Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 4 Kasım 2016’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetici ve milletvekillerine yönelik gerçekleştirilen tutuklamaların 10’uncu yılında Edirne Cezaevi önünde bir araya geldi. Parti tarafından siyasi darbe olarak nitelendirilen tutuklamaların yıl dönümünde düzenlenen programa DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyet katıldı.
Heyet, cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etti. Ziyaretin ardından cezaevi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, çeşitli sol ve sosyalist parti temsilcileri ile çok sayıda yurttaş da yer aldı.
Hatimoğulları: Milyonların iradesine kelepçe vurulmak istendi
Hatimoğulları, 4 Kasım tutuklamalarına ilişkin değerlendirmelerini 3 Kasım’da partisinin Meclis grup toplantısında da gündeme getirmişti. Dönemin HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere çok sayıda siyasetçinin tutuklanmasına tepki gösteren Hatimoğulları, süreci siyasi darbe olarak tanımladı.
Kobanî Davası'nı da eleştiren Hatimoğulları, “Kobanî kumpas davasıyla milyonların iradesine kelepçe vurulmak istendi” ifadelerini kullandı. Davanın siyasi intikam amacı taşıdığını savunan Hatimoğulları, tutuklamaların demokratik siyasete yönelik bir müdahale olduğunu ileri sürdü.
DEM Parti’den AİHM kararlarının uygulanması çağrısı
DEM Parti, tutuklamaların 10’uncu yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı açıklamada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmamasına tepki gösterdi.
Partinin açıklamasında, “Türkiye’nin taraf olduğu AİHM kararlarına rağmen bu kararlar uygulanmadı ve yoldaşlarımızın tutsaklığı devam ediyor” denildi.
Kobanî Davası’nın siyasi hesaplarla yürütüldüğünü savunan parti, cezaevinde bulunan siyasetçilerin serbest bırakılmasını istedi.
Kayyım uygulamalarına da dikkat çekildi
Hatimoğulları, 4 Kasım 2016 sonrasında belediyelere yönelik kayyım uygulamalarını da gündeme getirdi. Seçilmiş siyasetçilerin görevlerinden uzaklaştırılması ve tutuklanmasına tepki gösteren Hatimoğulları, siyasetçilerin halkın iradesini temsil ettiği makamlarda bulunması gerektiğini belirtti.
Hatimoğulları, “Siyasetçinin yeri mahkeme salonları değil, halkın yanıdır” sözleriyle seçilmiş siyasetçilere yönelik uygulamaları eleştirdi.
4 Kasım 2016’da HDP’li siyasetçiler tutuklanmıştı
4 Kasım 2016’da HDP’li milletvekillerine yönelik düzenlenen operasyonlarda, dönemin Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi gözaltına alınmış, ardından tutuklanmıştı.
Aradan geçen 10 yılda Demirtaş Edirne Cezaevi’nde, Yüksekdağ ise Kocaeli’de bulunan Kandıra Cezaevi’nde tutulmaya devam etti. AİHM, Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin kararlarında hak ihlalleri tespit ederek serbest bırakılması gerektiğine hükmetti.
DEM Parti, yıl dönümü kapsamında Edirne Cezaevi’nin yanı sıra Kandıra ve Sincan cezaevleri önünde de basın açıklamaları düzenleme kararı aldı.
DEM Parti’den ‘4 Kasım’ açıklaması
DEM Parti, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları oldukları dönemde 4 Kasım 2016’da tutuklanan Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile diğer siyasi tutuklular için X hesabından açıklama yayımladı.
Demirtaş ve Yüksekdağ’ın yargılandığı Kobani davasının “adaletin de siyasi hesaplarla rehin tutulduğu bir dava” olarak nitelendirildiği açıklamanın tamamı şöyle:
HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu yoldaşlarımız, bundan 10 yıl önce siyasi bir darbe sonucu rehin alındı. Bu komplo ile milyonların iradesi yok sayıldı. Türkiye’nin taraf olduğu AİHM kararlarına rağmen bu kararlar uygulanmadı ve yoldaşlarımızın tutsaklığı devam ediyor. Kobanî Kumpas Davası adaletin de siyasi hesaplarla rehin tutulduğu bir dava olarak devam ediyor. İktidarın komplo, rehine politikası ve her türlü baskısına rağmen yoldaşlarımız dört duvar arasında bizler de dışarıda ilkelerimizden ve amaçlarımızdan vazgeçmeyerek mücadelemizi sürdürdük, sürdürmeye devam edeceğiz. Yoldaşlarımız başta olmak üzere adaletsizliğe ve hukuksuzluğa uğrayan tüm siyasi tutsaklar özgür oluncaya kadar mücadelemiz sürecek.





