Bir esnaf dükkânını açtığında, içeri giren ilk müşteriyi değil; ay sonu gelen kirayı düşünüyorsa, orada ticaret değil; bir can pazarı vardır. Yüksekova’da esnaf olmak, son yıllarda alışverişten çok, kira dayatmasına karşı direnmek demek. Bu ilçede bir iş yeri açmak; sabah erkenden kepenk kaldırmak, vitrini düzenlemek, mal siparişi vermek değildir. Yüksekova’da esnaf olmak; önce “kirayı denkleştirebilir miyim?” sorusuyla uyanmak, ardından “acaba bu ay kaç esnaf daha kepenk kapatacak?” endişesiyle günü tamamlamaktır. Aynı kaderi paylaşan esnaflar, aynı çıkmazın içinde debelenir. Birinin cirosu düşer, diğerinin kirası fırlar. Ama ikisi de aynı soruya mahkûmdur: Bu dükkân daha ne kadar dayanır?

Yüksekova’da Kiralar Van veya İstanbul gibi büyükşehirleri çoktan aşmış durumda

Bu hikâyenin ilk ve en ağır cümlesi, fahiş kira artışlarıyla yazılır. Yüksekova’da iş yeri kiraları, Van veya İstanbul gibi büyükşehirleri çoktan aşmış durumda. Oysa ilçenin ticari hacmi, nüfusu ve alım gücü ortadadır. Vatandaşın cebi boş, esnafın kasası boştur. Fakat mülk sahiplerinin beklentisi, bu gerçekliğin çok uzağında, hayali bir piyasanın fiyat etiketleriyle doludur. Cengiz Topel Caddesinde 150 bin liraya dayanan kiralar, GÜNGÖR CADDESİNDE yüzde 300 artan dükkan kiraları esnafın sırtında yalnızca bir fatura değil; aynı zamanda bir çöküş senedidir. Yüksekova’da bir esnafın en ağır yükü sırtındaki kira değildir; dilinin altında sakladığı cümlelerdir. Bu ilçede kiraya itiraz etmek, yalnızca rakamlarla pazarlık etmek anlamına gelmez; çoğu zaman dükkânın anahtarını masaya bırakmayı göze almak demektir. Mülk sahibinin “üç ay içinde çık” sözü, esnafın boğazına çöken en sert faturaya dönüşür. Ses çıkaranın kapısına kilit iner, susanın omzuna yüzde 300 zam bindirilir.

356 esnaf kepenk kapattı!

Tüm bunların sonunda, soğuk bir ticaret istatistiği olarak karşımıza çıkan tablo ise ürpertiyor. Yalnızca 2025 yılında Yüksekova’da 356 esnaf kepenk kapatmış ve sadece 174 yeni işyeri açılmıştır. Bu rakamlar, bir ilçenin ticaret haritasının değil; bir direnişin kayıp listesidir. Her kapanan dükkân, yalnızca bir işletmenin iflası değil; bir ailenin geçim kapısının kapanması, bir ustanın yetiştirdiği çırağın işsiz kalması, bir caddenin ışığının sönmesidir.

Gever İş Merkezi’nde karanlığa bir kibrit çaktı!

Bu tabloda vicdanın sesi, bazen makul örneklerle yankı bulur. Gever İş Merkezi’nde TÜFE oranı esas alınarak yapılan yüzde 35’lik kira artışı, Yüksekova’nın alışık olmadığı bir dengenin habercisi gibidir. Burada mülk sahipleri, kısa vadeli kazancı değil; uzun vadeli ticari sürdürülebilirliği tercih etmiştir. Esnafın yüzünü güldüren bu örnek, aslında ilçede kira sorununun “çözümsüzlük” olmadığını; çözümün irade, vicdan ve adaletle mümkün olduğunu gösterir . Fakat ne yazık ki bu örnek, karanlıkta yanan tek bir kibrit gibidir; etrafı hâlâ fırsatçılığın ve denetimsizliğin koyu gölgesiyle sarılıdır.

Esnafın bu yükün altında ezilmemesi için Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı İrfan Sarı’nın girişimleriyle gündeme gelen Yer Altı Çarşısı Projesi ise bir umut ışığı olarak belirir. Cengiz Topel Caddesi’ndeki 15 Temmuz Şehitler Parkı’nın altına inşa edilmesi planlanan 100 dükkanlık bu çarşı, yalnızca bir ticaret alanı değil; esnafı kira esaretinden kurtaracak bir özgürlük vaadidir. Proje hayata geçtiğinde piyasada iş yeri arzı artacak, fahiş kira fiyatları talep baskısıyla gerileyecek, küçük esnaf bir arada dayanışmayla ticaret yapabilecektir. Bu proje, Yüksekova’nın ticaretinde yeni bir sayfa açma iddiası taşır. Ancak o sayfa henüz yazılmamış, mürekkebi kurumamıştır.

Bir esnafın alın teri, bu zorluklardan daha kıymetlidir

Kira fiyatları yükselir; ama irade daha yüksekte durabilir. Mülk sahibi kısa vadeli kazancı seçer; ama vicdan daha uzun vadeli bir kazancı işaret edebilir. Devlet denetimsiz kalır; ama toplumsal dayanışma, o denetimsizliğin açtığı yaraları sarabilir. Yüksekova’nın caddeleri dar, kiraları yüksek, ticareti kırılgan olabilir. Fakat bir esnafın alın teri, bu zorluklardan daha kıymetlidir. Yeter ki o alın teri, fırsatçılığın insafına bırakılmasın. Çünkü kira ne kadar yüksek olursa olsun, onu ödeyemeyen esnafın sessiz çığlığı, bütün fiyat etiketlerinden daha yüksek seslidir. Kader olan COĞRAFYA değil, o coğrafyada esnafı yalnız bırakan, fahiş kiralarla sınanan ellerin kurduğu düzendir.