Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te kamuoyuna duyurulan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile yeni bir aşamaya taşınan süreç ikinci yılını tamamlıyor. Çerçeve yasanın kabul edilmesiyle birlikte pratik adımların atılması beklenirken, gözler Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) “teyit” kararına çevrildi.
Silah bırakma karşılıklı adımların bir parçası olmalı’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un son açıklamalarında, sürecin ilerleyebilmesi için silah bırakmanın ve bunun tespitinin yapılmasının şart olduğuna yönelik ifadeler kullanılması üzerine Buldan değerlendirmelerde bulundu.
Buldan, Çerçeve Yasa’nın Meclis’ten 467 oyla geçmesinin yalnızca bir sayım meselesi olmadığını belirterek, bunun aynı zamanda güçlü bir siyasi mesaj içerdiğini söyledi.
“Kutuplaşmış Türkiye siyasetinde bu düzeyde yüksek oyla bir yasanın; hele ki barış gibi bir meselede geçmesi büyük kıymettedir” diyen Buldan, Meclis’in ortaya koyduğu iradenin iyi anlaşılması ve iktidar tarafından somut adımların atılması gerektiğini ifade etti.
Kurtulmuş ve Erdoğan’ın katkıları önemli’
Buldan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Meclis Başkanı Kurtulmuş’un bugüne kadar sürece yaptıkları pozitif katkıların hakkının verilmesi gerektiğini belirterek, toplumun beklentisinin süreci yavaşlatacak bariyerler değil, hızlandıracak adımlar olduğunu söyledi.
Silah bırakma meselesinin sürecin temel başlıklarından biri olduğunu bildiklerini ve bu konudaki hassasiyeti anladıklarını belirten Buldan, “Ama bu durumun karşılıklı adımlarla çözülebileceğine inanıyoruz. Burada önemli olan, bu tür söylemlerin sürecin önünde bir ön şart olarak değil, birlikte yürüyen adımların bir parçası olarak ele alınmasıdır” dedi.
‘Kurullar bir an önce devreye girmeli’
Buldan, karşılıklılık ilkesiyle hareket edilmesi halinde tarafların kaygılarının da azalacağını belirterek, “Bu kaygıların azalması için özellikle ilgili mekanizmaların, kurulların bir an önce devreye girmesi, endişelere verilebilecek en sağlıklı yanıt olacaktır” ifadelerini kullandı.
‘MGK kararlarının çıkmasını bekliyoruz’
Süreçte somut adımların ne zaman atılacağına ilişkin de konuşan Buldan, Çerçeve Yasa’da öngörülen bir işleyiş bulunduğunu ve bunun hızla hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Buldan, “Bu işleyişin hızla hayata geçmesi, Meclis’ten çıkan o güçlü iradenin gereğidir. Demin bahsettiğim gibi karşılıklı adımlarla sürecin ivmesini artırmalıyız” dedi.
Bu kapsamda yasanın yürürlüğe girmesini sağlayacak MGK kararının gecikmeden çıkmasını beklediklerini ifade eden Buldan, Meclis’in açılmasıyla birlikte hem Çerçeve Yasa kapsamındaki adımların hem de kayyımlara son verilmesi ve AİHM kararlarının uygulanması gibi yasanın dışındaki adımların atılmasının sürecin itici gücü olacağını söyledi.
“Bu konuda artık daha fazla gecikme olmaması gerekiyor” diyen Buldan, gecikmelerin toplumda yaratabileceği soru işaretlerine dikkat çekti.
Buldan, “Yıllarca bu meselenin bedelini ödemiş aileler, gençler, bu ülkenin her kesimi somut adımları görmek istiyor. Atılacak her adım sürece duyulan güveni büyütecek, sürecin toplumsal zeminini güçlendirecektir” ifadelerini kullandı.
Buldan ayrıca, bu adımların atılması için Meclis’te ve Meclis dışında bütün taraflarla diyalog halinde olduklarını belirtti.
‘Ekim ayıyla birlikte somut bir gelişmeye tanıklık edebiliriz’
Öcalan’ın gazeteciler, yazarlar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle ne zaman görüşeceğine ilişkin soruyu da yanıtlayan Buldan, bu görüşmelerin Ekim ayıyla birlikte başlaması gerektiğini söyledi.
Buldan, “Ekim ayıyla birlikte bu görüşmelerin başlaması ve hukuki güvencelerle sürekliliğinin sağlanması gerekiyor. Önümüzdeki günlerde bu konuda somut bir gelişmeye tanıklık edebiliriz” dedi.
Öcalan’ın hem görüşmeler yapmasının hem de sürece ilişkin özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanmasının sürecin başarısını belirleyecek temel parametrelerden biri olduğunu savunan Buldan, gelinen aşama itibarıyla Öcalan’ın toplumun tüm kesimleriyle görüşmeler gerçekleştirmesinin artık kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Bu görüşmelerin yalnızca süreç açısından değil, toplumsal diyaloğun güçlenmesi açısından da önemli katkı sağlayacağını belirten Buldan, farklı kesimlerin doğrudan görüş alışverişinde bulunmasının önyargıları azaltacağını ve sürecin toplumsal meşruiyetini güçlendireceğini söyledi.
Buldan, “Ekim ayıyla birlikte bu görüşmelerin başlaması ve hukuki güvencelerle sürekliliğinin sağlanması gerekiyor. Önümüzdeki günlerde bu konuda somut bir gelişmeye tanıklık edebiliriz” ifadelerini yineledi.





