Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen projede yaşandığı öne sürülen mali sorunlar nedeniyle şantiyede istihdam edilen yaklaşık 280 personelin bütçe imkansızlıkları nedeniyle zorunlu olarak işinden ayrılmak durumunda kaldığı, ödenek krizinin çözülememesi halinde, önümüzdeki günlerde şantiyedeki tüm faaliyetlerin tamamen durabileceği ve projenin belirsiz bir süreye ertelenebileceği iddia ediliyor.

Yüksekova ile Hakkâri arasındaki ulaşımı güvenli hale getirmesi beklenen T2 Tüneli’ndeki bu zorunlu duraklama iddiaları, projenin geleceğine dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Bölge kamuoyunda, ülkenin dört bir yanında yüzlerce şantiye çalışmalarının devam ederken, zaten kısıtlı kamu yatırımı alan bu sınır bölgesindeki hayati bir projenin neden gözden çıkarıldığı sorusu tartışılıyor.
Akçalı Heyelanı Hafızalardayken Gecikme Riskleri Artırabilir Duyumu
Bölgedeki zorlu coğrafi koşullar ve doğal afet riskleri göz önüne alındığında, bu tünelin bir an önce tamamlanması gerektiği ifade ediliyor. Henüz bu yılın bahar ayında Hakkâri Akçalı civarında meydana gelen büyük heyelan, bölge ulaşımında günlerce süren çok ciddi aksamalara, mağduriyetlere ve güvenlik risklerine yol açmıştı.
Akçalı'da yaşanan bu son felaket mevcut dağ yollarının ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne sermişken, T2 Tüneli projesinin gecikmesi durumunda bölge halkının ve sürücülerin heyelan, çığ ve kaya düşmesi tehlikesiyle yeniden baş başa kalabileceğinden endişe ediliyor. Tünelin tamamlanmasının gecikeceği her günün, benzer doğal afetlerde ulaşımın tamamen felç olması ve can güvenliğinin tehlikeye girmesi riskini tırmandırabileceği belirtiliyor.
Tarihi İpek Yolu ve Uluslararası Ticaret Ağır Darbe Alabilir
T2 Tüneli’nin yalnızca yerel bir ulaşım projesi olmadığı, tarihi İpek Yolu güzergâhında yer alan stratejik bir hat niteliği taşıdığı vurgulanıyor. Türkiye’nin İran ve Irak’a açılan sınır kapılarına ev sahipliği yapan bu bölgede, ulaşım altyapısının sekteye uğramasının uluslararası ticaret ve lojistik ağlarına doğrudan olumsuz yansıyabileceği ileri sürülüyor.

Tünelde yaşanabilecek olası bir gecikmenin;
• Sınır kapılarına yönelik yük ve yolcu taşımacılığını yavaşlatabileceği,
• Bölgesel ve uluslararası ticari dinamizme kan kaybettirebileceği,
• Transit taşımacılıkta Türkiye'nin rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor.
Tünelde Çalışmalar Aralıksız Sürüyordu
Zorlu coğrafi koşullarda büyük emeklerle sürdürülen çalışmalarda tünel kazısı, destekleme ve diğer yapım aşamaları, ödenek kesintisi iddiası öncesine kadar belirlenen program doğrultusunda sorunsuz ilerliyordu. Ancak çalışmaların durması ya da uzun süre yavaşlaması halinde, mevcut ilerlemenin korunması ve kalan imalatların planlanan sürede tamamlanmasının imkansız hale gelebileceği ileri sürülüyor. Sözleşmeye göre 2029 yılında ulaşıma açılması planlanan tünelde yaşanacak olası bir gecikmenin, projenin hizmete alınma tarihini belirsiz bir geleceğe erteleyebileceği ifade ediliyor.

Bölgede Alternatif İstihdam Yok: 550 Aile Büyük Kaygı Yaşıyor
Edinilen kulis bilgilerine göre, daha önce yaklaşık 550 kişinin çalıştığı T2 Tüneli şantiyesinde, ödenek yetersizliği nedeniyle zorunlu bir küçülmeye gidildiği ve ilk etapta 280 çalışanın sözleşmesinin bütçe imkansızlıkları nedeniyle askıya alınarak yolların ayrılmak durumunda kalındığı öne sürüldü. Sürecin bu şekilde devam etmesi halinde, kalan teknik ve idari personelin de önümüzdeki günlerde şantiyeden ayrılmak zorunda kalacağı ve projenin tamamen kapatılacağı iddialar arasında yer alıyor.
Bölgede sanayi ve büyük ölçekli ticari yatırımların kısıtlı olması nedeniyle, bu şantiye dışında benzer bir istihdam alanının bulunmaması kaygıları daha da derinleştiriyor. Projenin durması veya şantiyenin tamamen kapanması ihtimali, geçimini buradan sağlayan 550 personelin yanı sıra aileleri ve teknik kadro açısından da büyük bir ekonomik krize kapı aralayabilir. Yüzlerce kişinin doğrudan gelir kapısı olan bu yatırımın sekteye uğramasının, Yüksekova ve çevresindeki esnafı ve yerel ekonomik hareketliliği de çok ağır etkileyeceği konuşuluyor.
Söz konusu iddiaların ve belirsizliğin ortadan kaldırılması amacıyla, bölge halkı, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası, stratejik öneme sahip bu yatırımın akıbeti ve ödenek durumuna ilişkin yetkili kurumlardan bir açıklama bekliyor.






