Aytürk, 16 Mart 1988’de Kürtlere karşı tarihin en ağır ve utanç verici insanlık suçlarından birinin işlendiğini belirterek, Irak’ta iktidarda bulunan Baas rejiminin Kürdistan’ın Halepçe kentinde kimyasal silahlarla sivilleri hedef aldığını söyledi.
“Enfal Harekâtı” adı altında yürütülen operasyonlarda Kürtlere yönelik sistematik baskı ve şiddetin uygulandığını ifade eden Aytürk, bu süreçte işkence, idamlar, köylerin yakılıp boşaltılması ve talan gibi uygulamaların yaşandığını dile getirdi. Aytürk, söz konusu saldırıların en ağır boyutunun ise 1988 yılında Halepçe’de gerçekleştirilen katliamla ortaya çıktığını vurguladı.
“5 Binden Fazla Sivil Yaşamını Yitirdi”
Newroz’a günler kala Halepçe semalarının kimyasal gazlarla kaplandığını hatırlatan Aytürk, saldırıların büyük çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan sivilleri hedef aldığını belirtti.
Aytürk, saldırılarda 5 binden fazla sivilin hayatını kaybettiğini, 7 binden fazla kişinin ise kalıcı şekilde sakat kaldığını ifade etti. Ayrıca Enfal Harekâtı boyunca 1986-1989 yılları arasında 150 binden fazla Kürdün öldürüldüğünü hatırlattı.
“Halepçe’de İşlenen Suç Soykırımın Tüm Unsurlarını Taşıyor”
Halepçe’de Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen saldırıların uluslararası hukuk açısından soykırım suçunun tüm unsurlarını barındırdığını belirten Aytürk, bu değerlendirmeyi 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne dayandırdı.
Aytürk, söz konusu sözleşmede bir ulusal, etnik ya da dinsel grubun tamamen ya da kısmen yok edilmesi amacıyla gerçekleştirilen öldürme, ağır fiziksel ya da zihinsel zarar verme ve yaşam koşullarını yok etmeye yönelik eylemlerin soykırım kapsamında değerlendirildiğini ifade etti.
Ayrıca sözleşmenin, bu suçları işleyenlerin uluslararası mahkemelerde yargılanmasını öngördüğünü de vurguladı.
“Uluslararası Toplum Sessiz Kaldı”
Kimyasal silahların kullanımının 1925 tarihli Cenevre Protokolü ile yasaklandığını hatırlatan Aytürk, uluslararası insancıl hukuk kurallarına göre sivillerin ve sivil yerleşimlerin hedef alınamayacağını belirtti.
Buna rağmen Kürt toplumunun savaş suçu, insanlığa karşı suç ve soykırım gibi uluslararası hukukun en ağır suçlarına maruz kaldığını ifade eden Aytürk, uluslararası toplumun Halepçe’de yaşananlar karşısında sorumluluğunu yerine getirmediğini söyledi.
Aytürk ayrıca Saddam Hüseyin rejiminin kullandığı kimyasal silahların Batılı ülkelerden temin edildiğini ve saldırılarda Sovyet yapımı Mig-23 uçaklarının kullanıldığını belirterek, Halepçe’nin uluslararası toplum açısından da bir utanç sayfası olduğunu dile getirdi.
Parlamentolara Halepçe Çağrısı
Halepçe Katliamı’ndan sorumlu olan Saddam Hüseyin ile “Kimyasal Ali” olarak bilinen Hasan Ali el-Mecid’in Halepçe özelinde yargılanmadığını ifade eden Aytürk, kimyasal silahların üretimi ve savaş suçlarının günümüzde de farklı bölgelerde devam ettiğine dikkat çekti.
Bazı ülkelerin parlamentolarının Halepçe Katliamı’nı soykırım olarak tanıdığını hatırlatan Aytürk, İsveç, Norveç ve İngiltere’nin bu yönde karar aldığını söyledi.
Aytürk, Halepçe Katliamı’nın resmen tanınması için diğer ülke parlamentolarına ve özellikle Türkiye’deki siyasi partilere, hükümete ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çağrıda bulundu.





