Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş’ın akıbetinin açıklanması için bir araya geldi. Özgürlük Meydanı’nda gerçekleştirilen 251. hafta basın açıklamasını İHD Hakkâri Şubesi Eş Başkanı Sibel Çapraz okudu.
Açıklamada, 27 Ekim 1995 tarihinde Yüksekova’ya bağlı Ağaçlı köyünde yaşananlar hatırlatılarak, 73 yaşındaki Abdülkerim Yurtseven, 18 yaşındaki Mikdat Özeken ve 13 yaşındaki Münür Sarıtaş’ın askerler tarafından gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamadığı belirtildi.

31 yıl önce yaşananlar hatırlatıldı
İHD tarafından okunan açıklamada, 27 Ekim 1995 günü Yüksekova Komando Taburu’na bağlı askerlerin Ağaçlı köyüne geldiği, köylülerin şiddete maruz bırakılarak köy meydanında toplandığı ifade edildi. Açıklamada, yürüme güçlüğü çeken 73 yaşındaki Abdülkerim Yurtseven, 18 yaşındaki Mikdat Özeken ve 13 yaşındaki Münür Sarıtaş’ın gözaltına alınarak askeri araçla Yüksekova İlçe Jandarma Taburu’na götürüldüğü aktarıldı.
Ailelerin yakınlarını sormak için tabura gittiğinde Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul’un ilk olarak 24 saat gözaltında tutulacaklarını söylediği, sonraki başvurularda ise gözaltı işleminin inkâr edildiği kaydedildi. Yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığı ve üç köylüden bir daha haber alınamadığı belirtildi.
Açıklamada, olayın Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi kayıtlarına da yansıdığı ifade edilerek, mahkeme kayıtlarında Yurtseven’in dövülerek öldürüldüğü, diğer iki kişinin ise tanıklık etmelerinin önüne geçilmesi amacıyla öldürüldükleri ve cesetlerinin yakıldığı yönündeki anlatımlara yer verildi.
Tanık beyanları ve suça iştirak eden kişilerin itiraflarına rağmen açılan davanın beraat kararıyla sonuçlandığı belirtilen açıklamada, ailelerin iç hukuk yollarından sonuç alamayınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduğu hatırlatıldı.
İHD açıklamasında, Türkiye hükümetinin AİHM’e sunduğu savunmada üç kişinin kaybedilmesinden duyulan üzüntüyü dile getirdiği, ihlali kabul ederek tazminat ödemeyi ve kayıplarla ilgili etkin soruşturma yürütmeyi taahhüt ettiği ifade edildi.

Açıklamanın sonunda, “31 yıldır adalet mücadelemizden vazgeçmedik. Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken, Münür Sarıtaş ve tüm kayıplarımızı aramaktan, faillerinin yargılanarak cezalandırılmalarını talep etmekten asla vazgeçmeyeceğiz” denildi.
Torunu Zelal Yurtseven: Dedemiz nerede?
Basın açıklamasının ardından Abdülkerim Yurtseven’in torunu Zelal Yurtseven, ailesi adına söz aldı. Dedelerinin kaybedilişinin 31. yıl dönümünde konuştuklarını belirten Yurtseven, yıllardır bir mezar taşına dokunamadıklarını ve mezarı başında dua edemediklerini söyledi.
Dedesi Abdülkerim Yurtseven’in 73 yaşında olduğunu ve yürümekte güçlük çektiğini ifade eden Zelal Yurtseven, şu ifadeleri kullandı:
“Tam otuz bir yıldır bir mezar taşına dokunamadık, bir mezar başında dua edemedik, bir vedayı tamamlayamadık. Dedemiz 73 yaşındaydı; yürümekte güçlük çeken bir köylüydü. O gün evinden alındı ve bir daha geri dönmedi. 31 yıldır sesini duyamadık, kokusunu içimize çekip öpemedik; o yokluğun sessizliğiyle birlikte adalet de sessiz kaldı.”
AİHM’in Türkiye’nin sorumluluğunu tescillediğini ancak iç hukukta hiçbir failin ceza almadığını belirten Yurtseven, ailenin yıllardır aynı soruyu sorduğunu dile getirdi:
“Biz, Abdülkerim Yurtseven’in çocukları ve torunları olarak 31 yıldır aynı soruyu sormaktan vazgeçmedik: Dedemiz Abdülkerim Yurtseven nerede?
Her 27 Ekim geldiğinde yüreklerimiz yeniden kanıyor. Her bayramda soframızda bir eksik var. Dedemizin sesi kulaklarımızda, gülüşü hafızamızda, ama kendisi hâlâ yok. Biz büyüdük, ama dedemiz hep kayıp kaldı.”

“Susmayacağız, unutmayacağız, vazgeçmeyeceğiz”
Ailenin yaşadığı acının yıllardır devam ettiğini vurgulayan Zelal Yurtseven, kayıpların yakınlarının cezasızlıkla mücadele ettiğini belirterek şöyle konuştu:
“Biz 31 yıldır bu acıyla yaşıyoruz. Dedesiz, babasız ve adaletsiz bırakılmış bir ailenin yükünü taşıyoruz. Ancak acımızı da öfkemizi de adalet arayışımızı da susturamadınız.
Bugün burada bir kez daha söylüyoruz: Biz susmayacağız. Çünkü susmak, kayıplarımızı kaybedenleri cesaretlendirir. Biz unutmayacağız. Çünkü unutmak, inkârın kapısını aralar. Biz vazgeçmeyeceğiz. Çünkü dedemizin bir mezarı, bir kefeni ve bir adı olsun istiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılacağı yönünde söz verdiğini ancak bu sözün resmi makamlarca yerine getirilmediğini söyleyen Yurtseven, soruşturmaların ilerlemediğini ve sorumluların yargılanmadığını ifade etti.
Yetkililere çağrıda bulunan Yurtseven, dedesi Abdülkerim Yurtseven ile birlikte kaybedilen Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş’ın akıbetinin açıklanmasını istedi.
Yurtseven, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Dedemiz Abdülkerim Yurtseven, onunla birlikte kaybedilen Mikdat Özeken, Münür Sarıtaş ve tüm kayıplarımızın akıbeti açıklanana kadar bu meydanlarda olmaya devam edeceğiz. Her nesil, bir öncekinden devraldığı bu adalet arayışını sürdürecek. Çünkü bizim davamız yalnızca bir kayıp değil, insan onurunun, yaşam hakkının, hakikatin ve adaletin savunulduğu bir insanlık mücadelesidir.
Otuz bir yıl geçti, ama biz hâlâ buradayız. Susmayacağız, unutmayacağız, vazgeçmeyeceğiz. Dedemizi bulana kadar, akıbeti açıklanana kadar ve sorumlular adalet önünde hesap verene kadar tüm meydanlardan seslenmeye devam edeceğiz.
Adalet istiyoruz. Gerçeği istiyoruz. Dedemizin bir mezarı olsun istiyoruz. Çünkü Abdülkerim Yurtseven, bu toprağın utancı değil, bu ailenin onurudur.”
Basın açıklamasının ardından katılımcılar bir dakikalık oturma eylemi gerçekleştirdi. Programa DEM Parti Yüksekova İlçe Örgütü, DBP, ZIMANGEH-Der üyeleri ve kayıp yakınları katıldı.






