DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısına ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Doğan, önümüzdeki günlerde İmralı Heyeti’nin Abdullah Öcalan ile görüşme gerçekleştirmesini beklediklerini söyledi.

Ayşegül Doğan’ın değerlendirmeleri özetle şöyle:

"Mesela deniyor ki 'barış talebi toplumsallaşamadı.' Çünkü yönteme güvende bir sorun var. Pek çok kamuoyu araştırma şirketi de bunu ortaya koyuyor. Yine bizler saha gözlemlerimizi de görüyoruz. Farklı siyasi partiler de öyle. Oysa biz şunu gördük; barış talebi zaten toplumsal bir taleptir. Barışa öylesine çok sahip çıkıyor ki insanlar oldukları her yerden buna ses vermek, güç vermek istiyorlar. Tabi ki insanlar, evhamlılar, kaygılılar, endişeleri de var. Çünkü Türkiye çok büyük acılar yaşadı ve yeniden bu acıların yaşanmasını hiç kimse istemiyor. Bu acıların tümden en hakiki biçimde ortadan kaldırılması için gereken her şeyin yapılmasını istiyorlar.

“Yeni bir hamle ihtiyacı var”

Sürecin daha hızlı ilerlemesi için, bu belirsizliklerin giderilmesi gerekir. Ortaya çıkan zorlukların bir şekilde ortadan kaldırılabilmesi için yeni bir çıkış yolu aranıyor. Yeni bir yol haritasına ilişkin de süren çalışmalar var. Bugün MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli bunu yeni bir hamle olarak ifade ediyor. Bu durağan hali ivmelendirecek yeni girişimlere ihtiyaç var. Bizler de DEM Parti olarak süreçte yeni bir aşamaya geçildiğini söylediğimiz günden beri en çok bu konuya dikkat çekiyoruz. Yani birinci aşama tamamlandı. Artık ikinci aşamaya geçtik dediğimiz andan bugüne en çok dikkat çektiğimiz konuların başında gelen yeni bir hamle ihtiyacıydı.

“Bahçeli bir model öneriyor”

MHP Genel Başkanı sürecin yönetimi ile ilgili aslında bir model önerisinde bulunuyor. Bakınız bu da en başından beri tartışmalı bir konu. Sürecin tasarımına ilişkin, koreografisine ilişkin bir takım tartışmalar vardı. İşte şimdi bir model önerisi var. Tabii diğer siyasi partiler de model önerilerini yapabilirler ve yapmalılar. Bunlar tartışmalara katkı sağlayacaktır. Yalnızca koordinatörlük tartışmasına hapsetmemek gerekiyor. Burayla böyle sıkıştıran bir yaklaşım içerisinde değerlendirdiğimiz zaman diğer öneriler hakkıyla tartışılamayabiliyor. O yüzden buralara sıkıştırmamak gerekiyor. Geçiş hukuku için mesela bir yasal çerçeveye ihtiyaç olduğu en başından beri zaten komisyon raporu tarafından tespit edildi. Biz de bunu söylüyoruz; bir yasal çerçeveye ihtiyaç var. Adı üstünde geçiş hukuku. Bu geçiş nasıl sağlanacak? Hangi hukukla sağlanacak? Şimdi silahlarını bırakan silahlı mücadeleden stratejik olarak vazgeçtiğini söyleyen, ancak bunun pratikte bir takım somut adımlar gerektirdiğini ifade eden bugüne kadar silahlı mücadele yürütmüş bir örgüt gerçekliğinden bahsediyoruz. Bu örgüt işte lideri Sayın Öcalan’ın çağrısıyla fesih kararı aldı. Akabinde silahlarını yakarak imha ettiler. Geri dönme taleplerini ifade ettiler ve üzerinden bunca zaman geçti.

"Meclis aktif bir biçimde inisiyatif almalı"

Raporun gereklerinin hangi takvim diliminde, ne zaman ve nasıl yerine getirileceği tartışılıyor ve buna ne kadar çok ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor. Sürecin bu aşamasında artık farklı siyasi partilerden oluşan bir mekanizmanın etkin bir şekilde devreye girmesi gerekiyor. İnsanlar Meclis’in etkin bir şekilde devrede olduğunu görmek istiyorlar. Meclis bu sürecin yasa yapıcı tarafı olarak aktif bir biçimde inisiyatif almalı…

MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli'nin ilk koordinatörlük vurgusundan bu yana tartışılan bir başka konu. Sayın Öcalan'ın rolü, misyonu, muhataplığı, yapabilecekleri, bununla ilgili çeşitli tartışmalar var. Statü tartışması ya da Öcalan'la kurulan hukukun adının konulmasına dair yürütülen tartışmalar şahsi bir imtiyaz meselesi olarak algılanmamalı. Böyle değil çünkü; milyonların iradem dediği, iradesi olarak kabul ettiği bunun için pek çok haksızlığı, hukuksuzluğu, hapsi, sürgünü, soruşturmayı kovuşturmayı ve daha başka pek çok şeyi göze aldığı bir hakikatten bahsediyoruz. Sürecin hız kazanmasının da pratik olarak gereği budur. O halde artık bunu olduğu gibi tartışmak gerekiyor…

Sayın Öcalan kiminle istiyorsa onunla etkin bir şekilde iletişim kurabilmeli. En son DEM Parti İmralı Heyeti ile yapılan görüşmede kendisi de bunu yazılı bir şekilde heyetimiz tarafından açıklanan metinde ifade ediyor zaten. Toplumla doğrudan iletişim kurma ihtiyacından bahsediyor. Belli ki toplumun da böyle bir ihtiyacı var. Biz de böyle bir talebin sahibiyiz. Bunu defalarca dile getirdik. O halde ne olmalı? Basına ve topluma doğrudan seslenebilmeli, görüşlerini doğrudan aktarabilmeli, ayrıca hareketiyle de iletişim kurabilmeli. Sürecin ivmelenmesi için bu sürecin doğal gereklerinden biri.

“Sürecin tarafları yok diyebilir miyiz?”

Bakınız burada başka bir hatırlatma da yapmak isteriz. Merkez Yürütme Kurulumuz'da da tartışıldı. Yine Sayın Bahçeli'ye göndermeyle bu başlığa özel olarak dikkat çekmek istiyorum. Barış iki taraflıdır diyor ve PKK'nin taleplerini yerine getirmesi, yanında devlet olarak atılması gerekli adımların ikmal edilmesiyle süreç tamamlanabilecektir demektir. Bu belirlemeye özel olarak dikkat çekmek istiyoruz. Şu sebeple; sürecin belli tarafları var. Bunlar da hakikatler. Şimdi sürecin tarafları yok diyebilir miyiz? Hayır, var ve sürecin taraflarını ve yapılması gerekenleri de bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Yani Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü stratejik bir mahiyette ise meseleye bu değerde yaklaşmak gerekiyor. Günü kurtaran bir yüzeysellik ile taktiksel yaklaşılmamalı, stratejik ağırlığı kavranarak yaklaşmalı.

“Görüşme bekliyoruz”

DEM Parti İmralı Heyeti epeydir görüşme yapmadı. Avukatlar ve ailenin de Sayın Öcalan ile herhangi bir görüşmesi olmadı. Bu olağan akış bozulduğu zaman süreçte sorun var algısı oluşuyor. Bundan vazgeçmek gerekiyor artık. Bunun ritmi, temposu ve akışı olmalı. Önümüzdeki günlerde biz İmralı Heyeti'nin de İmralı'da bir görüşme yapmasını bekliyoruz.”

Kaynak: RÛDAW