"Yüksekova’da Asmin Sanat Tiyatrosu’nun açılması, yalnızca yeni bir sanat mekânının kapılarını açmak değil; gençlere başka bir dünyanın kapısını aralamaktır.
Bir şehrin geleceğini yalnızca yolları, binaları ve ekonomisi belirlemez.
O şehrin gençlerine ne sunduğu da belirler.
Genç bir insanın karşısına yalnızca sorunlar çıktığında; bağımlılık, şiddet, umutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik büyüyebilir. Fakat onun önüne bir sahne, bir kitap, bir müzik, bir resim, bir hikâye ve kendisini ifade edebileceği güvenli bir alan koyduğunuzda başka bir ihtimal doğar.
Sanat bazen tam olarak budur: Başka bir ihtimal.
Tiyatro ise bunun en güçlü biçimlerinden biridir.
Çünkü tiyatro insana yalnızca bir hikâye anlatmaz.
Ona başka hayatlara bakmayı öğretir.
Empati kurmayı, soru sormayı, hissetmeyi, düşünmeyi ve kendisini ifade etmeyi öğretir.
Sahneye çıkan genç, yalnızca bir karakteri oynamaz.
Kendi sesini bulmaya başlar.
Kendisine “Ben kimim?” diye sorar.
“Ben ne hissediyorum?” der.
“Ben nasıl bir hayat istiyorum?” diye düşünür.
Belki de en önemlisi, yalnız olmadığını fark eder.
Bugün gençlerimizin karşı karşıya olduğu birçok riskten söz ediyoruz. Bağımlılıktan, umutsuzluktan, şiddetten, yalnızlıktan ve yaşamdan kopuştan…
Elbette bunlarla mücadele etmeliyiz.
Ama yalnızca tehlikeleri anlatmak yetmez.
Gençlere yaşamın kendisini de sevdirmemiz gerekir.
Onlara ait hissedecekleri alanlar açmamız gerekir.
Üretebilecekleri, hayal kurabilecekleri, arkadaşlıklar kurabilecekleri, başarısız olabilecekleri, yeniden deneyebilecekleri ve en önemlisi kendileri olabilecekleri alanlar…
İşte sanatın büyüsü biraz da burada başlar.
Bir tiyatro salonunun kapısından içeri giren genç, belki yalnızca bir oyun izlemeye gelmiştir.
Ama o kapıdan çıkarken içinde yeni bir soru taşıyabilir.
Belki bir hayal.
Belki bir arkadaşlık.
Belki bir yetenek.
Belki de uzun zamandır unuttuğu bir “Ben de yapabilirim.” duygusu…
Bu nedenle Yüksekova’da Asmin Sanat Tiyatrosu’nun açılmasını yalnızca bir sanat etkinliği olarak görmemek gerektiğini düşünüyorum.
Bu, aynı zamanda gençlerimize verilmiş kıymetli bir mesajdır:
“Sizin hayalleriniz için de bu şehirde bir yer var.”
Ve belki bugün Yüksekova’nın en çok ihtiyacı olan şeylerden biri tam da budur.
Gençlerimizin yalnızca sorunlarını konuşmak değil, hayallerini de konuşmak.
Onlara ne yapmamaları gerektiğini anlatmak kadar,
ne yapabileceklerini göstermek.
Çünkü bir genci karanlıktan uzaklaştırmanın yollarından biri, ona yalnızca karanlığı göstermemektir.
Bir ışık da göstermektir.
Bazen o ışık bir öğretmenin cümlesidir.
Bazen bir arkadaşın elidir.
Bazen bir kitabın sayfasıdır.
Ve bazen…
Bir tiyatro sahnesinde yanan küçücük bir ışıktır.
O ışık büyür.
Bir gencin içinde büyür.
Sonra başka bir gence geçer.
Ve belki bir gün bütün bir şehrin kültürüne dönüşür.
Yüksekova’da Asmin Sanat Tiyatrosu’nun açılması dileğiyle; sahnelerimiz çoğalsın, gençlerimizin hayalleri çoğalsın, sanat çoğalsın.
Çünkü bir şehrin geleceğini değiştirmek bazen çok büyük adımlarla değil,
bir gence “Senin için de bir yer var” diyebilmekle başlar...
“Yüksekova’nın çocuklarına,gençlerine sanat alanı açmak, geleceğe yatırım yapmaktır.”
