Tugay, ilk olarak Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un kendisini AK Parti'ye davet ettiğini söyledi. Daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü anlatan Tugay, Erdoğan'ın kendisine güven verdiğini söyleyerek, "Güvenle başladığım için çok mutluyum. İçimde hiçbir tereddüt yok" diye konuştu.
“İlk davet Bakan Kurum’dan geldi”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Yeni Asır gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ercan Demir, Yazı İşleri Müdürü Zümrüt Yılmaz ve Haber Müdürü Burcu Ilgın Hoşafoğlu ile söyleşi gerçekleştirdi. AK Parti'ye transfer olma sürecini anlatan Tugay, ilk davetin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'dan geldiğini söyledi.
Kurum'un kendisine, "Bağımsız olarak mı devam edeceksin?" diye sorduğunu, kendisinin de "Şu anda öyle düşünüyorum. Herhangi bir verilmiş kararım yok" dediğini anlatan Tugay, şunları söyledi:
"Geçmiş dönemde İzmir'e ulaşmaya çalıştıklarını ama belediye başkanları tarafından dışlandıklarını söyledi. "Biz ne zaman bir şey yapmak istesek hep bunu engelleyecek adımlar attılar. Biz de bundan mutsuzuz" dedi. Ve tecrübeli bir siyasetçi olduğu için bu noktada "Keşke sen AK Parti'ye gelsen de daha uyumlu çalışsak" dedi. "Bağımsız olarak da bunu yapamaz mıyız?" dedim. O da "Öyle de olur ama siyasetin doğası gereği AK Parti'yle olursan daha da başarılı işler yaparsın" dedi ve kafamda böyle bir parantez açtı. Açıkçası o andan sonra düşünmeye başladım. O gün Bakan Murat Kurum'un bana olan sıcak ve dostane tavrından çok etkilendim. Sonraki süreçte de hem sayın Kurum ile birkaç görüşmemiz oldu hem de dolaylı olarak konunun Cumhurbaşkanı'na iletildiğini, onun da böyle bir şeyi istediğini söylediler. Epeyce bir düşündüm."
"Bir yol ayrımına geldim"
"Sonuçta ben 4 ay bağımsız çalıştım, biliyorsunuz. Biz bu dönemde aday olurken İzmir halkına bir sürü söz verdik, birçok şey vaat ettik. İki buçuk senedir belediye başkanıyım ve bu sürede gerçekten çok çabaladım. Göreve geldiğimde iyi durumda bir belediye devralmadım. Kimseyi şikayet etmek için söylemiyorum ama herkesin gözü önünde yaşanan gerçekler var. Maddi sıkıntıları bir tarafa; gerçekten plansız, programsız, adeta kadrosuz, sorunların biriktiği bir şehir ve belediye teslim aldım. Nereye baksam bir sorun var ve insanlar sürekli şikayet ediyor. Herkes belediye hizmetlerinden memnuniyetsizliğini dile getiriyor" diye konuşan Tugay, bir yol ayrımına geldiğini söyleyerek, "Dedim ki; 'Ya iki buçuk sene daha mevcut şartlar içerisinde elimden geleni yapacağım ama muhtemelen verdiğimiz sözleri yerine getiremeyeceğiz, İzmir'in çok önemli sorunlarını çözemeyeceğiz ve yine sorunlu bir İzmir'i benden sonraki döneme bırakacağım... Ya da gerçekten iyi niyetli olduğuna bir şekilde kanaat getirdiğim insanlar, AK Parti hükümeti, İzmir'e yardımcı olacaksa onlarla birlikte çalışayım.' İzmirliler için en iyi olanın bu olduğuna kanaat getirdikten sonra böyle bir karar verdim."
"Çok babacandı, kendisinden etkilendim"
Erdoğan'ı daha önce sadece bir kez havaalanı karşılamasında gördüğünü anlatan Tugay, "Külliye'deki görüşmemizde benim o tahmin ettiğim, tanıdığım Tayyip Erdoğan'dan çok daha başka bir insan gördüm. Mesela İzmir'de geçmişte yapılan işlere hâkimdi, çok enteresan. Uzun zaman önce yapılmış işleri hatırlıyor, biliyor, takip ediyor. Ondan sonra deprem konusunda mesela haklı olduğumu söyledi. Ben karşımda çok dolu, saygın; üstelik babacan, doğal bir yaklaşım içerisinde olan bir insan gördüm. O gün açıkçası ben kendisinden olumlu anlamda çok etkilendim" dedi.
"Bir güven geldi ve yakınlık hissi oldu"
Tugay, şöyle devam etti:
"Yakın diyalog kurduğunuz zaman her şeyden önce bir insan olduğunu, iyi yürekli bir insan olduğunu; ülkesine hizmet etmek için uzun yıllardır emek harcayan, çaba harcayan bir insan olduğunu görüyorsunuz. Etkiliyor insanı ister istemez. Ben o konuşmada Cumhurbaşkanımızın İzmir'e önem verdiğini; İzmir'e yatırımların yapılması, İzmir'in sorunlarının çözülmesi için her konuda destek olacağını duydum. Ondan dolayı bir güven geldi ve yakınlık hissi oldu. O hisle ben o konuşmayı yaptım. Ben hayatım boyunca, yıllardır siyasetteyim, herhangi bir lideri bir başkası aşağıda konuşma yaparken Genel Başkanın ya da Cumhurbaşkanımızın onun yanında durduğunu görmedim. Konuşmam sırasında Cumhurbaşkanımız orada beni dinledi, konuşmanın bitmesini bekledi, yalnız bırakmadı beni. Cumhurbaşkanımızın bu tavrı bana hayatım boyunca unutamayacağım bir gururu yaşattı. Yani bugün beni orada yalnız bırakmayan Recep Tayyip Erdoğan'ın, önümüzdeki süreçte İzmir'i de yalnız bırakmayacağına eminim.
"Ateşten gömlek giydim"
Çok düşündüm, risk aldım, ateşten gömlek giydim. Bunları insanların ifadesiyle söylüyorum; gerçekten kolay bir şey değil ama doğru yaptığıma inanıyorum. Benim için en büyük kazanç güçlü bir Cumhurbaşkanı'nın desteğini hissetmek oldu. Kendisi de belediye başkanlığından gelmiş bir insan. Şehirlerin durumunu, hizmet süreçlerinin hepsini çok iyi biliyor. Hep "Yatırımla, hizmetle, eserle yapmak lazım bu işleri" diyen bir insan. Ben güveniyorum ona; inanmaktan da öte, çok güveniyorum yani. O çok değerli bir şey, inanın. Sadece laf olsun diye söylemiyorum; bizzat yakından ilgileneceğini, takip edeceğini biliyorum yani. Ben de İzmir ile Ankara arasında o sağlıklı iletişimin kurulması için ne gerekiyorsa yapacağım. Güvenle başladığım için çok mutluyum. İçimde hiçbir tereddüt yok. İzmir için çok iyi olacak, hiç kimsenin şüphesi olmasın."





