Uçak seferleri rötar yada iptal edildiği zaman hava yolu şirketlerinde saklı olan haklarımız hakkında yaptığımız araştırma haberini okuyucularımızla paylaşıyoruz. İşte yasal haklarımız...

Yönetmelikte belirtilmiş sürelerin altında olan bir rötar, Yönetmelik anlamında bir gecikme sayılmaz ve yolcular bu nedenle, havayolu şirketinden hak iddia edemez. Örneğin; 1 saatlik rötar ile kalkış söz konusu ise, Yönetmelik anlamında bir gecikme söz konusu değildir. Bu gecikmeye dayalı olarak, yolcu, uçuşu icra eden havayolu şirketinden Yönetmelik kapsamında bir hak talep edemez. Bu nitelikteki bir rötar maalesef sadece yolcunun talihsizlikle çekeceği bir sıkıntı olarak kalır.

Gecikme Süresinin Hesaplanması

Rötar için süre hesaplanırken, planlanan kalkış zamanı ile uçağın kalktığı an arasında geçen sürenin dikkate alınması gerekir. Uçağın kalkışı aprondan uçağın ayrılması ve tekerleklerin yer ile irtibatının kesilmesi ile meydana gelir. Yani gecikme için süre hesaplanırken yolcuların biniş işlemlerinin yapılıp, uçağın içinde apronda geçirilen süre de dikkate alınacaktır. Uçuş öncesi kontrol (Check-in) işlemleri yaptırıldıktan sonra uçağa alınmayı beklerken veya kalkış öncesi uçakta beklenen süreler de rötar süresinin içinde yer alır.

Yönetmelik Kapsamına Giren Uçuşlar Hangileridir?

Türk menşeli havayolu şirketlerinin, Türkiye’deki hem iç hat hem de dış hat uçuşları Yönetmelik kapsamına girmektedir. Örneğin, Türk Hava Yollarının Ankara-İstanbul seferi de; İstanbul-Lizbon seferi de Yönetmelik kapsamındadır. Yabancı menşeli firmaların sadece Türkiye’deki havaalanlarından gerçekleştirdikleri uçuşlar, Yönetmelik kapsamına girmektedir. Örneğin, Lufthansa Havayolu şirketi Cenova-Ankara arası uçuşunda ‘Avrupa Birliği 261/2004 sayılı Tüzüğü’ne (“Tüzük”)  tabi olacak ancak Ankara-Cenova seferinde ise ülkemizdeki yönetmelik kuralları geçerli olacaktır.

Rötar Sebebiyle Bekleyen Yolculara Havayolu Şirketlerinin Sunması Gereken Hizmetler Nelerdir?

Yaşanılacak rötar süresine bağlı olarak anons ve müşteriyi bilgilendirme hizmeti, ücretsiz rezervasyon/ parkur değişikliği, bilet ücreti iadesi, ücretsiz ve süre kısıtlamasız iki kez telefon görüşmesi yapma hakkı, faks/teleks/e-mail çekme imkânı, bekleme süresine uygun yiyecek içecek ikramı, gerektiğinde bir veya daha fazla gece otelde konaklama imkânı havayolu şirketi tarafından verilir.

Yönetmelik kapsamında bir rötar söz konusu ise uçuşu gerçekleştiren havayolu şirketine karşı yolcuların hizmet talep etme hakkı, gecikme 5 saati aştığındaysa bilet ücret iadesi talep etme hakkı doğmaktadır.  Uçuşun gecikmesi mücbir sebep neticesinde gerçekleşse de yolcu bu haklara sahiptir, uçuşu icra eden havayolu şirketi de bu yükümlülüklerini ifa etmek zorundadır.

Bekleme süresine uygun olarak yiyecek ve içecek sunulmalıdır. Hem Yönetmeliğin dayanağı olan Tüzükte yer alan düzenleme hem de Yönetmelikle yolcuların asgari haklarının düzenlenmiş olduğu dikkate alınırsa bu süreler çerçevesinde verilmesi düzenlenen yiyecek içecek tasnifi bağlayıcı değildir. Örneğin; rötar 2 saat olmakla birlikte, saat 12.00-16.00 arasında ise burada uçuşu icra eden hava şirketinin sadece içecek verme yükümlülüğü vardır, yolcu yemek talep edemez, denemeyecektir. Uygulamaya baktığımızda uçuşu icra eden havayolu şirketi, yolculara, havaalanları içerisinde bulunan restoranların yemek fişlerini vererek, bu yükümlülüğü yerine getiriyor. Örneğin; üç saatlik rötarlarda kişi başına yaklaşık 10 Euro’luk yemek fişi veriliyor.

Yolcular Rötar Sebebiyle Havayolu Şirketinden Tazminat İsteyebilir mi?

Ne Tüzükte ne de Yönetmelikte uçağa kabul edilmeme ve uçuşun iptali durumunun aksine, uçuşun gecikmesi durumunda yolcunun tazminat hakkına sahip olduğu düzenlenmemiştir. Tüzüğün uygulanmasında, gecikme durumunda yolcunun bir tazminat hakkı olup olmadığı son zamanlarda çok tartışılmıştır.

Bu konuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 28.03.2011 tarihinde vermiş olduğu bir kararda davacılar, İstanbul aktarmalı Münih-Ankara seferi yolcularıdır. Münih havaalanından uçağın rötarlı kalkması sonucu davacılar devam seferini kaçırmış olup Ankara’ya götürmekte oldukları cenazeleriyle birlikte otobüsle Reşadiye’ye gitmek zorunda kaldıklarından bahisle taşıyıcı şirkete karşı maddi-manevi tazminat davası açmışlardır. Yüksek Mahkeme, “Varşova Konvansiyonu’nun 20. maddesi uyarınca taşıyıcı, kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli bütün tedbirleri almış olduklarını veya onlar için bu tedbirleri alma olanağı bulunmadığını ispatlarsa, sorumlu olmayacaktır.” diyerek ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Bu doğrultuda, havayolu şirketi kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli bütün tedbirleri almış olduklarını veya alma olanağı bulunmadığını ispatlayamadığı takdirde sorumluluktan kurtulamayacak ve yolculara tazminat ödeme yükümlülüğü doğacaktır.

Avrupa Adalet Divanı’nın 14 Kasım 2014 tarihli bir kararında uçak merdiven aracının uçakla çarpışması sonucu yaşanan rötarla ilgili vermiş olduğu kararda bu durumun olağanüstü hal olarak nitelenemeyeceğini ve yolculara tazminat ödenmesi gerektiğine karar vermiştir.

Avrupa Adalet Divanı 19 Kasım 2009 tarihli kararındaysa (Sturgeon Kararı), rötarın uçuş iptaliyle eşit sayılacağından bahisle, yolcu haklarını genişleterek, son varış yerine 3 saat veya daha geç varılması halinde uçuşu icra eden havayolu şirketinin uçuşun iptalinde olduğu gibi uçuş mesafesine bağlı standart/maktu bir tazminat ödemesi gerektiğine karar vermiştir.

Sonuç itibariyle,

    • 1 Ocak 2012 tarihinde yürürlüğe giren ‘Havayolu ile Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik’ ile birlikte uçağı rötar yapan yolcuların mağduriyetlerini havayolu şirketlerinden karşılayabilmesi mümkün hale gelmiştir.

    • Uçağı rötar yapan yolcu, bu gecikme mücbir sebep neticesinde gerçekleşmiş olsa dahi, Yönetmelikte belirtilen süreler aşıldığında havayolu şirketinden ücretsiz rezervasyon/ parkur değişikliği, bilet ücreti iadesi, ücretsiz ve süre kısıtlamasız iki kez telefon görüşmesi yapma, faks/teleks/e-mail çekme, bekleme süresine uygun yiyecek içecek ikramı, gerektiğinde bir veya daha fazla gece otelde konaklama imkânı gibi hizmetleri talep edebilecektir.

    • Bunlara ilaveten, koşulları gerçekleşmişse yolcuların havayolu şirketinden maddi-manevi tazminat talep etme hakkı saklıdır. Ancak, havayolu şirketi kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli bütün tedbirleri almış olduklarını veya alma olanağı bulunmadığını ispat ettiği ölçüde bu sorumluluktan kurtulabilecektir.

Editör: HABER MERKEZİ