dedi.

"Kan şekeri dengesi kilo kontrolünü belirler"

Uzun süren açlık sonrası kan şekerinde düşüş yaşandığını vurgulayan Dyt. Mum, "İftarda hızlı sindirilen besinler tüketildiğinde kan şekeri ani yükselir. Buna bağlı olarak insülin seviyeleri artar ve fazla enerji yağ olarak depolanabilir. Bu nedenle kan şekeri kontrolü kilo verme sürecinde temel belirleyicidir" ifadelerini kullandı

"Sahuru atlamak metabolizmayı yavaşlatır"

Sahurun kilo kontrolünde kritik rol oynadığına değinen Dyt. Mum, "Kilo vermek amacıyla sahura kalkmamak yapılan en büyük hatalardan biridir. Sahur öğünü, gün boyunca metabolizmanın daha dengeli çalışmasını sağlar ve uzun süreli açlığa karşı vücudu destekler" açıklamasında bulundu.

"Yanlış uygulamalar kilo geri alımına yol açabilir"

Ramazan’da verilen kiloların bayram sonrası hızla geri alınabildiğine dikkat çeken Dyt. Mum, "Sadece tek öğünle beslenmek, yetersiz protein tüketmek ve sık şerbetli tatlı yemek kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Bu durum Ramazan sonrasında hızlı kilo alımına zemin hazırlar" dedi.

"İftarı ikiye bölmek aşırı tüketimi önler"

Sağlıklı kilo kaybı için önerilerde bulunan Dyt. Mum, şu bilgileri paylaştı: "Orucun su ve hurma ile açılması, ardından çorba içilip kısa bir ara verilmesi mideyi ana öğüne hazırlar. Bu yöntem hem porsiyon kontrolünü kolaylaştırır hem de aşırı yeme isteğini azaltır."

"Pişirme yöntemi kaloriyi belirler"

Kızartma yerine daha hafif pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Dyt. Mum, "Haşlama, fırın ve ızgara yöntemleriyle hazırlanan besinler, hem sindirimi kolaylaştırır hem de gereksiz kalori alımını önler" dedi.

"Hareketsizlik kilo kontrolünü zorlaştırır"

Ramazan’da fiziksel aktivitenin tamamen bırakılmaması gerektiğini söyleyen Dyt. Mum, "İftar sonrası uzun süre hareketsiz kalmak metabolizmayı yavaşlatır. Yemekten yaklaşık bir saat sonra yapılacak hafif tempolu yürüyüş kilo kontrolünü destekler" uyarısında bulundu.

"Meyve tüketimi iftardan en az 2 saat sonra olmalı"

İftardan hemen sonra meyve tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Dyt. Mum, şunları söyledi: "Yemek üzerine yenilen meyve mideye ek şeker yükü bindirir ve şişkinliğe neden olabilir. Meyve tüketimi iftardan en az iki saat sonra yapılmalıdır."

"Çay ve kahve suyun yerini tutmaz"

Sıvı tüketiminin Ramazan’da kritik öneme sahip olduğunu belirten Dyt. Mum, "Çay ve kahve su yerine geçmez. Bu içecekler vücuttan su atımını artırabilir. Sahurda çok koyu çay ve kahveden kaçınılmalı, su, ayran ve süt gibi içecekler tercih edilmelidir" dedi.

"Ramazan bir beslenme disiplini oluşturma dönemidir"

Ramazan’ın yalnızca kilo vermek için değil, sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için de önemli bir dönem olduğunu kaydeden Dyt. Mum, "Ağır ve yağlı beslenmek ile uykusuz kalmak metabolizmayı olumsuz etkiler. Ramazan, doğru tercihlerle hem bedeni hem yaşam düzenini dengelemek için bir fırsat sunar" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Kaynak: İHA