İnsanlık, ilk alışverişin yapıldığı o kadim günden beri, bir şeyleri borç alıp vermenin kıyısında yaşadı. İlk takas, iki insan arasında bir denge kurarken, zamanla bu denge bozuldu ve bir tarafın diğerine üstün geldiği, hükmettiği bir alana dönüştü. İşte tefecilik, o bozulmanın en vahşi, en sistematik ve en insafsız yüzüdür.

Tarihin Kanlı Defteri: Sümer Tarlasından Dijital Kulelere
Tefecilik, binlerce yıl önceki bir çiftçinin gözyaşıyla başlayan, bugün ise modern dünyanın camlı kulelerinde işlenen bir kusurdur. Tarihin tozlu sayfalarında, Orta Çağ'da Avrupa'da sinagoglardan ve katedrallerden nefretle anılırken, Rönesans'la birlikte bankerlerin masalarına kuruldu. Osmanlı'da sarrafların tezgâhlarında başlayan bu yolculuk, bugün dijital ekranlardan, anlık kredilerle damarlarımıza enjekte ediliyor. Değişen tek şey, faiz oranlarının rakamları ve borç senedinin rengi oldu. Özünde ise aynı kadim gerçek yatar. Zor zamanın fırsatçılığı, insan onurunun pazarlığı.

Yüksekova'nın Kanayan Yarası: Tahakkümün Pençesinde Bir Coğrafya
Yüksekova, tefeciliğin buz gibi pençelerini en derinden hissettiği, ruhunun en kanlı yaralarını sardığı bir yerdir. Burada tefecilik, sadece bir ekonomik faaliyet değil, aynı zamanda bir tahakküm aracı, bir umut avcılığıdır. İşsizlik ve yoksulluğun kıskacında kıvranan insan, bir çare bulma umuduyla tefecinin kapısını çalar. Ve bu kapı, bir daha kapanmamak üzere ardına kadar açılır. Alınan her avans, hayatın her alanına sızan bir sarmaşık gibi büyür. Borç, kefalet, kefalet ise namus, toprak ve haysiyet üzerinden tahsil edilir.

Aynı Karanlığın İki Yüzü: Sömürü ve Ayrıştırmanın Kader Birliği
Tefecilik nasıl ki insanın cebindeki son kuruşu, son alınterini ve yüreğindeki son ümidi sömüren görünmez bir sömürü mekanizmasıysa, aşiret ayrıştırmacılığı da tam olarak aynı karanlık işlevi görür. Zira aşiretçilik, tıpkı tefeci gibi, insanların arasına girdiği gibi onları birbirine düşman eder, ayrımcılığı faiz gibi katlayarak büyütür ve toplumun en değerli sermayesi olan gençleri, tıpkı borç senetleri gibi saflara böler.

Bir borçlu tefeciye senet verirken nasıl onun özgürlüğünü çalıyorsa, aşiretçilik de gençlere kimlik vaat ederken aslında onların ortak geleceğini, paylaşılmış umutlarını ve kardeşçe inşa edilecek yarınlarını rehin alır. Her "biz" ve "onlar" ayrımı, tefecinin defterindeki bir kara kalem gibidir. Borçlandırılmış her genç zihin, ayrıştırmanın karanlık kasasında ipotekli bekler. Yüksekova'nın dar sokaklarında tefeci, para karşılığında toprak ve namus alıyorsa, ayrıştırıcı aşiret zihniyeti de kardeşlik karşılığında gençlerin geleceğini alır. İkisi de aynı kaderin cellatlarıdır. Biri maddi borçla zincire vurur, diğeri manevi ayrımla prangaya. Biri cüzdanı boşaltır, diğeri ruhu, biri evleri yıkar, diğeri mahalleleri.

İki Ateş Arasında: Faizin Soğuk Hesapları, Aşiretçi Zihniyetin Sıcak Kışkırtmaları
Tefecilik, işsizliğin getirdiği çaresizliği fırsat bilip borç batağında boğarken, aşiret ayrımcılığı, işe yarar bir kardeşlik yerine kan davaları ve kutuplaşmalar inşa eder. Ve en vahimi, tefeci kazandığı her faizi cebine atarken, ayrıştırıcı zihniyet de kazandığı her yeni taraftarı, kendi kirli siyasetinin ve çıkar hesaplarının tahtına oturtur. Böylece Yüksekova, bir yanda faizin soğuk hesaplarıyla, diğer yanda aşiretin sıcak ama yıkıcı kışkırtmalarıyla iki ateş arasında kavrulur.

Dayanışmayla Yıkılan Karanlık İttifak
Oysa Yüksekova hepimizin ortak çatısıdır. Tıpkı tefeciliğin ancak dayanışmayla kırılabileceği gibi, aşiretçilik ayrıştırmacılığı da ancak tek bir çatı altında birleşmiş iradeyle yok edilebilir. Borçlar faizle değil, omuz omuza üretimle ödenir. Kutuplaşmalar, ortak sofrada paylaşılan ekmekle unutulur.

Yüksekova'nın kurtuluşu, ayrıştırıcı zihniyetin maskesini düşürmekten, gençleri birbirine düşman eden her iki illetin de aynı karanlık ailenin çocukları olduğunu görmekten geçer. Unutmayın tefeci, borçluya yalnız olduğunu hissettirerek güçlenir. Aşiretçi zihniyet ise gençleri yalnızlaştırarak. Oysa Yüksekova’nın gerçek gücü, tefecinin defterini yırtan ortak direnişte, aşiretçilik sınırlarını yıkan kardeşlikte gizlidir.