Bilirsin azizim bizim buralarda  karanlık basmadan akşam olur,   bu topraklar henüz gün yüzü görmemiştir. Geceler, gündüz için biçilmiş bir kaftandı.  Sokaklarda kimse kalamaz, kalan olursa ya canından olur ya da sağlığından.  Size bizim için doğan  güneşin marifetinden bahsetmedim henüz. Güneş bizi erken  selamlasa da  öğlene doğru sabahı bize bahşeder.  Adaleti,  asaleti gibidir.  Gecenin ehemmiyeti yoktur ve sabahın sabrı da çoktur. Hepimizi  uykumuzdan  eden çok şey olur ya,  gecenin geç saatlerine kadar,  bazen de hiç uyutmadığı kaç neden sayayım ki! 
Defalarca yazıp yazıp sildim, aklıma en uygun cümle hangisidir tartışmasını  gecenin en karanlık saatinin insafına bıraktım ve sabahın en gergin anının merhametine de. Adeta cümleler arası matem havası vardı. Sanki yerden kilometrelerce yüksekten hava boşluğunun insafına  bırakılmış ta,  yerine oturmamısı için  rüzgarı kışkırtmışlar. Ona sorarsan  olağan hızıyla esiyordu.  Ama bana sorarsan sanki tüm bu hızlı esişler cümlelerimizi yerinden yurdundan uzaklara düşürmek içindi.  Söyle şimdi hangi cehennemin dibinden    halimizi anlatacak cümleler bulayım ki! Bulduğum  cümleler cennetin  hangi katından harmanlansınlar ki !...  
Bu memleketi vicdanı olanlara  cehenneme çevirmişler, vicdandan haberi olmayanlara da cennet ilan etmişler.  Her açtıkları kapının eşiğinde  yeni cümleleri karşılar sizi bu yurdu işgale farz kılınmış topraklarda.
Kimisinde  şarkı söylemek, halaya durmak  yasak,
kimisinde şiir dinlemek günah,
kimisinde de düşünmek zehirdir. 
Söyler misin sen olsan hangi kapıdan girersin  içeriye. Açılan yedi kapının yedisi de birbirinden beter. Halbuki  her çalınan kapının  eşiğinde anne babanın okul çıkışında kendilerine emanet ettiği çocukları sağ salim almak değil miydi. Okullarda,  kreşlerde  kendilerine emanet edilen bir  çocuğun   başına gelen ve gelecek en ufak bir kaza ya da zarardan tüm okul yönetiminden en alt eğitimci ve bireye  kadar ayrı ayrı soruşturmalar yapılırken. Neden  ülkenin anne babaları  çocuklarını emanet ettiği  sözde güvenlik ve asayiş güçlerinin  çocukları korumaları gerekirken  fuhuştan  başka yol göstermiyorlar ki?  Neden madde bağımlılığın önüne geçilmiyor. İçişleri bakanlığından, mülkü amirlerine kadar  herkesin bu tehlikeyi görmesi gerek.  Bu gün başkalarının çocukları ama yarın bizim çocuklarımız olacak bir dahaki fuhuş ve madde bağımlılığın  kurbanları. Devletin güvenlik güçleri adı altında  çocukları dayak zoruyla, şantajla,  tehditle   tuzağa düşürmek te neyin hadsizliği.  Belli ki mülkü  amirler gereken soruşturmayı  açmamışlar,  hem devletin kadrosunda olacaksın  hem de konu haber olunca ortalıkta kayboldu diye haber de yapacak kadar vicdansız da oldular. Ülkenin geleceği olan gençlerini bir bir yok ederken bunlar ülkece  göz yummak neyin ahmaklığı. Buradan yetkililere sesleniyorum, barolar birliğine sesleniyorum,  güvenlik  güçlerinden A.A. adlı şahsiyetsiz hakkında gereken incelemeleri başlatılması  gerek. Bu işin arkasındaki güçler kimlerdir ve kimlerden cesaret alarak  bu ahlaksızlığı dayak zoruyla yaptırıyor. Son olarak sevgili ailelerimiz;  çocuklarımızı  yetiştirirken onları kendilerini anlatmaları için yardımcı olalım. Yaptıkları hatalar varsa  anlayışla yaklaşalım,  aksi durumda  bir dahaki yapacakları hatalar daha da büyük olacak  ve yaptığı yanlışın farkında olsalar dahi  bu yanlıştan dönme cesareti göstermezler. Hele  hele sizinle yaşayacaklarını anlatmazlar  ve yapacaklarını söylemezler. Sevgili ailelerimiz;  çocuklarınızın yanında olun, onları korumak ta, anlamak ta, dinlemek te size kalmış. Şahsiyetsizlerin,  çocuklarınız adına karar verici ve kader belirleyici olmasına müsade  etmeyin. Dinlemediğiniz, anlamadığınız, anlatmadığınız  çocuklarınıza,  başkaları yanlış ta yaptıracak,  yanlış ta yaşatacak. O yüzden çocuklarınıza kendilerini doğrusuyla yanlışıyla  anlatma cesaretini aşılayan ki en ufak bir tökezlemede sizden yardım istesin,  size yardım etsin  kendisini anlamak için, anlaşılmak için.